bir kısrak gibi, deli koşarken zaman
suskun maviye / açmıyor umutlar

yaşamaya acıkmayan yanım
içerden ışımıyan gün
çıldıran bu dalgalar hangi denizin?
yağmalanıyor kıyım


güne boyun büktüren siyah/ın
içimde patlar dinamiti
durmadan düşer çığ(ı)lığı
kanatlanamayan bir kuşun acısı
kaçıncı kezdir değer tenime
bilmez içimde sancıyan yanımı
bu yaraya hangi sabrı sürsem ah!

söğüt dallarıdır, uzar gider günün içinde
kurşun sıkamadığım hain gece
bütün fasılların hüzzam çalar

nerde bu ışıklı gökyüzü nerde
neden uyanmıyor bu tan
yaz gözleri yaban

düzlemle kesişmeyen yol
her seferinde kendine daha yabancı ben
düş yakamdan artık
bir ahlat ağacı gibi köküm, sıkışık
hangi takvim yaprağında bitecek bu çapraşıklık?
ne zaman sona erecek çömezlik

maviye açılan bir yelkenliyi
sükunlu uzak iklimlere sürsem
yaksa iyot kokusu genzimi
kiraz ağaçlarından toplasam sonra yeşilimi
kulağımda çırçır böceklerinin yaz şarkısı
yasemin kokuları
haşır neşir hayatla karıncalar gibi

küçük kavgalarda büyük yenilmek bu kendine
acının burgacında
kaç ayna kırılacak daha
paramparça paramparça…
yine de aynadan geçemeyen ben
savılamayan bu belâ

sıkıntıya açılır her pencere
kepenkler iner güne
gece sefâlarından bıkmış
güle ağlayan bahçemin toprağı
kurşunu geçirmeyen
geceyi nasıl vurmalı