Siyah Taş


hiçbir iz geçmişin sağlamasını yapmaya yetmez dedi siyah taş
ve sustu...


beyaz ses ağılı ormanın
karanlık oyuklarında
yolunu bulmaya çalışırken


tırnaklarını düşsel hayvanların
derinliğine geçirdi


gözlerine biriken korkuyu
göstermemeye çalışırken
yabancı, maskesini düşürdü


hayaletin ay ışığı sanrıları
görüntüsel oyunlarına başlamıştı


artık ayak izleri de yoktu
dönme...


son kez çırpındığın
ağaçların arasında
vur kendini


nöbet tutan kelimeler
ağzında erisin


siyah taş
yeter artık!
çok yorgunum


mısraların dikenli telleri
sayfaları kanatıyor


şair tüm ışıkları tek tek söndürdü
ve öldü...