Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…
...

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:


Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim.


BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:


Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim…


BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:


Düşünebileyim, konuşabileyim.


BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:


İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür
edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.


BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:


İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.


BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:


Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, her şeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:


düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, var olduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.


BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :


Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsalar ve ben de huzur içinde
olabileyim.


BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:


Bir gün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.


BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:


Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim. Âmin
ALLAH’ ım !
Bırakma bizi….
Sev bizi, sevdir bizi…

Amin....