dilinden dökülenleri
tam orta yerine konduruyosun
kalbimin

sen konuştukça
bir kuş gibi çırpınıyor kafesinde
kalbim
kendini yırtarcasına

sonra
susuyorsun bıçak keskinliğinde
boşluk duygusunu soluklayarak
o da susuyor

çekilip yorgun anılar zamanına
çiziyor gözlerinde
kara kalem resimlerini
bu son, bu son diyor içi

lâkin nâfile
her seferinde, iflâh olmaz
aşkına köle kurbanlığın
yeniden aralandığında dudakların
dev fenerler değiyor gözlerime
kamaştıran bakışların
mutlandırıp
giriyor yeniden gönül gözüme

ölü kulaklarım işitmiyor
yabancı kendi söylediklerine

gözlerim
kendi gördüklerine göre ayarlıyor
her şeyi

bir ayın sıcak mumu altında
boğazımı sıkan yumru gevşiyor
mutlu bir yenilginin
sarhoş boşluğunda
yüzüm farklı iki insan

yıldızlar düşüyor
tane tane gökyüzünden
hepsi birer ateş oluyor bedenime

gözlerindeki akisli sularda
sıcak bir yaz gülümsüyor bana

umudun çürük ipini çeksemde
sevincimin çıldırışını duyuyorum
kalbimde

yeniden gitsen de
aramıza görünmez camlar çekilse bile
sevgi yeniden dilsizleşse
gidemiyorum bu aşktan

zaman zaman görünen
aşkın saklı kokularında
anlıyorum, özlemin yetecek bana
razıyım
gözlerindeki âşinâlığıma