şölendi gözlerime
yüzümü dolduran yüzün
kendini göremezmiş insan lâkin
olmayacak ne varsa, doldurmuşum içime

yabancı kulakların işittiğinden
dökülürken gerçekliğin
anladım
taze bahardan, yeni yol elbiseleri biçerken aklın
doğruyu söylemiyormuş yalancı dudakların
yalnızlığa hüküm giydi gülistanım

giderken
rüzgârının soluğuna kattığın ben
akşamın dar geçitlerinden sıyrılamazken kan revân
sonlanmamış efsânesin dilimde halâ…
rüyamda dahî, sürer saltanatın

sahipsiz bıraktığın adınla
cüce gölgem senden sonra
kabuğuna çekilmiş
suskun, uzak, dalgın, dar hevesim yaşama

yıkıldı içimdeki mihrap
dönsen de
eski beni göremezsin yerinde
mavi akisleri yitmiş
elini eteğini çekmiş bahar benden

dönen örekesinde
bir o yana, bir bu yana eğrilirken
kimse / kimseliğini götüremiyor yaşamda
yarım kalmış oyunuyla
ikiye ayrılan hayatın
ortasında kalmış derbeder çocuk
kaybolmuş ülke gibi ortada, yitik
beslenemedi nehir, deniz kadar yağmurla
sığmadı, sığdıramadı dar yatağına

güz kanırtırken içimi
elimde, yarım kalan bir mektup
uzayıp giden yollar gibi keder
aşkın sonsuzluğuna kim kefildir ki !

yüreğime yerleşmene izin verdiğim
cehennemmiş, cennet bildiğim bahçen