zaman treni geçer gider
eskiyen günlerin, saklısında kalır anılar
dudaklarda durur / kalır, uçuk gülümsemeler
çıkmazındasın sokağın

tenhada ıssız
sesini dinlendiren zaman
yüzüm yok gölgesinde
solmakta yeşil git gide

gözleri gülümsemeyen bahar
sarnıcında birikmeyen su
içini ezen eksilmişlik duygusu
gecikmemeli düş
gecikmemeli düş
ama
yangın söner mi taşıma suyuyla?
söz /de kalmaya mahkûm
belki de hiç yok

üzerinde sarı elbise
mavi değil döneceğin kıble

ziyandan kârâ hınçla geçmişken
sözü birikmiş yüreğin

şimdi kaygan zeminler
düşüyor(um) gitmeler(e)
bütün günlerde a(e)cele bir telâş
kararsız ay ışığı ile güneş
mecâlsiz körüğünden
aynı koku gelir uyanan her günden

yere inen bakışlarında
eski gecelerin, açılmayan kilidi
ninniler ister uykusuzluğuna
kadın yüzünün altında
büyümemiş/ kalmış çocuk

ah! nasıl da değişmiş tadı sabah kahvesinin
aynı kokmuyor artık balkondaki fesleğen
göç dalgalarının şiddetinde
sığ deniz(de), baş aşağı vurmuş sevinç
bir görünüp bir kaçan
haylâz bir çocuk hayat

dalda tek bir yaprağı
tavukkarası yordamı
sürüyor sayıklamalarla soluk