1950’li yıllarda aktif olmaya başlayan ve 2000’e dek resim yapmayı sürdüren Leyla Gamsız, her Bedri Rahmi talebesi gibi kendi tarzı olan bir ilerici ressamdır. Pek çok eser üreten Gamsız’ın ömrü resim aşkıyla geçmiş.

1921 senesinde İstanbul’da dünyaya gelen Leyla Gamsız, öğretmen olan babasının sık sık değişen görev yeri sebebiyle ilkokulu yatılı, ortaokulu Erenköy Kız Lisesi’nde, liseyi de Sivas Lisesi’nde okudu. Ailenin tek çocuğu Leyla‘nın resme olan yeteneği, hocası usta ressam Eşref Üren tarafından destek gördü ve genç kız, üniversite için babasıyla birlikte İstanbul’a, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde resim eğitimi almaya gitti. O zamanlar yalnız ortaöğretim mezunlarını kabul eden Güzel Sanatlar Fakültesi’nden vazgeçmek zorunda kalan Leyla, İstanbul Üniversitesi’nde Coğrafya Bölümü’ne yazıldı. Dört yıllık üniversite hayatı boyunca resim sevdasından hiç vazgeçmeyen Leyla, mezun olunca Yüksek Resim Bölümü‘ne yazılmayı başarır ve nihayet istediği hayatı yaşamaya başlar.

Yüksek Resim Bölümü’nde Türk resminin mihenk taşı Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun öğrencisi olan Leyla Gamsız, 1947 senesinde; yani 26 yaşındayken bir grup Eyüboğlu öğrencisiyle birlikte “10’lar” adlı grubu kurar. 1953 senesine kadar aktif olan bu grup, Eyüboğlu’nun yolundan giderek Doğu ile Batı’yı sentezlemek ve Türk resmini daha ileri götürmek amacını taşımıştır. Bu yolda sergi de açan 10’lar Grubu, o dönem büyük ses getirdi ve sanat mecmuaları uzun süre 10’lar‘dan bahsetti.

1949’da Fransız Konsolosluğu’nda ilk kişisel sergisini açan Leyla Gamsız, eserlerine olan yoğun ilgi sonucu konsolosluktan 1 yıllık burs kazanır. 1 yıl boyunca Paris’te Andre Lhote ve Fernand Leger’in atölyesinde resim eğitimi alan Gamsız, İstanbul’a döndüğünde Tepebaşı’nda bir daire kiralar ve burayı galeriye çevirir. Okul arkadaşı Hulusi Sarptürk‘le evlenen Gamsız, eşinin öğretmenlik mesleği sebebiyle bir süre Sakarya, Hendek’te yaşamak durumunda kalır. Burada, tıpkı küçükken babasıyla olduğu gibi konar göçer bir yaşam tarzı olan Leyla’nın gözlemleri, yaptığı eserlerde vücut bulacaktır.

Tepebaşı’ndaki Gamsız Apartmanı’nda hocası Bedri Rahmi ile komşu olan Leyla eşi Hulusi’nin ölümünden sonra kendini tamamen sanatına verir. Onun için ‘iyi resim‘ demek, kalabalık resim demek değildir ve bu görüşle eserlerinde arınmış, daha yalın ama net bir hava vardır. 1964 ve 1967’de iki kez Akademi Ödülü kazanan Gamsız, 2000’de Atatürk Kültür Merkezi’nde açtığı Retrospektif Sergi’de resim yapmayı bıraktığını açıklar. 13 Temmuz 2010’da hayata veda eden Leyla Gamsız’ın mezarı Zincirlikuyu’dadır.