Sniper Elite 3 İnceleme

Ama bu sefer hikayesizlik bana kalırsa oyuna kötü yansımamış. Zaten savaş hikayelerinden oldukça sıkıldığım için, Sniper Elite 3’ün bu tavrı hoşuma gitti. Gereksiz klişelere sizi boğmak yerine, hikayeyi kısa kesiyor ve sizi görevden göreve koşturuyor. İyi de yapıyor. Zaten iki tane Alman askeri gördüm mü ben kendi hikayemi kafamda yazabiliyorum. O yüzden sen karışma Sniper Elite 3! Aferin! (Hikayesizlikten kendi hayal gücüme vurdum işi.
“Sürün sürün nereye kadar… Buraya kadar!”
Sniper Elite 3’ün mantığı temelde oldukça basit. Her bölümü farklı bir göreve ayırarak bizleri karşılayan oyunun tek bir bölümü hızımıza göre 20 dakika ile 1 saat arası sürüyor. Her bölüm, bizi geniş bir alanın içerisine bırakıyor ve gitmemiz gereken noktayı belirtiyor. Ondan sonrasına da karışmıyor. Üstelik gerçekten de karışmıyor! Zamane çizgisel oyunlarına göre oldukça ilginç değil mi? Zaten beni en çok etkileyen olay da bu oldu. Size verdiği geniş görev alanının içerisinde gidebileceğiniz ve izleyebileceğiniz o kadar çok farklı yol var ki, ister istemez kendinizi patika çizerken ve taktik yaparken buluyorsunuz. Koridor koridor gideceğiniz yeri gösteren oyunların aksine Sniper Elite 3, bizlere bol bir serbestlik sunuyor. Peki neler yapabiliyoruz bu serbestliğin içerisinde?
Öncelikle her bölümden önce uğramamız gereken bir ekipman seçme alanımız var. Bize ayrılan bu alanda yanımıza üç tane farklı tipte silah alabiliyoruz. Silahlarımız çok çeşitli değil. Ama oyun zaten yapısı itibariyle size bu eksikliği hissettirmiyor. Malum gizlilik üzerine kurulu bir oyun olması sebebiyle silahlarımıza çokça başvurmuyoruz. O yüzden bir FPS oyunundaki kadar silah çeşitliliği olması beklenemez.
Düşmanlarımız ile yüzleşmek için kullandığımız bu silahlarımız tabanca, makineli tüfek ve dürbünlü tüfek olarak kendini üçe ayırıyor. Tabanca konusunda genelde sessiz ilerlediğim için Sniper Elite aleminin en tırt silahı olan susturuculu tabancayı kullandım. Sadece headshot yaptığınızda işe yarayan bu silahımız, sessiz olması açısından oldukça önemli. Zaten tek önemli noktası da bu olabilir. Çatışma ortamında çıkarmayı düşünmeyin bile. Çatışma anına geldiğinizde bavşuracağınız silah tahmin edebileceğiniz gibi makineli tüfeğiniz oluyor. Ancak mermi sayısı az olduğu ve çokça sektiği için çatışma esnasında çok güvenmenizi tavsiye etmem. Gelelim asıl silahımıza, yani dürbünlü tüfeğimize. Sonuçta bir keskin nişancı olarak en güvendiğimiz silahımız her zamanki gibi tüfeğimiz olmalı. Zaten oyun da bu tezimizi sonuna kadar destekliyor. Bu üç silah grubu arasında size en büyük imkanları sağlayan yine tüfeğimiz. Hem mermi sayısı çokça fazla, hem de oldukça güçlü. Gerek çatışma anlarında gerekse de sessiz ilerleyeceğiniz anlarda dürbünlü tüfeğinizi kullanabilirsiniz. Tabii ki dürbünlü tüfeğimizde bir susturucu bulunmuyor. O yüzden onu sessizce kullanmak için biraz çabalamamız gerek.
Affedersiniz ama öküz gibi havayı yararak geçen mermilere sahip bir silahı nasıl sessizce kullanabiliriz? Yapımcı ekibin bu soruya bulduğu cevap şu: Tabii ki, daha gürültülü bir ses çıkartarak!
Bir sesi ancak ses örter mantığıyla yola devam eden yapımcı ekip, bölüm içlerinde etrafa koyduğu detaylarla tüfeğinizin ateş sesini örtecek bazı yolları önünüze seriyor. Bazen bir görev içerisinde belli aralıklarla geçen bir uçak sesi size yardım sağlarken (saydım valla, bir saatte 100 uçak kalktı), bazen de megafondan yapılan bir duyuru silah sesinizi örtüyor. Fakat baktınız etrafta hiçbir şey yok, o zaman kendi ‘örtücü sesi’nizi kendiniz yaratabilirsiniz. Sağda solda bulduğunuz jeneratörleri bozarak ses çıkarmalarını sağlayabilir, bu sayede geçici bir sessizliğe kavuşabilirsiniz.
Yapımcı ekibin bu çözümü “gerçekçilik” çerçevesinde baktığımızda biraz yavan kalıyor. Fakat böyle bir gizlilik ortamı bahşeden hiçbir oyun gerçekçi bir şekilde size keskin nişancı tüfeği kullandıramaz. O yüzden ses olayını kısıtlamayarak ve birden fazla seçeneğe sokarak tüfeğimizle bizi buluşturmak isteyen yapımcı ekibi yadırgamıyorum.
Ama ne olursa olsun oyunun bu yapısı, sizi bir keskin nişancıdan çok, gizlilik üzerine eğitim almış bir casus havasına sokuyor. Eğer sadece tüfeğimle ilerlerim ben düşüncesindeyseniz çok yanılıyorsunuz demektir. Sniper Elite 3’ün mevcut yapısı ne kadar çözüm bulmaya çalışsa da tüfeğinize her daim başvurmanızı engelliyor. Genel itibariyle düşmanı yanıltma ve ekarte etme mantığıyla ilerliyorsunuz. Ekipmanınızda bulunan taş ve diğer maddelerle düşmanlarınızı farklı yönlere çekip ardından ya tabancanızla ya da yakın mesafeden düşmanın işini bitiriyorsunuz. Aslında gizlilik oyunu olarak ele aldığımızda ilerleme şeklimizle ilgili bir sıkıntımız söz konusu değil. Fakat keskin nişancı rolüne bürünmek isteyenler için bu durum hayal kırıklığı oluşturabilir. Sniper Elite 3’e yaklaşırken bu konuyu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. Yoksa oyunda beklediğinizi bulamayabilirsiniz.
“Yapay Nişancılar”
Bir gizlilik oyunundaki önemli hususlardan biri de yapay zekadır. Sniper Elite 3’te de yapay zekalar adının hakkını veriyor ve size sonuna kadar yapay olduklarını hissettiriyor. Belli bir rotada ilerleyen düşmanların hareketlerini kestirmeniz oldukça kolay. Yapay zekanın sizi en çok zorlayacağı nokta, uzun görüş açıları ve çatışma anlarındaki acımasızlıkları. Gizli gizli giderken etliyi sütlüye karışmayan yapay zekalarımız, iş çatışmaya geldiğinde oldukça sert oluyorlar. Ama sertlikleri zekalarından çok ellerindeki silahlara dayanıyor. Yine de sonuç sonuçtur. Sniper Elite 3, işin aksiyon kısmında zor anlar yaşatıyor.
Düşmanlar ile etkileşimimiz sadece öldürme üzerine dayalı değil. Üstlerini arayabiliyor, veya kendilerini gözden uzak alanlara taşıyabiliyorsunuz. Tabii hayata gözlerini yummalarının ardından. Özellikle üstlerinden çıkan sağlık paketleri, oyun deneyiminizi daha sağlıklı bir hale getirecektir.
Save Almak”
Sniper Elite 3’ün bir başka şaşırtan noktası, istediğimiz an save yapmamıza izin vermesi. Tabii bu durum PC oyunlarında görmeye alışık olduğumuz bir durum. Ama konsol kısmında da bu özellik kendini korumaya devam ediyor. Burada tek uyarım, birden fazla noktaya save yapmanız olacaktır. Çünkü yapımcı firma “Load” ekranlarına “Load Last Checkpoint” ibaresi koymamış. Yanlış yerde tek bir kayıt almanız halinde ya sürekli aynı yanlış yerde load yaparak oradan kurtulmaya çalışacak ya da bölümü en baştan oynamak zorunda kalacaksınız. Ki dediğim gibi, bölümler oldukça uzun. Ölüm dediğin tek dişi kalmış canavardır!”
Açıkçası görsel anlamda çok şey beklediğim bir yapım değildi Sniper Elite 3, ama hem yeni, hem de eski nesilde oldukça iyi işler ortaya çıkarmış. En azından genel pencereden baktığımızda durum bu. Fakat biraz oynadıktan sonra, oyunda yer alan bazı durumlar iyice dikkatinizi çekmeye başlıyor. Öncelikle düşmanın yakın mesafeden işini bitirdiğiniz hareketler oldukça kesik kesik animasyonlara ev sahipliği yapıyor. Silah ile öldürdüğünüz düşmanlar da oldukça tutarsız. Dandik tabancam ile vurduğum bir düşman son hızda yere savrulurken, keskin nişancı tüfeğimle vücuduna vurduğum bir düşman, “ne oldu ki şimdi, sinek mi ısırdı” modunda etrafına bakınıyor. Özellikle keskin nişancı tüfeğiyle vurduğunuz ama tek vuruşta öldüremediğiniz düşmanlar komik tepkiler veriyor. Yere düşüp tekrar son hızda ayağa kalkanı mı dersiniz, hafif sarsılarak etrafına bakanı mı dersiniz; hepsi bu oyunda.
Düşmanlarımızın silahlara verdikleri tepkilerin animasyonları dışında, oyunun genel animasyonları da sıkıntılı. Karakterimizin bir anda hızlanması ve yavaşlaması gibi temel bir animasyon hareketi bile gözünüze batacak cinsten. Bu sebeple Sniper Elite 3’ten çok yumuşak hareketler beklememenizi tavsiye ederim.
Düşmanların tüfeğimize karşı umursamaz tavırlara sahip olduğunu söyledim. Ama merak etmeyin bu tavırları sadece onları öldüremediğiniz ilk kurşunda sergiliyorlar. İkinci kurşunu sıkmanızla birlikte mermilerin nasıl kafataslarını delip geçtiğini gördüğünüzde, “az önce sen miydin öyle trip yapan” minvalinde alaycı bakışlar atabilirsiniz.
Evet, tüfeklerimiz yine çok sert ve delici. Tabii öldürücü vuruşlarda. Sniper Elite’in en benimsenen özelliği ağır çekimde isabet eden kurşun, üçüncü oyunda da mevcut. Dilerseniz bol bol izleyerek kendinizi memnun edebilirsiniz. Sonuçta kaç metreden atış yapıyorsunuz, bu sizin hakkınız. Fakat yaptığınız atışların zorluğu da biraz sizde bitiyor.
Sniper Elite 3’te ister size sunulan zorluklardan birini seçebilir, isterseniz de kendi zorluğunuzu minimal değişkenler ile ayarlayabilirsiniz. Tamamen size kalmış. Ancak seçtiğiniz zorluk özellikle keskin nişancı tüfeğiniz konusunda çok farklı deneyimler sunuyor. Normal bir zorluk seçerek standart bir keskin nişancı deneyimi çıkarabileceğiniz gibi, daha zor bir modda oynayarak gerçek bir sniper olmanın nasıl olduğunu da hissedebilirsiniz. Rüzgarın yönü, mesafenin uzunluğu gibi detayları kendiniz hesaplayabilirsiniz. Ama eğer istemezseniz, kendinizi ağır çekime alarak merminin düşeceği noktayı belirten imleci ortaya çıkarmak da elinizde. Karar sizin.
Açıkçası bu kadar fazla seçenek olması, çok farklı oyuncu gruplarına hitap etmesi adına güzel bir detay. Ben diğer oyunlardaki gibi normal zorluk derecesinde oynarken sniper olmaktan fazlasıyla keyif aldım. Yani keyif almak için kendinizi kazık modlarda oynamaya zorlamanıza gerek yok.
“Almak ya da almamak, işte bütün mesele bu!”
Geniş oyun haritası, gidilebilecek farklı yollar ve düşmanlarınızı farklı yollarla ortadan kaldırma çeşitleri Sniper Elite 3’ü öncelikle gizli ilerlemeyi seven oyunculara önerdiğim bir oyun haline getiriyor. Sniper olmanın verdiği keyif için bu oyunu alacaklaraysa tüfeklerini kullanmak için gerçekten uğraşmaları gerektiğini tekrar hatırlatayım. Ama kullandıkları anın gerçekten keyifli olduğunu da ekleyeyim (ah, bir de o saçma düşmanlar olmasa).
Özellikle Far Cry 3’ün o özgür ruhunu sevdiyseniz, Dishonored sizi kendinizden geçirdiyse, onlardan birkaç kademe daha aşağıda olan Sniper Elite 3’e kesinlikle şans vermelisiniz. Ama daha hızlı bir oyun deneyimi arıyorsanız yanlış adreste olduğunuzu söylemeliyim. Gerçi bu zamana kadar zaten anlamışsınızdır.

Ama bu sefer hikayesizlik bana kalırsa oyuna kötü yansımamış. Zaten savaş hikayelerinden oldukça sıkıldığım için, Sniper Elite 3’ün bu tavrı hoşuma gitti. Gereksiz klişelere sizi boğmak yerine, hikayeyi kısa kesiyor ve sizi görevden göreve koşturuyor. İyi de yapıyor. Zaten iki tane Alman askeri gördüm mü ben kendi hikayemi kafamda yazabiliyorum. O yüzden sen karışma Sniper Elite 3! Aferin! (Hikayesizlikten kendi hayal gücüme vurdum işi.
“Sürün sürün nereye kadar… Buraya kadar!”
Sniper Elite 3’ün mantığı temelde oldukça basit. Her bölümü farklı bir göreve ayırarak bizleri karşılayan oyunun tek bir bölümü hızımıza göre 20 dakika ile 1 saat arası sürüyor. Her bölüm, bizi geniş bir alanın içerisine bırakıyor ve gitmemiz gereken noktayı belirtiyor. Ondan sonrasına da karışmıyor. Üstelik gerçekten de karışmıyor! Zamane çizgisel oyunlarına göre oldukça ilginç değil mi? Zaten beni en çok etkileyen olay da bu oldu. Size verdiği geniş görev alanının içerisinde gidebileceğiniz ve izleyebileceğiniz o kadar çok farklı yol var ki, ister istemez kendinizi patika çizerken ve taktik yaparken buluyorsunuz. Koridor koridor gideceğiniz yeri gösteren oyunların aksine Sniper Elite 3, bizlere bol bir serbestlik sunuyor. Peki neler yapabiliyoruz bu serbestliğin içerisinde?
Öncelikle her bölümden önce uğramamız gereken bir ekipman seçme alanımız var. Bize ayrılan bu alanda yanımıza üç tane farklı tipte silah alabiliyoruz. Silahlarımız çok çeşitli değil. Ama oyun zaten yapısı itibariyle size bu eksikliği hissettirmiyor. Malum gizlilik üzerine kurulu bir oyun olması sebebiyle silahlarımıza çokça başvurmuyoruz. O yüzden bir FPS oyunundaki kadar silah çeşitliliği olması beklenemez.
Düşmanlarımız ile yüzleşmek için kullandığımız bu silahlarımız tabanca, makineli tüfek ve dürbünlü tüfek olarak kendini üçe ayırıyor. Tabanca konusunda genelde sessiz ilerlediğim için Sniper Elite aleminin en tırt silahı olan susturuculu tabancayı kullandım. Sadece headshot yaptığınızda işe yarayan bu silahımız, sessiz olması açısından oldukça önemli. Zaten tek önemli noktası da bu olabilir. Çatışma ortamında çıkarmayı düşünmeyin bile. Çatışma anına geldiğinizde bavşuracağınız silah tahmin edebileceğiniz gibi makineli tüfeğiniz oluyor. Ancak mermi sayısı az olduğu ve çokça sektiği için çatışma esnasında çok güvenmenizi tavsiye etmem. Gelelim asıl silahımıza, yani dürbünlü tüfeğimize. Sonuçta bir keskin nişancı olarak en güvendiğimiz silahımız her zamanki gibi tüfeğimiz olmalı. Zaten oyun da bu tezimizi sonuna kadar destekliyor. Bu üç silah grubu arasında size en büyük imkanları sağlayan yine tüfeğimiz. Hem mermi sayısı çokça fazla, hem de oldukça güçlü. Gerek çatışma anlarında gerekse de sessiz ilerleyeceğiniz anlarda dürbünlü tüfeğinizi kullanabilirsiniz. Tabii ki dürbünlü tüfeğimizde bir susturucu bulunmuyor. O yüzden onu sessizce kullanmak için biraz çabalamamız gerek.
Affedersiniz ama öküz gibi havayı yararak geçen mermilere sahip bir silahı nasıl sessizce kullanabiliriz? Yapımcı ekibin bu soruya bulduğu cevap şu: Tabii ki, daha gürültülü bir ses çıkartarak!
Bir sesi ancak ses örter mantığıyla yola devam eden yapımcı ekip, bölüm içlerinde etrafa koyduğu detaylarla tüfeğinizin ateş sesini örtecek bazı yolları önünüze seriyor. Bazen bir görev içerisinde belli aralıklarla geçen bir uçak sesi size yardım sağlarken (saydım valla, bir saatte 100 uçak kalktı), bazen de megafondan yapılan bir duyuru silah sesinizi örtüyor. Fakat baktınız etrafta hiçbir şey yok, o zaman kendi ‘örtücü sesi’nizi kendiniz yaratabilirsiniz. Sağda solda bulduğunuz jeneratörleri bozarak ses çıkarmalarını sağlayabilir, bu sayede geçici bir sessizliğe kavuşabilirsiniz.
Yapımcı ekibin bu çözümü “gerçekçilik” çerçevesinde baktığımızda biraz yavan kalıyor. Fakat böyle bir gizlilik ortamı bahşeden hiçbir oyun gerçekçi bir şekilde size keskin nişancı tüfeği kullandıramaz. O yüzden ses olayını kısıtlamayarak ve birden fazla seçeneğe sokarak tüfeğimizle bizi buluşturmak isteyen yapımcı ekibi yadırgamıyorum.
Ama ne olursa olsun oyunun bu yapısı, sizi bir keskin nişancıdan çok, gizlilik üzerine eğitim almış bir casus havasına sokuyor. Eğer sadece tüfeğimle ilerlerim ben düşüncesindeyseniz çok yanılıyorsunuz demektir. Sniper Elite 3’ün mevcut yapısı ne kadar çözüm bulmaya çalışsa da tüfeğinize her daim başvurmanızı engelliyor. Genel itibariyle düşmanı yanıltma ve ekarte etme mantığıyla ilerliyorsunuz. Ekipmanınızda bulunan taş ve diğer maddelerle düşmanlarınızı farklı yönlere çekip ardından ya tabancanızla ya da yakın mesafeden düşmanın işini bitiriyorsunuz. Aslında gizlilik oyunu olarak ele aldığımızda ilerleme şeklimizle ilgili bir sıkıntımız söz konusu değil. Fakat keskin nişancı rolüne bürünmek isteyenler için bu durum hayal kırıklığı oluşturabilir. Sniper Elite 3’e yaklaşırken bu konuyu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. Yoksa oyunda beklediğinizi bulamayabilirsiniz.
“Yapay Nişancılar”
Bir gizlilik oyunundaki önemli hususlardan biri de yapay zekadır. Sniper Elite 3’te de yapay zekalar adının hakkını veriyor ve size sonuna kadar yapay olduklarını hissettiriyor. Belli bir rotada ilerleyen düşmanların hareketlerini kestirmeniz oldukça kolay. Yapay zekanın sizi en çok zorlayacağı nokta, uzun görüş açıları ve çatışma anlarındaki acımasızlıkları. Gizli gizli giderken etliyi sütlüye karışmayan yapay zekalarımız, iş çatışmaya geldiğinde oldukça sert oluyorlar. Ama sertlikleri zekalarından çok ellerindeki silahlara dayanıyor. Yine de sonuç sonuçtur. Sniper Elite 3, işin aksiyon kısmında zor anlar yaşatıyor.
Düşmanlar ile etkileşimimiz sadece öldürme üzerine dayalı değil. Üstlerini arayabiliyor, veya kendilerini gözden uzak alanlara taşıyabiliyorsunuz. Tabii hayata gözlerini yummalarının ardından. Özellikle üstlerinden çıkan sağlık paketleri, oyun deneyiminizi daha sağlıklı bir hale getirecektir.
Save Almak”
Sniper Elite 3’ün bir başka şaşırtan noktası, istediğimiz an save yapmamıza izin vermesi. Tabii bu durum PC oyunlarında görmeye alışık olduğumuz bir durum. Ama konsol kısmında da bu özellik kendini korumaya devam ediyor. Burada tek uyarım, birden fazla noktaya save yapmanız olacaktır. Çünkü yapımcı firma “Load” ekranlarına “Load Last Checkpoint” ibaresi koymamış. Yanlış yerde tek bir kayıt almanız halinde ya sürekli aynı yanlış yerde load yaparak oradan kurtulmaya çalışacak ya da bölümü en baştan oynamak zorunda kalacaksınız. Ki dediğim gibi, bölümler oldukça uzun. Ölüm dediğin tek dişi kalmış canavardır!”
Açıkçası görsel anlamda çok şey beklediğim bir yapım değildi Sniper Elite 3, ama hem yeni, hem de eski nesilde oldukça iyi işler ortaya çıkarmış. En azından genel pencereden baktığımızda durum bu. Fakat biraz oynadıktan sonra, oyunda yer alan bazı durumlar iyice dikkatinizi çekmeye başlıyor. Öncelikle düşmanın yakın mesafeden işini bitirdiğiniz hareketler oldukça kesik kesik animasyonlara ev sahipliği yapıyor. Silah ile öldürdüğünüz düşmanlar da oldukça tutarsız. Dandik tabancam ile vurduğum bir düşman son hızda yere savrulurken, keskin nişancı tüfeğimle vücuduna vurduğum bir düşman, “ne oldu ki şimdi, sinek mi ısırdı” modunda etrafına bakınıyor. Özellikle keskin nişancı tüfeğiyle vurduğunuz ama tek vuruşta öldüremediğiniz düşmanlar komik tepkiler veriyor. Yere düşüp tekrar son hızda ayağa kalkanı mı dersiniz, hafif sarsılarak etrafına bakanı mı dersiniz; hepsi bu oyunda.
Düşmanlarımızın silahlara verdikleri tepkilerin animasyonları dışında, oyunun genel animasyonları da sıkıntılı. Karakterimizin bir anda hızlanması ve yavaşlaması gibi temel bir animasyon hareketi bile gözünüze batacak cinsten. Bu sebeple Sniper Elite 3’ten çok yumuşak hareketler beklememenizi tavsiye ederim.
Düşmanların tüfeğimize karşı umursamaz tavırlara sahip olduğunu söyledim. Ama merak etmeyin bu tavırları sadece onları öldüremediğiniz ilk kurşunda sergiliyorlar. İkinci kurşunu sıkmanızla birlikte mermilerin nasıl kafataslarını delip geçtiğini gördüğünüzde, “az önce sen miydin öyle trip yapan” minvalinde alaycı bakışlar atabilirsiniz.
Evet, tüfeklerimiz yine çok sert ve delici. Tabii öldürücü vuruşlarda. Sniper Elite’in en benimsenen özelliği ağır çekimde isabet eden kurşun, üçüncü oyunda da mevcut. Dilerseniz bol bol izleyerek kendinizi memnun edebilirsiniz. Sonuçta kaç metreden atış yapıyorsunuz, bu sizin hakkınız. Fakat yaptığınız atışların zorluğu da biraz sizde bitiyor.
Sniper Elite 3’te ister size sunulan zorluklardan birini seçebilir, isterseniz de kendi zorluğunuzu minimal değişkenler ile ayarlayabilirsiniz. Tamamen size kalmış. Ancak seçtiğiniz zorluk özellikle keskin nişancı tüfeğiniz konusunda çok farklı deneyimler sunuyor. Normal bir zorluk seçerek standart bir keskin nişancı deneyimi çıkarabileceğiniz gibi, daha zor bir modda oynayarak gerçek bir sniper olmanın nasıl olduğunu da hissedebilirsiniz. Rüzgarın yönü, mesafenin uzunluğu gibi detayları kendiniz hesaplayabilirsiniz. Ama eğer istemezseniz, kendinizi ağır çekime alarak merminin düşeceği noktayı belirten imleci ortaya çıkarmak da elinizde. Karar sizin.
Açıkçası bu kadar fazla seçenek olması, çok farklı oyuncu gruplarına hitap etmesi adına güzel bir detay. Ben diğer oyunlardaki gibi normal zorluk derecesinde oynarken sniper olmaktan fazlasıyla keyif aldım. Yani keyif almak için kendinizi kazık modlarda oynamaya zorlamanıza gerek yok.
“Almak ya da almamak, işte bütün mesele bu!”
Geniş oyun haritası, gidilebilecek farklı yollar ve düşmanlarınızı farklı yollarla ortadan kaldırma çeşitleri Sniper Elite 3’ü öncelikle gizli ilerlemeyi seven oyunculara önerdiğim bir oyun haline getiriyor. Sniper olmanın verdiği keyif için bu oyunu alacaklaraysa tüfeklerini kullanmak için gerçekten uğraşmaları gerektiğini tekrar hatırlatayım. Ama kullandıkları anın gerçekten keyifli olduğunu da ekleyeyim (ah, bir de o saçma düşmanlar olmasa).
Özellikle Far Cry 3’ün o özgür ruhunu sevdiyseniz, Dishonored sizi kendinizden geçirdiyse, onlardan birkaç kademe daha aşağıda olan Sniper Elite 3’e kesinlikle şans vermelisiniz. Ama daha hızlı bir oyun deneyimi arıyorsanız yanlış adreste olduğunuzu söylemeliyim. Gerçi bu zamana kadar zaten anlamışsınızdır.








Ağaç şeklinde