şölendi gözlerime
yüzümü dolduran yüzün
kendini göremezmiş insan lâkin
olmayacak ne varsa, doldurmuşum içime
yabancı kulakların işittiğinden
dökülürken gerçekliğin
anladım
taze bahardan, yeni yol elbiseleri biçerken aklın
doğruyu söylemiyormuş yalancı dudakların
yalnızlığa hüküm giydi gülistanım
giderken
rüzgârının soluğuna kattığın ben
akşamın dar geçitlerinden sıyrılamazken kan revân
sonlanmamış efsânesin dilimde halâ…
rüyamda dahî, sürer saltanatın
sahipsiz bıraktığın adınla
cüce gölgem senden sonra
kabuğuna çekilmiş
suskun, uzak, dalgın, dar hevesim yaşama
yıkıldı içimdeki mihrap
dönsen de
eski beni göremezsin yerinde
mavi akisleri yitmiş
elini eteğini çekmiş bahar benden
dönen örekesinde
bir o yana, bir bu yana eğrilirken
kimse / kimseliğini götüremiyor yaşamda
yarım kalmış oyunuyla
ikiye ayrılan hayatın
ortasında kalmış derbeder çocuk
kaybolmuş ülke gibi ortada, yitik
beslenemedi nehir, deniz kadar yağmurla
sığmadı, sığdıramadı dar yatağına
güz kanırtırken içimi
elimde, yarım kalan bir mektup
uzayıp giden yollar gibi keder
aşkın sonsuzluğuna kim kefildir ki !
yüreğime yerleşmene izin verdiğim
cehennemmiş, cennet bildiğim bahçen
Neoma

Üyelik tarihi
17 Mart 2015
Mesajlar
5.630
Seslenildi
256 Mesaj
Etiketlendi
22 Konu
Cennet
22 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter



Ağaç şeklinde