Cennetim / Cehennemim /de sen oldun



bir denizin suları çekilirken

bir kapı üzerime örtülürken

yaşama sağırdı bedenim

soğuk namlu ucuna, âvâre yürürken adımlarım

karıncalar gibi üşüşüyordu aklıma Ölüm

gümbür gümbür bir deli Boran’dı göğsüme vuran


ateşteki son kızıllık da geçiyordu ki;

sen geldin Dila / sen geldin...

bahardan nağmelerle geldin

söylenmemiş masalları dinlerken

rüzgâr uyudu göğsünde

içimdeki denizde duruldu sular

gemiyi, karaya oturmaktan kurtaran

karanlık kuytulardaki deniz feneriydin

görmediklerimi bağırdı dilin


Ahh...Dila

gün çiçeği ne isterdi güneşten!

sevmek için sebep yoktu seni

sebepsiz de sevilirdi

hayâlde koydum/ yalnızlığımın başını omuzuna

sığınırken birbirimizin avuçlarına

yüreklerimizle sarıldık yanlızca

aynada duran iki mâsum resim gibi


Ahh...Dila

karanlık geçitlerdeki baykuşları savuran

masumca sevmeye uzanan hoyrat elleri durduran/dı

gözlerindeki ışık huzmeleri

Dünya durdukça içimde yaşayacaksın bil ki...