Keder, yavan bir yakıştırmadır
bir sunağın nasır tutmuş elleri karşısında
hayat bu, kiminin cebinde unutulmuş çakıl taşı
kimine suya değmiş hüznü gitmelerin
bu türkü, Leyla'dan sonraki ilk uyku
aşkın zindanında parıldayan ayna

Sen gözlerinin beterinden koru kendini
kim bilir yaka bağır bir gömlektir üzerindeki
nereye gitsen peşinden gelir bir resim
tütsülenmiş siyah beyaz kanatlarında kan
kendine bir güverte bul ve kandır denizi
nasılsa en uzak limandan çalıntıdır gözlerin

Öfkem bir uzun kıştan armağandır sana
bahar desen, iliklerim dehlizlerinde buz
bak işte sağır ve delidir rüzgâr
tenini sıyıran ve yaralayan savrukluk
bir çöl ıssızlığında saklar da seni
dünya ilk yalanın gölgesinde dinlenir

Ağlamak bağışlanmış bir bilmecedir
sen gözlerini sakın yine de şarkılardan
belki kış yorulur, bahar neşelenir sonunda
yumuşar şiirimin köşe bucak zalimliği
sonrası yaz, sonrası uzun uzun dağınıklık
gelişin esrik bir türkünün ilk hecesidir

NUR ZELAL