Reşat Nuri GÜNTEKİN - Kızılcık Dalları Romanının Özeti

Kızılcık Dalları Kitabının Özeti

Kızılcık Dalları (Reşat Nuri GÜNTEKİN) Kitabının Özeti

KİTABIN KONUSU

Nadide Hanım’ın yetim olarak konağa aldığı Gülsüm ve onun konak hayatı boyunca başından geçenlerimaruz kaldığı haksızlıkları anlatan bir kitap.

KİTABIN ANA FİKRİ

İnsanoğlunun ne kadar iki yüzlü olabileceğinine yaparsanız yapın yaranamayacağınızımenfaatlerin daima kişiliğin önüne geçtiğinivurdumduymazlığınedepsizliğinfitne ve dedikoduculuğun oluşturduğu sağlıksız ilişkilerin topluma verdiği zararları anlatıyor.

KİTABIN ÖZETİ

Nadide HanımPendik istasyonunda Bolu’dan gelecek ortanca kızını bekliyordu.Nihayet Adapazarı postası gelmişNadide Hanım’ın misafirlerinden başka orta yaşlı bir köylü ile iki çocuk inmişti.Belli ki adamım yola devam edecek parası yoktu.O gün akşam Nadide Hanım’ın evinin karşısında kamp kurmuşlargeceyi orada geçirmeyi planlamışlardı.Nadide Hanım onları görünce dayanamamış eve almıştı. NadideHanım’ın büyük kızıyani Ğülsüm’ün yanında evlatlık olarak kalabileceğini ifade etmiş ve bu teklif de yaşlı adam tarafından kabul görmüştü.Fakat Gülsümküçük kardeşi İsmail’e inanılmayacak kadar bağlıydı.Onu İsmail’den ayırmak imkansız gibi gözüküyorsa da Gülsümayrılığa katlanmışacısını bir iki gün içinde hazmetmişti.

Gülsüm evlatlık olarak alındığı bu evde evin en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes tarafından horlanıyorher zaman suçlu bulunuyorazarlanıyordövülüyordu.Gülsüm ‘ü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarına rağmen o herkesin yardımına koşuyordu.Her olayda her konuşmada İsmail’i anar bu da ev halkını sıkardı.İsmail’e mektup yazabilmek için okula gitmişse de okuma yazma öğrenememiş;evdeki eskileri ona göndermek için toplamışonunla görüşmek için para biriktirmeye çalışmış;fakat her defasında başarısız olmuştu.Aslında Nadide HanımGülsüm’ü evin en küçük çocuğu Bülent’e bakması için evlatlık edinmişse de Gülsüm İsmail’den başka birşey düşünmüyordu.Ona İsmail’i unutturmak için Bülent’in süt ninesinin aklına bir fikir geldi.Gülsüm’e İsmail’in öldüğünü söyledi.Gülsüm birkaç gün ağlayıp sızladıktan sonra onun acısını da gömmüştü yüreğine.Gercekten bu olaydan sonra Bülent’e ilgi göstermeye başlamışonun etrafında pervane olmuştu.Çocuk Gülsüm’ü o kadar çok seviyordu ki ne derse yapıyordu.Seneler geçtikçe Bülent Gülsüm’e ters davranmaya başladı ve bir kaza sonucu Bülent’in kolunun kırılmasıyla Gülsüm’den ayırdılar.
Gülsüm’ün hayatı ev işi yapmakla ve evdekilere yardım etmekle geçtiği için belli bir iş öğrenememişti.Büyüyüp genç kız olan Gülsüm’ün konakta geçirdiği yedi senelik hayatı ona anlatmıştı ki:ne kadar koşsa yeterli görülmeyecek daha fazla koşsun diye dövülmeye devam edilecekti.Yenecek kızılcık dallarının yekunu degişmeyecekse niye kendini boşuna yormalıydı.
Bu yaz yine Pendik’teydiler.Orada merhum Paşa’nın oğlu süt biraderi Cafer Bey’in oğlu Murat ile karşılaştılar.Murat’ın karısı verem olmuş onu temiz hava alması için Pendik’e sahil kenarına getirmişlerdi. Ama kadının durumu ciddiydi ve yakında ölecekti. Yani iki çocuklu Murat’ın hali perişandı. Hasta ziyaretine giden Nadide Hanım Gülsüm’ün hastanın yanında kalmasını uygun buldu.Bu Gülsüm için kaçırılmaz bir fırsattı. Çünkü kafasını dinleyebilecekti. Hastanın durumu ağırlaştıkça Murat Bey süt nine ile iş birliği yapıp Saniye’yi almak istiyordu.Kadın ölürken Gülsüm’e : ”Eğer ölürsem ve Saniye’yi Murat ile evlendirirlerse ölüm döşeğine düşsünlerevlatlarını görmesinlerbenim gibi onlar da gözünün önünde ölsünler”dedi.
Kadının ölmesiyle konağa dönen Gülsümevlenme hazırlığı yapan ev halkına durumu anlatmış ve olacakları beklemeden evi terk etmişti.

Aradan seneler geçmiş Dürdane karaciğerinden Saniye apandisten Şakir Bey kalp hastalığından ölmüş çocukların herbiri bir tarafa dağıtılmıştı. Nadide Hanım Ankara’da akrabalarının yanında kalıyordu. O gece eğlenmek için dışarı çıkmışlarherkes tarafından sevilen ve herkesin hayranı olduğu güzel kanto söyleyen küçük Gülsüm’ü gördüler. Evet kanağın en üst katındaki çocuk tiyatrosunun yatak çarşafından perdeler arasındasıvanmış kollarıağlamaktan boyaları birbirine karışmış yüzü ile kanto söyleyen küçük Gülsüm’dü bu.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Nadide Hanım: İyi niyetlien olmadık zamanda hiç olmayacak şekilde birşeyler çıkarıp üzülen kederli vefasız korkak bir karaktere sahip.

Gülsüm: Yalancı edepsiz ve şirret nihayetsiz derecede yüzsüz ve haysiyetsiz gayet fitne ve dedikoducudur.

Kara musallalı süt nine nine bağlı kendini sevdirmek ve saydırmak ilmini iyi bilen ağırbaşlı orta yaşlı bir kadın.

Saniye: Güzel alımlı fakat hırçındır.

Lala Tahir Ağa: Yalancıazardan utanmaz nasihatlere aldırmaz menfaat düşkünü bir kişiliğe sahiptir.

Murat: Zengin duygulu boş konuşan geveze bir kişiliğe sahiptir.