tam dalacakken tatlı uykuya
sığ çukurdaki derinliği /doldurulamayan
ağulu boşluğu bozdu rüyayı
oysa, yaşamın hayhuyunda
yabanıl kokuları duyulmadan
ağır değildi yokluğu
çoğu zaman, gelmezdi bile akla
bağra bastığı elinin, kapanmayan oyuğunda
koyu karanlık yansıdı
beklenmeyen tuşuyla
hüzne battı yürek/ daraldı daraldı…
onlarca kişi elinde taşıdı onu
çokça ağırdı gerçekte
ne geçmiş, ne de gelecek var artık
sarkacı duran zaman da, öylece kaldı
sustu güzelim bahçelerdeki sesler
damacanalar dolusu su içse(n)
yangını(n) sönmeyecek asla
oysa, yalnızca dört harfli ismin oyunuydu bu
kovalanamayan karanlığını
kabulden öte, başka ne var ki!
sararıp solmuş yeşilin, uzanır dar kapısı önünde
hangi düzenbazlık kaçırır ki ölümü?
ve
güneş çekildi gözlerinden
sabrın, geceyle sınanacak artık
boğazındaki düğümlü boşlukta
bir sessizlik senfonisi sürecek
gidip gidip, geleceksin durmadan anıların içinde
bir türlü ağmayacak o beklediğin şafak
durmadan ölüm soneleri dökülecek dilinden
yoktur çiçeğe duruş, tohum ölünce…
Neoma

Üyelik tarihi
17 Mart 2015
Mesajlar
5.630
Seslenildi
256 Mesaj
Etiketlendi
22 Konu
Dört harfli yokluk
22 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter



Ağaç şeklinde