her şey birden bire olur
aşk birden bire
ayrılık birden bire

canından can vermek istediğin…
can olur birden bire
can alır birden bire



öfkeli hırçın bir rüzgar eser
çat diye yüzüne kapanır kapılar
su yanar
lav donar
dikiş tutmaz yara gibi uykuların kanar
sen yıllara bölüştürmek isterken sevdanı...
bir güne binlerce ayrılık sığar

birden bire göç edersin ıssız şiirlere
tenha şarkılara
koyu renk perdeler çekersin kalbinin pencerelerine
çekilirsin kabuğuna
küçüldükçe küçülürsün
tekrar dönmek istersin ana rahmine



simsiyah dökülür gözyaşların
sızım-sızım sızlar içinde ayrılık
inanmak zorda olsa…
o yoktur artık

yere göğe sığdıramadığın o sevda…
paslı bir hançer gibi yüreğinde saplı kalır
birden bire zehir zıkkım olur hayat
mutluluk bayatlaşır
yaşamak zorlaştıkça…
ölüm kolaylaşır



aradan yıllar… yıllar geçer
buharlaşır içindeki acı su
pas tutar kırgınlığın
durulur öfken
soğur kızgınlığın

ö
z
l
e
r
s
i
n

özlemek bir çığ gibi büyür içinde
ona giderken duyduğun o liseli heyecanını
onunlayken gözlerinde ışıldayan o ışığı
onunla dolu dizgin yaşadığın o aşkı özlersin

o asi duygularına söz geçiremezsin bir türlü
her kapı ziline, her telefon sesine sen koşarsın
“yüzünü bile görmek istemiyorum” desende
onu bir yüz görümlüğü görmeye…
bu dünyayı satarsın



unuttum diye kendini avutur sun
aramazsın
sormazsın
ama unutamazsın

sen onu kırk yılda bir buldun
unutursan...
kırk yılda ancak unutursun


Çakır Bey
Resimleme : Gülfem