İsm-i A'zam, ulu ad.
Bu, Darqawî Yolu'nun talimiyle uyumlu olarak belirlenmiş bir biçimde tekrarlanan «ALLAH»tır. Ad uzatılır, ilk makamda, dinginlikte, Ad'ın harfleri kalpte canlandırılıp düşünmeye ara verilir. Bütün bunlar yetkili (icazetli) olan kişinin «izn»iyle olur.
Ad, arayıcıyı Adlandırılan'a götürür. Adın zikredilmesi yalnız yapılır, ama bunun daha ileri noktası yalnızlıktır (tefrid), ya mağara yalnızlığı ya da halvet.İlk makamlarda müride yol gösteren Şeyh'tir; ama mürid belirli bir noktaya ulaştıktan sonra, artık yoluna tek başına devam etmesi gerekir. Bu noktadan sonra şeyh müridi adım adım izler ; yolun sonuna varana kadar... Yolun sonu da mahlûkatın Rabb'ine dolaysız şehadettir. İlmü'l - Ledunnî: yüz-yüzelik bilgisi...
Bu, Öz'ün Adıdır ve Adların en büyüğüdür. Eğer A-L-L-A-H'tan, yani elif lam lam he'den ilk elifi çıkarırsanız geriye "lillah" kalır. Lam'ı çıkanrsanız geriye "lehü" kalır. Eğer ikinci lam'ı çıkanrsanız, bu defa da Öz'ün Adı olan, Hüve olan "Hû" kalır. Her aşamada Allah'ı bulursunuz.
Şeyh Habib el-Alevî, Divan'ında şunu öğütlüyor:
«İsm-i A'zam'ın zikrini yapın ve kozmosu geçin, ganimeti kazanacaksınız. Zaman - dışı'lığın denizine dalın. Bu Allah'ın denizidir.»