Kültür, bir toplumsal yapıya anlam verir, onu kendine özgü yapan maddî
ve maddî olmayan ögeleri oluşturur. Kültürün maddî ögeleriyle toplumlar birbirlerine
yakınlaşıp benzeşmekte, maddî olmayan ögeleriyle kendine özgü bir yapıya sahip
olmaktadır.

Kültür gibi, toplumsal kurumlar da toplumsal yapı içinde yer alırlar.
Toplumsal kurumlar toplumsal yapıyı oluşturan kökleşmiş ilişkiler, kuruluşlar ve
gruplardır. Toplumsal yapı, kendini oluşturan kurumların toplamını aşan, kültürel
ögelerle şekillenen kendine özgü bir bütündür. Kurumları somutlaşmış nesnel
gerçek yapan temel faktör kültürdür. Örneğin; aile, eğitim, siyaset, ekonomi gibi
kurumlar kültürün göstergeleridir.

Toplumsal Kurum ve Örgütlenme İlişkisi
Çevremizde, günlük yaşantımızın bir parçası olan, okul, dernek, banka,
karakol gibi birimleri örgüte örnek gösterebiliriz. Buna karşılık aile, arkadaş ya da
iş yeri grupları, birer örgüt değildir. Örgütleri, diğer toplumsal birimlerden ayıran
özellik, sosyal yapılarının belirlenmiş bir amaca yönelik olarak plânlanmış
(organize edilmiş) olmasıdır.

Örgüt, “Toplumsal grupların uzmanlaşmasıyla oluşan, üyelerinin
resmî statülere sahip olduğu, önceden belirlenmiş amaçları geçerleştirmek için
etkinlik gösteren bürokratik bir yapılanmalıdır.”

Toplumsal ilişkilerin düzenlenmesiyle oluşan, bireylerin örgütler oluşur.

Kurumlaşmış ya da organize edilmiş bir yapı içindeki toplumsal ilişkiler, belirli bir
düzen içinde gerçekleşir. Örgütler; rol ve statülerin belirlendiği, amaca uygun iş
bölümünün yapıldığı, yetki ve sorumlulukların basamaklandırıldığı akılcı ve resmî
ilişkilerle oluşturulan yapılanmalardır.

Alıntı