Koynumda yalnızlık uyur yokluğunda


soğuk bir rüzgar estiğinde...

sözler kağıda dökülmüş gözyaşlarıdır
bunu sadece şairler bilir


kalabalığın boğazında düğümlenir yalnızlık
mesafeler
ağladığımı hiç görmediler
kenetlenmiş bu siyah boşluğa düşerken

uçmayan kanatlarımız kanıyor



uzun
upuzun dakikalar boyunca
sevgi mevsimlerini topladım heyecanla
bize ait bir yerlerde
herhangi bir şarkı tutturmuş
söylüyorduk dağlara doğru
sesimiz eşlik ediyordu bulutlar,yağmurlar


alkışı bilmeyen ellerimiz kanıyor


gösterilen yollar boyunca yürüyor
birlikte gülüyorduk
gözlerimiz çok gözlü şehirler gibiydi
ve kar yağıyordu biz gülerken bu şehrin omuzlarına


bir kül sancısı doğurur gözleri mavi çocukluğumuzun
yönünü şaşırır ismi unutulmuş
bir kuşluk vakti çivilenmiş levhalar
soyut bir sessizlik dile gelir
dağıtır
katlanıp duran,omurgası çıkık kaldırımları


dik durmayan gövdelerimiz kanıyor


yalnızlığın kanadını öper bir kırmızı
yıldızların ağrıyana ayakları değer
hummalı yorgunluklarımıza
uyumak yasak

çok boyutlu ummanlar gibi
saçlarımız kurur bir ayın altında
fırtınalar yağmuru saklar koyunlarında
tanıklık yanı başımızda
namusundan vurulurken ruhumuz

görmeyen gözlerimiz kanıyor


bu şaşkınlıkla yavaş yavaş iyileşecek yaralarımız
toprak en bakir haliyle sürüklenecek
zamanıdır artık
serçenin bu şehre yağmasının


dilimde tanımı yapılmamış bir acı
adı konulmamış çiçekler açtı
yıldızlar çarpıyor ışık şık
sen diye diye
soğuk bir rüzgar estiğinde