çokça tenhalaşmıştı hayat
telâşlanıyordu adam
gidebilsem diyordu o gelmeden
sağlam olsun pençeler, dedi kunduracıya
son sürat yol alırken otobüs başka diyara
yürümeye siftahı olmadan / uykusunda buyur etti onu kendine
------------------------------------
nasıl söndü bu lâmbaların hepsi birden
her yeri gece bastı âniden
durup durup gelen bu delilik vehmi neden
nerde/ o neşeli günlerimiz /uzakta kalan
ne zaman gitmiş bu gemiler/neden böyle bomboş bu liman?
ne zaman bitti gözümüzde / toprağımızdan sökülemeyen gece
siyah ufukların ardında
başını göstermeyen gün/ün derdi nedir bizimle
“sözün çuhası”na yerleşen bu selâ
acıyla yanan dilimizde ki dua
aç kurtlar gibi saldırıyor ölüm
bahara ermeden yaklaşıyor ayrılık
ne vakit geçip gitti dün
dağ gibi , taş gibi yüreğe oturuyor kalan zaman
oysa, taa o zaman, ne kadar uzaktı bu yıllar bize
beyhûde her şey /her şey beyhûde
yatakta/upuzun öyle /boylu boyunca
ne saz / ne söz / ne soluk
bir gün/ yeni bir sabaha uyanamamak
sonra eller üzerinde kısa bir yolculuk
her şey burada kalacak gözüm/ bak
ne renk ne de âhenk var olacak
yarının vaadlerini söyleyemeyecek dil
bu işte bir terslik var o zaman gözüm
durdukları kaygan yerde
tutmayacak bir kazık kavgasında insanlar
yangın ortasında kalan bir susuz kova
kanatlanamayan bir güvercinin ölü soluğu
ne işe yarayacak ki /anlamadığım
bu işte bir terslik var gözüm
bu işte bir terslik var
bundan sebep kirlidir
yolunda değil dünya/ tepetaklak
Neoma

Üyelik tarihi
17 Mart 2015
Mesajlar
5.630
Seslenildi
256 Mesaj
Etiketlendi
22 Konu
K a v g a
22 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter

Normal