Muhabbet, aşk.
Arif, tam anlamıyla aşka düşmektedir. Başlangıcı sülûktu, ortası cezbe ve fenaydı, sonu ise bekadır.
Aşkın (muhabbetin) sırları hiç tükenmemecesine akmaktadır. Arif, Sevgili'den armağan üzerine armağan almaktadır. İşin başında Allah onun yanlış amellerini örtmüş ve şefkatiyle gizlemişti. Şimdi Rabb, onun nurlarını ve bilgilerini halka açmakta, bir zamanlar o nasıl halktan yüz çevirmişse şimdi de halk ona dönmektedir. Zamanında kalbinde fukara ve bela ehli için nasıl aşk doğduysa, şimdi de Allah onların kalbinde onun aşkını doğurur. O zaman onu nasıl bereketine garkettiyse, şimdi de bunu fazlasıyla yapmaktadır.
Bir zamanlar başkalarında sertçe yargıladığı şeyleri şimdi bağışlamakta, kalbi merhametle dolup taşmaktadır. Bir zamanlar insanları iyi öğütlerle doğru amele yöneltemezken, şimdi nazarıyla, onları hasta eden şeyden yüreklerini arıtmaktadır. Bir zamanlar vahdet onun batınındayken şimdi zahirinde de belirginleşmektedir.
Bu konuda Şeyh ibn Ataullah şöyle demektedir: «Bilgenin nuru sözünden önde gider; öyle ki, nerede aydınlık belir-mişse, söz oraya ulaşır.»