Vah Vah Dedirten İki İbret Belgesi!.. | Uğur Dündar
Yüreğimizi yakan şehit haberlerinin acısını yaşadığımız şu günlerde, size iki ibret belgesi sunacağım.
İçinde bulunduğumuz “kaotik” ortamın nedenlerinden söz ederken; “400 milletvekili olsaydı…” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı sırasında kendisiyle yapılan röportajda bakın demokrasiyi nasıl tanımlamış?:
İçinde bulunduğumuz “kaotik” ortamın nedenlerinden söz ederken; “400 milletvekili olsaydı…” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı sırasında kendisiyle yapılan röportajda bakın demokrasiyi nasıl tanımlamış?:
“Bir fazilet rejimi olarak takdim edilen demokrasinin ana özelliği; çoğunluğu elde etmektir. Yani yüzde 51, yüzde 49’a tahakküm eder. Oysa bize göre yüzde 99’un, yüzde 1 üzerinde dahi tahakküm kurma hakkı yoktur! Bir ferdin dahi bir ülke menfaati için hakları elinden alınamaz. Bizim geçmişimiz bunun referansları ile
doludur…” (Metin Sever-Cem Dizdar, 2.Cumhuriyet Tartışmaları, 1993-Ankara)
doludur…” (Metin Sever-Cem Dizdar, 2.Cumhuriyet Tartışmaları, 1993-Ankara)
* * *
Neymiş?
Fazilet rejimi olan demokraside yüzde 99’un bile, yüzde 1’e tahakküm etme hakkı yokmuş!
Yüreğimiz yanmasa, acılarımız olmasa; bırakın yüzde1’i, yüzde 60’a bile neredeyse “yaşam hakkı” tanımayan muktedirin bu sözleri için “Gel de gülme”diyeceğim!
Neymiş?
Fazilet rejimi olan demokraside yüzde 99’un bile, yüzde 1’e tahakküm etme hakkı yokmuş!
Yüreğimiz yanmasa, acılarımız olmasa; bırakın yüzde1’i, yüzde 60’a bile neredeyse “yaşam hakkı” tanımayan muktedirin bu sözleri için “Gel de gülme”diyeceğim!
* * *
Tayyip Erdoğan bir başka soruyu ise “Kürtler ayrı yaşamak isterlerse, Osmanlı’daki eyalet sistemine benzer bir şey yapılabilir” diyerek yanıtlamış.
Tayyip Erdoğan bir başka soruyu ise “Kürtler ayrı yaşamak isterlerse, Osmanlı’daki eyalet sistemine benzer bir şey yapılabilir” diyerek yanıtlamış.
İşte röportajın “ibret belgesi” niteliğindeki o soru-cevap bölümü:
SORU: Milli bütünlüğün korunmasından söz ettiniz. Bu değişim süreci içerisinde eğer ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içinde kalmak istemezlerse ne olacak?
ERDOĞAN: Bu durumda belki Osmanlı Eyaletler Sistemi benzeri bir şey yapılabilir.
SORU: Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse…
ERDOĞAN: Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa, kurar. Ama kudreti yoksa…
SORU: Buna hakkı var mıdır? Kudreti olmayabilir…
ERDOĞAN: Bu hakkı kimden isteyeceği önemlidir.
SORU: Hak istenmez. O hak ya meşrudur ya da değildir. Burada sorulan o; meşru mudur?
ERDOĞAN: Bütünlük içinde evet, ama coğrafi ayrılık içerisinde hayır.
SORU: Coğrafi bütünlükten kastınız Misak-ı Milli sınırları mı?
ERDOĞAN: Ona orda hudut tayin edemem.
SORU: O zaman bu hak da meşru değildir diyorsunuz?
ERDOĞAN: Eyaletler tarzı bir sistem içinde olabilir diyorum.
ERDOĞAN: Bu durumda belki Osmanlı Eyaletler Sistemi benzeri bir şey yapılabilir.
SORU: Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse…
ERDOĞAN: Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa, kurar. Ama kudreti yoksa…
SORU: Buna hakkı var mıdır? Kudreti olmayabilir…
ERDOĞAN: Bu hakkı kimden isteyeceği önemlidir.
SORU: Hak istenmez. O hak ya meşrudur ya da değildir. Burada sorulan o; meşru mudur?
ERDOĞAN: Bütünlük içinde evet, ama coğrafi ayrılık içerisinde hayır.
SORU: Coğrafi bütünlükten kastınız Misak-ı Milli sınırları mı?
ERDOĞAN: Ona orda hudut tayin edemem.
SORU: O zaman bu hak da meşru değildir diyorsunuz?
ERDOĞAN: Eyaletler tarzı bir sistem içinde olabilir diyorum.
* * *
Okuduğunuz gibi, adına “açılım” denilen ve “eli silahlı” PKK ile kapalı kapılar ardında sürdürülen müzakere sürecinde Erdoğan’ın gönlündeki modelin “Osmanlı Eyalet Sistemi” olduğu ve “özerkliğe” bu çerçevede sıcak baktığı anlaşılıyor. Bunu da; ta 12 yıl önce dillendiriyor!..
Ayrıca; “Bu topraklar üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa; kurar” diyor.
Okuduğunuz gibi, adına “açılım” denilen ve “eli silahlı” PKK ile kapalı kapılar ardında sürdürülen müzakere sürecinde Erdoğan’ın gönlündeki modelin “Osmanlı Eyalet Sistemi” olduğu ve “özerkliğe” bu çerçevede sıcak baktığı anlaşılıyor. Bunu da; ta 12 yıl önce dillendiriyor!..
Ayrıca; “Bu topraklar üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa; kurar” diyor.
* * *
O zaman sormak gerekir;
Oslo’da İngiliz’in önünde kurulan masada MİT görevlilerinin PKK’lılara “Şehirleri patlayıcıyla doldurdunuz” şeklindeki itirafları bir bakıma “Palazlanmanıza, güç ve kudret sahibi olmanıza göz yumuyoruz” anlamına gelmiyor muydu?
Bunu söyleyenlerin asıl görevi; kentlerimizin birer “patlayıcı deposu haline getirilmesini ve terör örgütünün güçlenmesini önlemek” değil miydi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bunlar açılım sürecinde silahlandılar” şeklindeki sözleri de bu itirafın en yetkili makamca “tescili” olmuyor mu?
* * *
Geliyoruz en vahim yanlışa…
AKP; Ortadoğu’da yeniden Osmanlı hayali peşinde koşarken, PKK-PYD; Suriye’nin kuzeyinde rüyalarında bile göremeyecekleri “gücü ve toprağı” kazandı mı?
Evet, hem toprak, hem de muazzam silah gücü kazandı!
Arkasına da coğrafyamızı yeniden şekillendiren küresel gücü, yani ABD’yi aldı mı?
Aldı!..
Şimdi kalkmış “Dağdaki son terörist temizleninceye kadar bu işin peşini bırakmayacağız” diyor.
“Açılım” sürecinde yaptığı feci yanlışları hâlâ göremiyor, coğrafyamızdaki değişen dengeleri hiç okuyamıyor.
Olan da kahraman vatan evlatlarına oluyor!..
* * *
Sevgili Okurlarım, bugün 9 Eylül…
İzmir’in Kurtuluşu’nun 93.Yıldönümü…
Her şeyimizi, özgürlüğümüzü; hatta “nefes alışımızı” bile borçlu olduğumuz 30 Ağustos Zaferi’nin taçlandığı gün.
Hiç kuşkunuz olmasın ki bu zor günleri de atlatacağız ve asla umutsuzluğa kapılmayacağız.
Önderimiz Atatürk’ün ışıklı yolunda ilerleyerek karanlıkları aşacağız.
Çünkü başka Türkiye yok!..
9 Eylül 2015
- - - - - - Sözcü - - - -

8Beğeniler








Normal