üff o kadar çok şey var ki. başlıyorum gençler, hazır olun.dd
dibinde bir parmak kalmış atmaya kıyılamayan boya kutuları, sular kesilir de susuz kalırım endişesi ile arka balkonlara ve küçük tuvaletlere yığılan su bidonları, dibi yanmış ama kızartma tavası yaparım diyerekten atılmayan yayvan tencereler, sapı kırılmış ama gelecek ne getirecek endişesi ile atılmayan tencereler/çaydanlıklar/cezveler, tamir edilmesi ertelenmiş kıyafetler, çiçek ekerim diyerek arka balkonlarda unutulan yoğurt kapları, yemek yenilen yerlerden lazım olur diyerek çantaya atılan sonra da evin kullanılmayan köşelerinde unutulan ıslak mendiller, az yazıyor diyerek çekmecelerin arkasına tıkılan kalemler, kartvizitler, hastane randevu kartları (niye saklarlar bunu hiç anlamıyorum), ilaçları alınmış reçeteler, biten ve içine ıvır zıvır koyarım diyerek biriktirilen ilaç kutuları, eskimiş ve yenisi alındığı halde atılmaya kıyılamayan 30 yıllık ütüler/süpürgeler/elektrikli aletler...
öfff sıkıldım yazmaktan, daha o kadar çok şey var ki. atın yahu, yer açılsın, enerji serbest kalsın.: ))
Dönüp dolaşıp aynı yere gelmiyor muyuz?