Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree5Beğeniler
  • 2 Post By Alabora
  • 1 Post By Teksin
  • 1 Post By KayRa
  • 1 Post By Alabora
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
10 Mart 2015
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
1.112
Seslenildi
194 Mesaj
Etiketlendi
16 Konu
Ruh Hali
Happy

Standart Ya İçindeyiz Hayatın Ya da.

11 Nisan 2015
1



Her işin bir çıraklık, kalfalık, bir de ustalık dönemi vardır. İyi usta olacaklar daha kariyerlerinin ilk yıllarında belli olurlar ve başarı için pek çok bedel öderler. Elde edilen başarıda ise sadece kendi renklerini taşırlar…
Sultan bir gün komşu ülkeyi ziyarete gider. Mükemmel ağırlamanın yanı sıra, sultanı etkileyen bir başka şey daha olmuştur. Komşu ülkenin sultanının sarayının duvarları öyle bir tuğladan yapılmıştır ki, alır götürür bizim sultanı başka bir dünyaya. Öyle bir renktir ki, tarifi olanaksızdır. O kırmızıdır yangın gibi, o kahverengidir içini çarpan, o kızıldır, o her renktir velhasıl. Ülkesine dönünce emir salar dört bir yana, ” benim ülkemin ustaları da yapar mutlaka böyle bir renkten tuğla, tez getireler numunelerini.” Ama gelen örnekler tatmin etmez sultanı. Bunun üzerine ödül koyar sultan; istediği renkte bir tuğla getirene servet vaat eder. Nafile, ülkenin tüm ustaları ucunda servet de olsa başaramazlar, istenen rengi tutturamazlar. Sonun vezirlerden birinin kulağına ülkenin bir köşesinde bilge, kendi halinde yaşayan bir ustanın şöhreti gelir. Yapsa yapsa o usta yapar,o rengi o tutturur der. Sultan kendisi gider ustanın ayağına, tutsağı olduğu rengi bulacak adama değer çünkü bu. Usta anladım der, ben o rengi tanıdım, bilirim nasıl bir tutku yarattığını, yapmaya çalışırım ve yaparım, lakin vakit ister. Sultan vakit verir, ödülü de kendisinin seçmesini ister. Usta bir ayda yerine getirecektir görevi, o eşsiz rengi, canım karışımı bulacaktır. Usta çalışmaya başlar, dener, dener. Her türlü maddeden renk çıkarmaya çalışır. Dener, dener. Günler hızla geçmeye başlar. Yapılan tuğlalar fırından çıktıklarında bir türlü tatmin etmez ustayı. Oysa söz vermiştir sultana, yaparım demiştir; tuttururum o rengi, bilmez miyim nasıl aranır o renk? Günler sayılıdır. Usta rengi tutturamamanın verdiği eziklikle daha da yoğunlaştırır çalışmalarını. Gece demez gündüz demez çalışır, dener. Ama olmaz işte kendi beğenmemiştir ki, işte budur deyip götürsün sultana. Son bir umut daha kalmıştır bir ayın dolmasından önceki son gece. O karışımı da gönlünün tüm zenginliğini, renklerin tüm çapkınlığını, maddelerin tüm çekiciliğini karıştırarak yaratmaya çalışır usta. Fırına atar tuğlaları ve bekler. Sonuç ne yazık ki düş kırıklığıdır. Verilen söz tutulamamıştır, denenecek başka bir yol da yoktur. Usta her şeyini koymuştur ortaya ama olmamıştır. Yangın, ateş, ustanın bağrına çöker. Fırının alevleri çağırır onu gel diye. O da reddetmez bu daveti. Ertesi gün süre dolduğu için sultan kendisi gelir ustanın yerine sonucu görmek için. Usta görünürde yoktur ama fırında bir şeyler vardır. Fırının kapağı açılır ve tuğlalar dışarı çıkarılır. Sultan kendinden geçmiş tutkuyla aradığı renge kavuşmanın mutluluğuyla yaşamaktadır. ” Bulun ustayı gelsin saraya, ne dilerse verilecektir kendine, hatta fazlasıyla verilecektir. ” diye emir buyurur.
Bu öyküden bir çok hisse çıkartılması mümkündür. Ancak ben bireysel dersler yerine öykünün toplam mesajı üzerinde durmak istiyorum. Şöyle bir geriye yaslanın ve geçmişe bakın. Lise bitirme sınavına nasıl çalıştınız, ya üniversite giriş sınavına? Üniversiteyi bitirirken çektiğiniz zorluklar, bitirme ödevleriniz, daha sonra ilk iş arayışlarınız, reddedilişiniz, ilk işe başlamanız, ayrılmanız, askerlik, size acı çektiren sevgiliniz. Velhasıl tüm uğraşılarınız, çabalarınız, savaşımlarınız, aldanışlarınız, kazanımlarınız. Tüm bunları şöyle bir gözden geçirin bakalım. Ya bugün bulunduğunuz yer? Buraya uçarak yada gökten zembille gelmediniz.hep geçmişteki uğraşılarınız ve didinmelerinizle ulaştınız bu güne. Yarında yine kendi çabalarınızla ulaşacaksınız. Burada en önemli etken sizsiniz. Siz hayatın içine daldınız ve kendi renginizi yarattınız. Siz olmasaydınız, sizin didinmeleriniz, hayal kırıklıklarınız, sevinçleriniz olmasaydı, yani siz kendinizi hayatın içine atmasaydınız bu günkü siz olmazdınız. Yarın ne mi olarak? Tabi bugünkü karışımlar ve fırınlara girme kararınız yönlendirecek yarını da.

Teksin ve KayRa bunu beğendiler.
Teksin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
24 Mart 2015
Bulunduğu yer
Mavinin yeşile döndüğü yerden
Mesajlar
907
Seslenildi
147 Mesaj
Etiketlendi
12 Konu
Ruh Hali
Angelic
Standart Cevap: Ya İçindeyiz Hayatın Ya da.
11 Nisan 2015
2
Çok güzeldi, bizimle paylaştığınız için teşekkürler
Alabora bunu beğendi.
Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
07 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Kalplerde
Yaş
40
Mesajlar
215
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Standart Cevap: Ya İçindeyiz Hayatın Ya da.
11 Nisan 2015
3
paylaşım için tşkler
Alabora bunu beğendi.

Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum
Ama ben kendimi
Henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan
Düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum.

Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
10 Mart 2015
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
1.112
Seslenildi
194 Mesaj
Etiketlendi
16 Konu
Ruh Hali
Happy
Standart Cevap: Ya İçindeyiz Hayatın Ya da.
11 Nisan 2015
4
Teksin Nickli Üyeden Alıntı
Çok güzeldi, bizimle paylaştığınız için teşekkürler
Rica ederim
Teksin bunu beğendi.
Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
10 Mart 2015
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
1.112
Seslenildi
194 Mesaj
Etiketlendi
16 Konu
Ruh Hali
Happy
Standart Cevap: Ya İçindeyiz Hayatın Ya da.
11 Nisan 2015
5
KayRa Nickli Üyeden Alıntı
paylaşım için tşkler
Rica ederim kardeşim
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj