Ünlü kahraman Herakles’de, beden gücü gelişmiş; fakat akıl ve zeka gücü biraz geri kalmıştır. Günümüzün, tuttuğunu koparan, karşısına çıkanı yere vuran, şişkin adaleli, çok kuvvetli; fakat saf, kafası pek işlemez, bir pehlivanını, gözümüzün önüne getirirsek, Herakles’i tasavvur etmiş oluruz. Şu varki, Herakles iyi kalplidir, faziletlidir, merhametlidir, idealist bir insandır. Suçluların cezasını verip dünyayı zulmden, kötülüklerden, temizlemek istemektedir. Dünyada görülen haksızlıklar, adaletsizlikler, sefalet onu yaralamaktır. O kendini düşünen, egoist bir kahraman da değildir. Hayatı boyunca başkaları için yaşamış, başkaları için didinmiş, kendini harcamış bir kişidir. Hayatta, hiçbir kahraman, onun kadar ızdırap çekmemiş, acı duymamıştır. Herakles’in inanılmaz gücü, onu aşırı derecede gurura kaptırmıştı. Kendisinin, ölümlü bir insan olduğunu unutarak, yerinin tanrılar arasında olduğuna inanır, arada sırada ölümsüzlere bile kafa tutardı. Kendi gücüne beslediği büyük inanç yüzünden çok atılgandı. Bu yüzden, Tanrılar bile onun bazı hareketlerine kızdıkları halde ses çıkarmazlar, bu güçlü kahramandan adeta çekinirlerdi. Hatta bazen onun yardımını bile isterlerdi. Mesela devlerle, tanrılar arsındaki savaşta Herakles Tanrılar tarafını tutarak, onlara yardım etmiş, attığı oklarla devlerin yenilmesini sağlamıştı. Bir defa da o, Apollon’a kızmış, onunla savaşmaya kalkmıştı. Araya Zeus girmeseydi, Tanrı ile kahraman arasında büyük bir kavga olacaktı.
Bazı davranışlarında, onun zekadan mahrum olduğu göze çarpar. Bir gün, sıcaktan bunalmış, güneşe ok atarak, onu söndürmeye, böylece serinlemeye çalışmıştı. Bir gün de denizde, bir gemi ile seyahat ederken, dalgaların gemiyi sarsmalarına kızmış, eğilerek sulara, uslu durmalarını, yoksa hepsini cezalandıracağını söylemişti.
Duygu cihetinden, kahramanın durumu bambaşkadır. Pehlivan yapılı Herakles’in maddi görünüşünden umulmayacak derecede hassas, ince duygulu olduğu göze çarpar. Argonaut’lar seferinde, Marmara Denizi’ne gelişinde Gemlik Körfezi’nde Hylas’ı kaybettiği zaman ne kadar üzülmüştü. İçli ve çok merhametli oluşunun, arada kendisine zararı dokunuyordu. Fırtınalı ve dalgalı kara denizin etkisinde kalarak, özel bir karakter kazanan sahil halkımız gibi, çabuk öfkeleniyor, her şeyi kırıp geçiriyor, öfkesi yatışınca da yaptıklarına pişman oluyor, vicdan azabı çekiyordu.
Geçen olaylardan anlaşılıyor ki, Herakles hiçbir kahramanın yapamayacağı işleri yaptığı halde, kendi kusurlarını görememiş, kendi beşeri zaafını tanıyamamıştır. Bir çok canavarları yenen Herakles şehvet canavarının elinden kurtulamamıştır. İnsafsız Eros onu, kendine oyuncak etmiştir. Fakat; Herakles işlediği günahların lekesini gözyaşları ile yıkamış, vicdan azabıyla temizlemiştir. O kendi hatalarını, kendi ihtiraslarını bir tarafa iterek; insanlığın hatalarını düzeltmek, haksızlıklarını gidermek için gayret sarfetmiş, insanlık ideali uğruna çarpışmış, bir çok başarılar kazandığı halde gayeye ulaşamamış, bahtsız ve mustarip bir kahramandır.
Atina’lı Theseus gibi yeni düşünceler, yeni fikirler, yeni tasarılar ortaya atamazdı, o ancak bir canavarı nasıl öldürmek gerektiğini düşünür ve bulurdu. Maddi gücü gibi, manevi gücü de olsaydı, muhakkak, Herakles Yunan mitolojisinin eşsiz, kusursuz kahramanı olacaktı. Bir çok kusurlarına rağmen o, yine de büyük bir insandı. Büyüklüğü, yalnız sonsuz gücünden gelmiyordu. Onda merhamet, asalet, insanlık da vardı. Yaptığı hatalı işlere öyle üzülür, öyle kederlenirdi ki, kendi kendini yerdi. Yapılan haksızlıkları düzeltmek için gerekirse canını bile vermeye razıydı. Herakles’in kişiliğini en iyi belirten maceralardan biri, onun Thessalia’da başından geçmiştir.
Herakles, bir aralık, Thessalia krallarından Admetos’un sarayına uğramıştı. Admetos Herakles’in eski bir arkadaşıydı. Geceyi onun sarayında geçirecekti. Herakles arkadaşını çok üzgün buldu. Sebebini hemen öğrenemedi, sonradan öğrendi. Kral Admetos’un karısı Alkestis biraz önce ölmüştü. Bu ölüm çok tuhaf ve acıklı bir ölümdü. Apollon bahsinde görüldüğü gibi Zeus, Apollon’un oğlu Asklepios’u öldürmüştü. Apollon’da öç almak maksadıyla Zeus’un yardımcıları olan Kyklop’ları yok etmişti. Baştanrı, Apollon’u cezalandırmak için, onu yeryüzüne sürmüş ve Admetos’un yanında bir sene uşaklık yapmaya mahkum etmişti. Apollon uşaklığı sırasında, Admetos ve Alkestis’le dost oldu. Karı, koca kendisine çok yakınlık gösteriyorlar, çok iyilik ediyorlardı. Apollon onların iyilikleri altında kalmak istemedi. Kader tanrıçaları Moira’lardan, öğrendiği bir şeyi Admetos’a söyledi. Öğrendiğine göre kral Admetos’un hayat ipliği artık, kesilmek üzereydi. Yalnız Tanrı, Moira’larla konuşmuş, ipliğin kesilmesini birazcık geciktirmişti.
Admetos kendisinin yerine ölecek bir başkasını bulursa ölümden kurtulacaktı. Bunu duyan Admetos hemen, annesi ile babasının yanına koştu. Siz artık yaşlandınız, biriniz benim yerime ölün de ben kurtulayım dedi. Galiba yaşlılar, canlarına daha düşkün oluyor. Admetos’un annesi de babası da oğullarının yerine ölmeyi kabul etmediler. Aman oğul bu yaşta gün ışığı bize daha tatlı geliyor dediler. Admetos kızarak Ölümün eşiğinde olduğunuz halde, ölmekten hala korkuyorsunuz diye bağırdı. Ama, kendi de ölümden korkuyordu. Arkadaşlarının yanına koştu, hepsiyle konuştu. Kimse, onun yerine ölmek istemiyordu. İyiliğini görmüş, çok lütfuna nail olmuş kimseler bile, onun isteğini yerine getirmediler. sonunda ümidi kırılmış, üzgün bir halde sarayına döndü. Alkestis kocasının üzgün olduğunu sezmişti. Sordu, sebebini öğrendi. Hiç sıkma canını, senin yerine ben ölürüm dedi. Kader tanrıçaları, onun hayat ipliğini kestiler, böylece Alkestis, kocasının yerine öldü. Admestos fedakar karısının ölümüne çok üzüldü, yandı, yakıldı. Herakles işte tam misafiri, bu sırada kralın sarayına geldi. İçi kan ağladığı halde, kral misafirini güler yüzle karşıladı. Ona, kederini belli etmek istemedi.
Kralın, üstündeki yas elbisesini gören Herakles kim öldü diye sordu. Admetos hizmetçilerden biri öldü diye cevap verdi. Herakles öyleyse ben gideyim dedi. Kral razı olmadı.Bu geceyi, benim sarayın uzak odalarından birine götürmelerini söyledi. Böylece Herakles ağıtları, ağlaşmaları duymayacaktı. Herakles kralın yalan söylediğini anlamıştı. Karısının öldüğünü anlayınca ölümle görüşüp karısını geri getirmişti.
Elif


Üyelik tarihi
09 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Ankara
Yaş
36
Mesajlar
17.951
Seslenildi
1540 Mesaj
Etiketlendi
104 Konu
Ruh Hali
Herakles’in Karakteri ve Kişiliği
22 Mart 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

Normal