ortancalar gibi, gölgende keyifle / rahat için
suyunu bekleyip birinden
gül ile bülbülü seyirle
ekmek elden su gölden
sakin suların koynunda yüzerken
dışarıda, zaman zaman uğuldayan fırtına
düşün neden / ne için
ne yaptın, bu gün sen insanlık için
yaptığın muhasebe senden yana /ne için

rahatlık genişletir, çekilen ohh ile
darlık, dar kuyudur / derinlere indirir, âh ile
dildeki kibir düşer yerle yek-sân ateşle
acının çiçekleri açtığında teninde
sorgulaman faydasız bu hangi vebâl ile

gülmek güzeldir ama hep sürecek sanma
şatafatlı ayağın, doludur diye kanma
çıplak ayakla gidilir o sükûnlu tarafa

el etek öpenlerin bugün
çarçabuk unuturlar
hem ismini hem cismini / yarın
tek tip elbiseye kalacağın gün
gelir bir gün aldanma
açılır oyunda, acıklı bir perde zamanla
sade beş metrelik bezdir götürecek servetin

kahramanlık atıp tutmada değil
yıkımı getirir her daim, kör akıl

gece tekin değildir, ardına saklanılmaz
zaman/dır beklemeyen çıka gelir gündüz
o saklamaz, her şeyi açığa vurur

kıvılcımdır ateşi yakan/ bil
daim fırtına biçer rüzgârı eken/ el
bataklıkta, kimse kimseye vermez el

gülistanı / bazılarını sınamak için verir Tanrı
kasırgayla dağıtırsan güllerini
mezara benzer bulursun bil ki, bir gün yerini
bu dünyanın da vardır arafı !
ne yaparsan yap unutma/ fânisin fâni
kimseler kalamamış, geçip gitmiş bu handa

ne yaptın bugün insanlık adına
kendini nasıl aldattın, kendinin tarafında?