HAZRETİ İSMAİL ALEYHİSSELAM
Hazret-i İsmail, Hz. İbrahim aleyhisselâmın Hacer adındaki zevcesinden dünyâya gelmiştir. Hazret-i Hacer’i Mısır hükümdarı, İbrahim aleyhisselâmın refikası Hazret-i Sâre'ye bağışlamıştı. Sâre de bunu mübarek kocası Hz. İbrahim’e hediye etmişti. Hz. Hacer, Hz. Sâre’den evvel vefat etmiştir.
Hz. İbrahim aleyhisselâm Hak Teâlâ’nın emriyle Hz. Hacer’i ve oğlu İsmail’i alıp Hicaz’da Kâbe-i Mükerreme’nin bulunduğu mahalle götürdü, orada bıraktı. Bunların ayakları bereketiyle mübarek Zemzem suyu meydana çıktı, artık oralar şenlenmişti. Yemen’den gelen Cürhüm kabileleri de bunlara komşu oldu. O zamana kadar ıssız ve susuz bulunan Mekke-i Mükerreme vadisini bunlar imar ettiler.
Hazret-i İbrahim, bir rüya gördü. Bu, Allâhü Teâlâ’nın bir vahyi idi. Oğlu İsmail’i kurban etmesi emrolunmuştu. Bunun üzerine, henüz on iki yaşında bulunan Hazret-i İsmail’i Rabb’inin emri ile kurban etmek üzere Mekke-i Mükerreme’de Sebîr dağının eteğinde tenhâ bir mevkiye götürdü. Bu sevgili yavru da “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap, inşâallah beni sabredenlerden bulursun!” diyordu. Bu, Allah yolunda olan fedakârlığın en yüksek bir numûnesi idi. Fakat, Allâhü Teâlâ lütfetti, baba ile oğlun şu fedakârlığına mükâfat olarak Hazret-i İsmail’e bedel bir koç ihsan buyurdu da bu latif, masum çocuk kurban olmaktan kurtuldu.
İsmail aleyhisselâm büyüyüp Cürhümîlerden bir kız ile evlendi ve on iki çocuğu doğdu. İbrahim aleyhisselâm ara sıra gelir, oğlunu görürdü. Sonra Hz. İsmail’in oğulları ve torunları çoğalıp etrafa hâkim olmuşlardır.
Hazret-i İsmail, İbrahim aleyhisselâmın şeriatiyle amel etmek üzere Yemen kabilelerine ve Amâlika kavmine peygamber gönderilmişti.
İsmail aleyhisselâm Hazret-i İbrahim’den kırk sene sonra yüz otuz yedi yaşında irtihâl etti. Validesi Hz. Hacer’in (Hicr’deki) kabri civarında medfundur.
Hazret-i İsmail, Hz. İbrahim aleyhisselâmın Hacer adındaki zevcesinden dünyâya gelmiştir. Hazret-i Hacer’i Mısır hükümdarı, İbrahim aleyhisselâmın refikası Hazret-i Sâre'ye bağışlamıştı. Sâre de bunu mübarek kocası Hz. İbrahim’e hediye etmişti. Hz. Hacer, Hz. Sâre’den evvel vefat etmiştir.
Hz. İbrahim aleyhisselâm Hak Teâlâ’nın emriyle Hz. Hacer’i ve oğlu İsmail’i alıp Hicaz’da Kâbe-i Mükerreme’nin bulunduğu mahalle götürdü, orada bıraktı. Bunların ayakları bereketiyle mübarek Zemzem suyu meydana çıktı, artık oralar şenlenmişti. Yemen’den gelen Cürhüm kabileleri de bunlara komşu oldu. O zamana kadar ıssız ve susuz bulunan Mekke-i Mükerreme vadisini bunlar imar ettiler.
Hazret-i İbrahim, bir rüya gördü. Bu, Allâhü Teâlâ’nın bir vahyi idi. Oğlu İsmail’i kurban etmesi emrolunmuştu. Bunun üzerine, henüz on iki yaşında bulunan Hazret-i İsmail’i Rabb’inin emri ile kurban etmek üzere Mekke-i Mükerreme’de Sebîr dağının eteğinde tenhâ bir mevkiye götürdü. Bu sevgili yavru da “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap, inşâallah beni sabredenlerden bulursun!” diyordu. Bu, Allah yolunda olan fedakârlığın en yüksek bir numûnesi idi. Fakat, Allâhü Teâlâ lütfetti, baba ile oğlun şu fedakârlığına mükâfat olarak Hazret-i İsmail’e bedel bir koç ihsan buyurdu da bu latif, masum çocuk kurban olmaktan kurtuldu.
İsmail aleyhisselâm büyüyüp Cürhümîlerden bir kız ile evlendi ve on iki çocuğu doğdu. İbrahim aleyhisselâm ara sıra gelir, oğlunu görürdü. Sonra Hz. İsmail’in oğulları ve torunları çoğalıp etrafa hâkim olmuşlardır.
Hazret-i İsmail, İbrahim aleyhisselâmın şeriatiyle amel etmek üzere Yemen kabilelerine ve Amâlika kavmine peygamber gönderilmişti.
İsmail aleyhisselâm Hazret-i İbrahim’den kırk sene sonra yüz otuz yedi yaşında irtihâl etti. Validesi Hz. Hacer’in (Hicr’deki) kabri civarında medfundur.






Normal