Daha önceki yazıda da ( http://www.forumunuz.com/forumunuz-k...ilk-tufan.html ) bahsettiğim üzere Sümerliler çoktanrılı dine mensup bir uygarlıktı. O kadar ki binlerce tanrının yanında bir de insanların kişisel tanrıları vardı. Bu kişisel tanrıların görevi insanların hal ve hareketlerini izlemek, davranış notlarını tanrılar meclisine iletmekti. Bir anlamda islam inancında da bulunan Kiramen Katibin ( Rakip ve Atid ) melekleri gibi yükümlü oldukları insanların yaşamı boyunca yanında bulunup günahlarını ve sevaplarını not tutmaları söz konusu.
Yukarıdaki kısa açıklamanın ardından bu hikayede Tevrat ve Kur’an’da da bahsedilen insan ne kadar acı çekse de, sıkıntılar yaşasa da, haksızlıklara uğrasa da isyankar olmamalı, sabırla dua etmeli düşüncesini destekleyen İlk Eyüb’den bahsedeceğim.
Bu hikayenin özelliği çok eski ( M.Ö 4000-2000 ) olmasına rağmen hala güncelliğini koruyan temayı, yani insanın acı çekmesini, ruhunun ızdırap görmesini yazıya dökme eğilimini göstermesidir.
Bir özelliği ise bizlerin ilk kez Tevrat ve Kur’an’da tanıdığımız , ne tür acılar çektiğini öğrendiğimiz Eyüb Peygamber’in hikayesine oldukça benzeyen bir hikayenin kutsal kitaplardan en az 1000 yıl öncesinde kil tabletlere yazılmış olmasıdır.
İLK EYÜB
Sümer Kil Tabletler :
İsmi bilinmeyen biri yaşadığı olayları, çektiği sıkıntıları, isyanını ve sonrasında gelen tövbeyi ve tüm bunlardan sonra mükafatlandırıldığını anlatıyor:
‘’Anlayışlı bir insanım ben, oysa bana saygı duyan kaybediyor, doğru sözüm yalana dönüştürüldü,
Hilebaz adam beni Güney Rüzgan'yla örttü, onun hizmetine girmeye zorlandım, bana saygı duymayan, beni senin önünde utandırdı. Her zaman bana yeni azaplar verdin. Eve girdim, ruhum ağır, sokaklara çıktım, yüreğim daralmış.
Yiğit, dürüst çobanım bana kızgın, düşmanca süzdü beni. Düşmanı olmadığım çobanım bana karşı kötü güçler kullandı, yoldaşım bana tek bir doğru söz söylemiyor.
Arkadaşım doğru sözümü yalanlıyor, hilebaz adam bana tuzak kurdu. Ve sen, Tanrım, ona engel olmadın!
Bilge olan ben, niye cahil gençlerle kuşatıldım? Anlayışlı olan ben, niye bilgisizler arasında sayıldım?
Her yer yiyecek dolu, benim aşımsa açlık, herkese payının dağıtıldığı gün, benim payıma acı çekmek düştü.
Tanrım, senin önünde (duracağım), seninle konuşacağım, sözlerim iniltidir, sana şundan söz edeceğim, yolumun acılığından yakınacağım.’
Gözyaşları, keder, endişe ve sıkıntı içimi mesken tutmuş, Yalnızca gözyaşı dökmek için seçilmiş biri gibi acılara boğuldum.
Kötü yazgının avucuna düştüm, yaşam soluğumu çalıyor, uğursuz hastalık gövdemi sarıyor.
Tanrım, beni var eden babam, yüzümü yerden kaldır. Daha ne kadar yüzüstü bırakacaksın, korumasız bırakacaksın beni? Daha ne kadar kılavuzsuz bırakacaksın beni?
Onlar - bilgeler- pek doğru ve yerinde olarak şöyle derler: 'Hiçbir çocuk anasından günahsız olarak doğmaz, eskiden beri masum bir genç var olmadı."
Bu adamın dualarından ve yakarışlarından sonra mutlu son gelir. Tanrı bu adamın acısını duymuş ve yanıt vermişti :
"İnsanın Tanrısı onun acı gözyaşlarına ve ağlamalarına kulak verdi. Genç adamın yalvarış ve yakarışları tanrısının kalbini yumuşattı. Söylediği doğru sözü Tanrısı kabul etti, Adamın dua dolu tövbeli sözünü. Tanrısı fenalıklardan elini çekti. Kanatlarını geren hastalık cinlerini uzaklaştırdı. Adamın üzüntüleri sevince döndü, Tanrısı yanına koruyucu bir cin koydu. Ona müşfik bir melek verdi."
Bu hikaye Tevrat’ta 1000 satırı aşkın ve süslü sözlerle şiirsel bir şekilde işlenmiş. Kısaca bahsetmek gerekirse :
Allah, şeytana, Eyüb’ün iyi bir kul olduğunu söylüyor. Şeytan da ‘’ Eğer onu kötü bir duruma düşürüsen bak sana nasıl lanet edecektir’’ diyor. Şeytan, Eyüb’ün tüm vücudunu çıbanlarla dolduruyor ama Eyüb ses çıkarmıyor. Karısı , Eyüb’e , ‘’ Bu hastalığı veren Allah’a lanet et!’’ diyor. Eyüb de ‘’Allah’ın iyiliğini kabul ettiğimiz gibi kötülüğüne de kabul etmeliyiz,’’ diyor.
Daha sonra Eyüb, başına gelen felaketlerin haksızlık olduğunu, Allah’ın kendisine haksızlık yaptığını anlatıyor. Arkadaşları ise , Allah’ın haksız bir iş yapmayacağını, kendisinin bunları hak ettiğini söylerek Allah’ı savunuyorlar. Bundan sonra Allah ile Eyüb karşılıklı tartışıyorlar. Her ikisi de yaptığı inayetleri sayıyorlar. Sonunda Eyüb, söylediklerine pişman oluyor ve tövbe ediyor. Allah da tövbesini kabul ediyor ve Eyüb’ü sağlığına kavuşturup malını mülkünü iki katına çıkarıyor. Eyüb, arkadaşları arasında tekrar saygın bir konuma çıkıyor.
Tevrat’ta bahsedilen bu hikaye ile Sümer kaynaklarında bahsedilen hikayenin paralel kısımları :
Bap 63:15-16:
‘’Kardeşlerim hainlik ettiler,bir vadi gibi. Akıp giden vadinin yatağı.’’
Bap 7:3:
‘’Miras olarak bana sefalet ayları verildi , pay olarak da meşakkat geceleri.’’
Bap 7:11:
‘’Ruhumun sıkıntısı ile söyleyeyim, canımın acısı ile şekva edeyim.’’
‘’Niçin günahımı bağışlamaz, fesadımı gidermezsin? ‘’
Bap 10: 2 :
‘’Allah! diyeyim, beni mahküm etme!
Niçin benimle çekişiyorsun?’’
Bap 13:1:
‘’Bana bildir! Bana günahımı ve suçumu bildir.
Niçin bana yüzünü göstermiyorsun?’’
Bap 13:23:
‘’Fesatlarım ve suçlarım ne kadar?
Bana günahımı ve suçumu bildir!’’
Bap 16:6:
‘’Ağlamaktan yüzüm kızardı’’
Bap 19:2
‘’Ne zamana kadar canımı üzecek ve beni ezeceksin? ‘’
Bap 19:13:
‘’Kardeşlerim benden uzaklaştı ve tanıdıklarım bütün bütün bana yabancı oldular.
Akrabalarım gelmez oldu, yakın dostlarım da beni unuttu.’’
Bap 19:19:
‘’Hep sırdaşlarım benden ikrah ediyorlar, sevdiklerim de yüz çevirdiler.’’
Bap 30:1:
‘’Yaşça benden küçük olanlar üzerime gülmekte!’’
Bap 34:5:
‘’Hakkım varken yalancı sayılmaktayım.’’
Bap 30:26:
‘’Ben ışık beklerken karanlık geldi.
Ruhum kırıdı, günler karardı.
Bap 34:6:
‘’Hakkım varken yalancı sayılmaktayım.’’
Şiirin sonunda Eyüb, Allah’a söylüyor :
Bap 42:
"Sen her şeyi yaparsın!
Anlamadığım şeyleri söyledim.
Benden üstün olanı bilmediğim, şaşılacak şeyleri.
Niyaz ederim, dinle de ben söyleyeyim!
Sana sorayım da bana anlat!
Senin için kulaktan işitmiştim.
Şimdi ise seni gözlerim gördü.
Bundan ötürü kendimi hor görmekteyim
Ve tozda külde tövbe etmekteyim."
Yukarıda da kısaca bahsettiğim üzere Eyüb’ün tövbesi kabul ediliyor ve kendisi mükafatlandırılıyor.
Bu noktada Sümer ve Tevrat şiirleri hem ana tema yönünden oldukça paralel , hem de konu işleyişi olarak neredeyse aynı. Tek fark, Tevrat’taki şiir daha bilgece ve özlü sözler içeriyor, Sümer’de ise oldukça yalın.
Tabii Sümer şiirinin Tevrat’tan en az 1000 yıl önce yazıldığını düşünürsek bilgece sözlerin nedenini açıklayabiliriz.
Şiirlerde bulunan ortak nokta ve ana tema söz konusu felaketlere her ne olursa olsun isyan edilmemeli, yaratan veya tanrılar sorunlu tutulmamalı. Eğer böyle bir düşünceye sahip olunursa günaha girilir ve tövbe etmek gerekir.
Kur’an’da ise Eyüb’ün hikayesi biraz daha yüzeysel anlatılmış ama ana tema hemen hemen aynı kalmış :
Enbiyâ Suresi - 83-84 :
Eyyûb’u da an! Hani rabbine, "Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün" diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için anılacak bir örnek olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik; ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Sâd Suresi - 41-44 :
Kulumuz Eyyûb’u da an. O, rabbine, "Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir" diye seslenmişti.
"Ayağını yere vur (dedik), işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su!"
Tarafımızdan bir rahmet ve akıl iz‘an sahipleri için de anılacak bir örnek olmak üzere ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha bağışladık.
(Bir yemini vardı.) "Eline bir demet bitki sapı alıp onunla vur ve böylece yeminini yerine getirmiş ol" (dedik). Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.
Tüm bu kaynakların ortan noktası anlaşılacağı üzere , sabır, yakarış, duaların kabul edilmesi ve mükafat verilmesidir. Zaten semavi dinlerin de ortak paydada birleştiği konulardan biridir bu. Her zorluğun ardında bir kolaylık vardır, her belanın ardında talih vardır gibi.
Devam edecek.
Kaynak Kitaplar : Tarih Sümer’de Başlar – Tevrat – Kur’an Meali.
Blackheart

Üyelik tarihi
12 Ekim 2019
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
440
Seslenildi
47 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
İLK EYÜB
12 Mayıs 2020
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
Türkolog bunu beğendi.

1Beğeniler

Ağaç şeklinde