Osmanlı dönemi Ermeni tiyatro yazarı Hagop Baronyan’ın oyunu ‘Şark Dişçisi’ hafta sonu, Anadolu Kültür aracılığıyla Ermenistan’a seyahat etti. Diplomatik ve teknik aksaklıklara inat; Marta, Taparnigos, Tovmas, Sofi ve diğerleri Türkçe sözlerle Gümrülü ve Erivanlı izleyicinin karşısındaydı.


Anadolu Kültür’den “Ermenistan-Türkiye Arasında Normalleşmeye Katkı Projesi kapsamında Gümrü ve Erivan’a Bursa Nilüfer Tiyatro’nun ‘Şark Dişçisi’ oyununu götürüyoruz, bizimle olmak ister misin?” şeklinde gelen daveti kabul ederken, ne ‘tarihi anlara’ ne de –handiyse- ‘inadına’ hayata geçirilen bir projeye tanıklık edeceğimi getirmiştim aklıma. 1800’lerin ikinci yarısında İstanbul’da yaşamış Osmanlı Ermenisi oyun yazarı, mizah ustası Hagop Baronyan imzalı ‘Şark Dişçisi’ni, Baronyan’ın dilini konuşan topraklara, Ermenistan’a götürmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını; bizi Erivan Zvartnots Havaalanı’ndan Gümrü’ye götüren otobüste, yönetmen Engin Alkan’ın oyun ekibine seslenişi esnasında hissediyorum ilkin. Alkan, ‘tehditvari’ mail’leri anımsatıyor. Politikalar üstü bir nedenle burada bulunduklarını, kemikleşmiş önyargıları harekete geçirebilecek davranışlardan çekinmeleri gerektiğini anımsatıyor.

TERK EDİLMİŞ BİR SALONDA...
Geçen cumartesi sabaha karşı vardığımız, Kars’ın yanı başındaki Gümrü, Ermenistan’ın ikinci büyük kenti ve lakin ‘88 depremindeki çöküntünün izleri hâlâ bariz. Gümrü ile Bursa arasında, ‘Ermenistan-Türkiye Arasında Normalleşmeye Katkı Projesi’ kapsamında, bir dizi sanat etkinliği yapılmakta. Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’dan projenin aslen Çanakkale Bienali vesilesiyle Çanakkale ile yürütülmesinin planlandığını öğreniyoruz. Bienalin iptal edilmesi ve devamındaki sorunlar neticesinde Çanakkale ile ortak çalışma mümkün olamıyor. Projeyi gerçekleştirmek üzere kapılarını çaldıkları belediyeler arasında kapıyı çekinmeden açan da Bursa’nın Nilüfer Belediyesi oluyor. Güzel tesadüf ki burası, bu sezon ‘Ermenilerin Moliere’i Hagop Baronyan’ın ‘Şark Dişçisi’ oyununu sahneleyen ve oyunu Ermenistan’a götürmek için daha önce girişimde bulunan ve diplomatik kısıtlar nedeniyle bunu gerçekleştiremeyen Nilüfer Tiyatro’nun da yuvası...


Bir buçuk asır boyunca Türkçeye tercüme edilmemiş, unutulmuş, unutturulmuş bir metin ‘Şark Dişçisi’. Türkiye’de Batılı tiyatronun temelini oluşturmuş olsalar da resmi söylemce görmezden gelinen Ermeni tiyatroculardan Hagop Baronyan’ın imzasını taşıyor. Engin Alkan’ın metinle tanışması ve önce İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ses getiren bir prodüksiyon olarak, sonra Nilüfer Tiyatro’da yorumlaması ise Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun çabalarıyla metnin gün yüzüne çıkarılmasının akabinde gerçekleşiyor. Baronyan, Ermenistan’da ortaokul çocuğundan market çalışanı genç kadına herkesin iyi tanıdığı bir isim. Hal böyle olunca, Türkiye’den bir ekibin bu meşhur oyunu Ermenistan’da Türkçe (Ermenice üst yazıyla) oynamaya gelmeleri, heyecan göstergesini yukarılara taşıyor.


Nilüfer Tiyatro ekibi, oyun öncesi, Tekstil Kültür Merkezi'nin önünde.

Plan, oyunun önce Gümrü’de, ardından Erivan’da seyirciyle buluşması. Pazar günü, Sovyetler’in çözülüşüne kadar Gümrü’nün tekstil bölgesi olan eski bir mahallede bulunan ‘Tekstil Kültür Merkezi’ne geçiyoruz. Anadolu Kültür proje koordinatörü Armine Avetisyan ile teknik ekibin, Gümrü’ye adım attığımız andan itibaren neden salondan çıkmadan çalıştığını, binayı ilk gördüğümüz anda anlıyoruz.

Bir dönemin haşmetli tiyatro binasından geriye şıkır şıkır avizelerinden ve perdelerinden başka pek bir şey kalmamış. Ön sıralardaki koltukların minderleri parça pinçik, uzun zamandır kullanılmayan salon buz gibi. Kulise açılan aralıkta çürümeye yüz tutmuş dekor parçalarıyla karşılaşıyoruz. Işık ve ses sistemi söz konusu olmadığı için mekâna özel kiralamalar yapılmış. Sıra ‘soundcheck’e geldiğinde, Engin Alkan’ın otobüste neden “10 kişi bile olsa oynayacağız” dediğini anlamış durumdayım artık. Ekip oyunun açılış parçasını çalışırken - “Haydi sen de söyle en büyük hayalini, meydan okuyalım en büyük kâbuslara...”- aklımdaki endişe baloncukları birbirini kovalıyor:
Burası uzak, terk edilmiş bir mekân, içerisi buz, ya seyirci gelmezse! Bu ses sorunları oyunda da tekrarlanır kesin! Hem koro, hem solo şarkılar söylenen, canlı müziği, şamatası, enerjisi bol bir oyun bu. Ya ışıkta sorun olursa? Oyuncuların aklında dahası var; “Esprilerimize, eklemelerimize nasıl tepki gelecek?”, “Ya bildikleri Baronyan’dan farklı görüp yadırgarlarsa...”



Oyuncular kulise geçerken heyecandan elim ayağıma dolaşacak gibi. Kapıya çıkıp seyirci geliyor mu diye kontrol ediyorum arada. Galiba içeride grotesk makyajlarını yapan oyuncular kadar gergin haldeyim... Baronyan’ı İstanbul’dan Gümrü’ye taşıyan tarihi an az sonra başlıyor. İçeride 200’e yakın insan var. Erkenden gelip torunuyla salondaki yerini alan hanıma yanaşıyorum. “Hangi dilde isterlerse oynasınlar; ister Almanca ister Türkçe. Biz oyunu biliyoruz” diyor Susanna: “Hrant Dink suikastından sonra Türkiye’de bir sürü insan ‘Hepimiz Ermeniyiz’ dedi orada, çok hoşuma gitmişti.” Torunu Vrej 13 yaşında, Baronyan’ı çok iyi biliyor ama okulda henüz ‘Şark Dişçisi’ metnine gelmemişler.


Ekip oyun öncesi 'soundcheck' yaparken...

SAHNE TAHTASINA EKİLEN UMUT
Birkaç teknik aksaklığa ve soğuğa inat oyunun sonunu getiren seyirciler alkışlar eşliğinde ayağa fırlıyor. Alkan, ‘Şark Dişçisi’ni zamansız bir kumpanyanın bize 19. yüzyıldan bir hikâye anlatması şeklinde kurguluyor. Dolayısıyla Baronyan’ın dönemin toplumsal ilişkileriyle dalga geçtiği ‘dolantı komedisi’ne güncel iğnelemeler ekleme fırsatı bulmuş. Sondaki tiradında da halkların ‘farklı’ olsalar da tarihin her döneminde aynı yerlerden acıdığına vurgu yapıyor. Teşekkür konuşmasında ise hem bu oyunun sahnelenmesinin hem de Ermenistan’a taşınmasının “yan yana durabilme, beraber gülüp yarına umutla bakma” gerekliliğinin bir parçası olduğunu söylüyor. Gümrü’deki gecenin ertesinde Erivan’da gerçekleşen gösterim Gümrü’dekine benzer sebeplerle merkezi ve büyük Hagop Baronyan Tiyatrosu’nda olamasa da en azından ‘yaşayan’ bir sahnede, Erivan Dramatik Tiyatrosu’nda gerçekleşiyor. Nilüfer Tiyatro’nun yaş ortalaması 30 olan parlak, enerjik ekibi, oyunda söyledikleri gibi “sahne tahtasına umut ekiyor” bir kere daha...

Hürriyet