ADİL ADALET



Adaletin işleyişi , insanoğlunun sosyokültürel davranışlarına göre şekillenmiştir!

Nasıl bir toplum haline geldiğimizin üzerine konuşmak, irdelemek, eni konu sorgulamak yerine, yaşam mücadelesi diye adlandırılan bir çemberin içine sıkıştırılarak, günden güne yabanileşen bizlerin,vicdani ve sosyal sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerektiği bilincini taşıma zaruriyetini kavrayamamış olmamız,yüzyıllardır yaşanan adaletsizliğin temelini oluşturmuştur diye düşünüyorum. Ayrıca yapılan ya da yapılmayan tüm davranışları sıralamak, altını çizerek vurgulamak, gözleri kör olmuş bir toplumu harekete geçirmez! Haliyle toplumların birlikte hareket etmesi gereken konular da bile ayrışan, tartışan, hizipleşen toplulukların türemesi, adaletin tecellisi noktasında hep sıkıntı yaratmıştır.

Yüzyıllardır rantın, makamın, gücün cazibesine kapılan insanoğlunu tümden konuşmaktansa olaya kendi ülke insanım açısından baktığım zaman pekte ümitli olduğumu söylemem zor, ne yazık ki. Zira ”Düşenin dostu olmaz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın,devletin malı deniz yemeyen domuz,bu devirde babana bile güvenmeyeceksin” sözleri, ülkemde ki adalet anlayışına hangi pencereden bakmam gerektiği konusunda ışıktır bana. Oysa ki sosyal değerleri hala ayakta duran bir toplum için bu düşünceler büyük acı. Aile bağları , komşuluk ilişkileri, ticari yaşamı ve birçok sosyal değerini kültürel açıdan tamamen yitirmemiş bir toplumun bireyi olarak üzerimize düşen en yerinde eylem, adilane bir yaşam ve eşitlikçi öngörüdür.Bu yaşam biçiminin şekillenmesi için gerekli olan rol modeli seçme noktasında her insan elbet deki özgürdür. Lakin mayasına gerçek adalet işlememiş olan tüm olgular, insanı barış için,adalet için,eşitlik için değil, kendi menfaati için yaşayan bir militan olarak dizayn eder .

ogZ