@Regex;

Senin hikayen biraz tecrübe, biraz ilginç benim için.

Seni hiç tanımazken, bulunduğum, anlık göründüğüm yerlerde adın öyle çok geçiyordu ki. Çekip, çekiştiren. Yerden yere vuran bir yığın gereksiz cümle içerisinde sanki yok oluyordun benim için..

Ancak bir gün; öyle bir zamanda denk geldik ki seninle. Fırsat bu fırsat dedim kendime. Bu adam hep çizildi, yazıldı. Ama benim kendim şahit olmam için bir fırsattı. Yolumuz kesişti seninle. Saygınlığından, efendiliğinden ödün vermeyerek. Hoşgörü içerisinde başladı muhabbetimiz.

Gece, gündüz demeden emek verdiğin bir projenin bir parçası olmamı istedin. Bu benim için güzel bir duyguydu. Onlarca yazılıp, çizilen adam ile bir proje içerisinde yer alıyordum artık. Sanılanın aksine, kafamda dış mihraklar tarafından oluşturulan kimliğin dışında tamamen bambaşka biri çıktı karşıma. Dost, arkadaş, kardeş olduk seninle. Ve bir gün bana bir cümle kurdun. ''Bizim kardeşleğimiz sadece yazılar ile şekillenen bir kardeşlik değil bunu asla unutma'' dedin. Bu kurduğun cümlenin arkasında da hep durdun. Bir gün bizim yollarımız, aramızda herhangi bir husumet olmaksızın tamamen yanlış anlaşılmalardan doğan olaylar silsilesi ile ayrıldı. Bu konuda haklı/haksız aramak pek yerli yerinde bir hareket değildi. Buna 1 yıl sonunda ki muhabbetimizde mutabık kalarak iki tarafında kalbi kırılmadan aştık seninle. O gün yine bana bir cümle kurdun. ''Ne zaman gelirsen ben sana yine kardeşim diyeceğim. Bunun benimle çalışıp çalışmaman ile alakası yok'' Bir kez daha adamlığını gösterdin. Bunu koz olarak kullandığımı düşünmeni istemem. Sen ne kadar kaçsan da ben seni yine buluyorum.

Yeri geldi tartıştık seninle saygı çerçevesinde. Yeri geldi küstük birbirimizden habersizce. Ama o kapı hiç sonuna kadar kapanmadı. Bugün yine buradaysam. Bugün yine sen yanımdaysan. Bu senin adamlığındır. Bu senin ''kardeşim'' dediğine gösterdiğin özveridir.

Adamsın! Kardeşsin!

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.