Hasekiler yani kadın efendiler, Osmanlı padişahlarının nikâh akdi olmadan karı – koca hayatı yaşadıkları cariyeleriydi. Padişahların birden fazla hasekisi olabiliyordu. Bu hasekilerden en gözdesi genellikle en büyük erkek çocuğun yani veliahttın annesi oluyordu. Bu kişiye Baş Haseki deniyordu. Yeni kadın efendi alındığında kendisine ayrı bir oda tahsis edilir, elbiseler ısmarlanır, haznedar usta ve kalfaları tarafından saray âdetleri öğretilirdi . Maaş ölçütleri de dikkate alındığında haseki harem-i hümayunda valide sultandan sonra en büyük statüye sahipti . Haseki bir köle yani bir cariyeydi. Ancak aldığı maaş bakımından sarayda padişahın kız kardeşlerinden, halalarından ve hanedanın sultan kızlarından daha yüksek bir mevkideydi. Bunun sebebi ise potansiyel olarak bu hasekilerden birinin valide sultan adayı olmalarıydı. Bununla birlikte kural şuydu; bir kere haseki olunca hep haseki kalınırdı. Zira standart günlük 1000 akçe olan haseki maaşını II. Osman’ın hasekisi Ayşe, padişahın ölümünden sonra geçen 18 yıl boyunca bu maaşı almaya devam etmiştir. 17. yy. ortasına doğru ise hasekilerin önemini yitirdiği aldıkları maaşlardan belli olmaktadır.

Maalesef Osmanlı Devletinin duraklama ve gerilemesinde bu haseki sultanların yani kadın efendilerin rolü de hiç göz ardı edilemeyecek bir konudur. Nitekim tarih Hürrem, Safiye ve Kösem Sultanların acı ama gerçek entrikalarıyla doludur. Padişahların ordu başında sefere çıkmamasının sebepleri de bu kadın efendilerdir.

Padişahın haseki sıfatı taşımayan cariyeleri de mevcuttu. Ancak bunlar hasekilere nispeten daha az maaş alırlardı ve sarayın elit kısmı olarak görülmezlerdi. Zaten az öncede belirttiğimiz gibi hasekilik statüsü 17. yy. ortasına doğru önemini kaybetmeye başlamıştı ve bu zamandan sonra maaşlarda da bir eşitliğin tam olmasa da yaşandığını söylemek mümkündür. Bu dönemden sonra ise haremde önem kazanan kısım ikballer olacaktır.