Temyiz nedir? Nasıl başvurulur?

Temyiz, mahkeme tarafından verilen kararın yeniden incelenmesi için bir davanın taraflarına tanınan olağan bir kanun yoludur. Esasen temyiz, üst mahkemede açılan yeni bir tür davadır. Taraflar, temyiz incelemesi ile yerel mahkeme kararının değiştirilmesini veya bozulmasını talep ederler. Ceza mahkemeleri kararlarına karşı temyiz başvurusu, üst mahkeme, yani bir temyiz mahkemesi olan Yargıtay’a temyiz dilekçesi ile yapılır.

Temyiz Süresi Ne Kadardır?

Temyiz süresi, kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gündür. Kararın verildiği gün hesaba katılmaz, son gün tatile denk gelirse sonraki ilk iş günü temyiz süresinin son günü olarak kabul edilir.
Davanın tarafları duruşmada hazır ise karar kendilerine sözlü olarak açıklanır, bu duruma kararın tefhimi denilir. Karar hemen öğrenildiği için tarafların 7 günlük temyiz süresi de öğrenme tarihi olan duruşma gününden hemen sonraki gün işlemeye başlar.
Davanın tarafları duruşmada hazır değilse, mahkeme tarafların yokluklarında karar verip mahkeme kararını taraflara tebliğ eder. Bu durumda kararın PTT yoluyla taraflara tebliğ edildiği, yani ulaştırıldığı günün ertesi günü 7 günlük temyiz süresi işlemeye başlar.

Kimler Temyiz Hakkına Sahiptir?

Mahkeme kararını temyiz edebilmek için yerel mahkemede davanın tarafı olmak gerekir. Bir davanın sanığı, yani yargılanan kişi davanın tarafı olduğu için temyiz hakkına sahiptir. Davanın sanığı temyiz hakkını temyiz süresiiçinde bizzat kullanabileceği gibi yasal temsilcileri (vasi, anne-baba vs.), avukatı veya eşi de sanık adına temyiz başvurusu yapabilir.
Davaya müdahil olan kişiler (şikayetçiler, mağdurlar, suçtan zarar gören üçüncü kişiler) de davanın tarafı olduklarından yerel mahkeme kararını temyiz hakkına sahiptir. Herhangi bir davaya müdahale talebinde bulunup da bu talebi yerel mahkeme tarafından reddedilenler ile katılan olabilecek şekilde suçtan zarar görenler temyiz hakkına sahiptir (CMK md. 260). Cumhuriyet savcısı sanığın lehine veya aleyhine temyiz başvurusu yapabilir (CMK md. 260/3). Ancak cumhuriyet savcısı, sanığın yararına yanlış uygulanan “hukuk kurallarına aykırılık” olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması amacıyla temyiz hakkına sahip değildir (CMK md. 290).

Temyiz Başvurusu Nasıl Yapılır?

Temyiz başvurusu, hükmü veren mahkemeye bir Temyiz Dilekçesi verilerek yapılır. Temyiz dilekçesinde temyiz nedenlerine yer verilmelidir.
Sanık, cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak tutuluyorsa temyiz başvurusunu bulunduğu cezaevi müdürlüğüne temyiz dilekçesi vererek kullanabilir.

Temyiz Başvurusu Usulünde Yanılma

Temyiz başvurusu yapan kişi, temyiz dilekçesini hangi mahkeme veya birime vereceği konusunda yanılabilir. Yanlış mahkemeye veya birime verilen temyiz dilekçesi, başvuranın temyiz hakkının kaybolmasına yol açmaz. Yanlış merciiye verilen temyiz dilekçesi, temyiz süresi içinde verilmişse geçerli kabul edilir. Yetkili olmadığı halde temyiz dilekçesini alan mercii, dilekçeyi derhal görevli ve yetkili mahkemeye göndermek zorundadır (CMK md. 264).

Cumhuriyet Savcısı ve Sanığın Kararı Temyizi Halinde Olası Sonuçlar
Cumhuriyet savcısı, yargılanan kişinin lehine veya aleyhine temyiz başvurusu yapabilir (CMK md. 260/3). Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesi verirken kararı sanığın lehine mi aleyhine mi temyiz ettiğini belirtmek zorundadır . Cumhuriyet savcısı sanık lehine başvuru yaptıktan sonra sanığın rızası olmadan temyiz başvurusundan vazgeçemez (CMK md. 266)
Cumhuriyet savcısının sanığın aleyhine temyiz başvurusu yapması halinde, sanık temyiz hakkını kullanmamış olsa bile, hüküm sanık lehine Yargıtay tarafından değiştirilebilir veya bozulabilir. Aynı şekilde müdahil tarafın aleyhe temyizi de kararın sanık lehine bozulmasını sağlayabilir ( Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/87 karar).
Cumhuriyet savcısı sanık lehine temyiz başvurusu yaptığında, karar sanık aleyhine bozulsa dahi verilecek yeni hükümdeki ceza miktarı eski hükümdeki ceza miktarından fazla olamaz (CMK md. 265).
Sanık yerel mahkeme kararını temyiz edebilir veya hakkında temyiz dilekçesi verdiği kararı dilediği zaman temyiz etmekten vazgeçebilir. Sanığın yerel mahkeme kararını temyiz etmesi halinde, aleyhe temyiz yoksa ceza miktarı yönünden kararın aleyhe bozulması mümkün değildir. Ancak suç vasfı yönünden karar aleyhe bozulabilir. Bu halde Yargıtay’ın bozma kararı üzerine, yerel mahkeme sanığa eski cezayı vererek sadece suç vasfını değiştirebilecektir. Örneğin, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan bir sanık yağma suçundan değil, hırsızlık suçundan 3 yıl ceza almıştır. Sanığın bizzat kendisinin temyizi üzerine Yargıtay suç vasfının hırsızlık değil, gasp olduğuna karar vermiştir. Sanığın temyizi dışında aleyhe temyiz de yoktur. Bu durumda bozma üzerine davayı yeniden el alacak olan yerel mahkeme, suç vasfının yağma olduğuna karar verecek, ancak yağmanın cezası yüksek olduğu ve aleyhe temyiz olmadığı için sanığa yalnızca 3 yıl ceza verecektir. Hemen şunu belirtmek gerekir ki, suç vasfı ceza miktarı yönünden olmasa da infaz hukuku açısından hükümlünün bazı hak, olanak ve statülerinde değişiklik yarattığından bu şekildeki uygulama ister istemez sanığın aleyhine olmaktadır. Bu nedenle, bu düzenleme hak arama özgürlüğüne zarar veren bir düzenlemedir.
Temyiz konusunda sanık ile avukatının iradesi çelişirse, örneğin sanığın hükmü temyiz etmek istememesine rağmen avukatı temyiz başvurusu yaparsa, kural olarak asilin iradesine üstünlük tanınır. Ancak, onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olan sanığın iradesi ile avukatının iradesi çelişirse avukatının iradesine üstünlük tanınır (CMK md. 266/3)

Temyiz Başvurusu ve Etkisi

Süresinde yapılan temyiz başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller. Yani yerel mahkeme tarafından verilen hüküm temyiz nedeniyle kesinleşmediğinden infaza verilemez. Temyizin sanığın lehine veya aleyhine olmasının hiçbir önemi yoktur. Her iki halde de temyiz hükmün kesinleşmesini engeller.

Temyiz ve Duruşma

Temyiz incelemesi, kural olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak sanığa verilen ceza 10 yıl veya üzerindeyse, sanık, müdahil, cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya Yargıtay tarafından kendiliğinden hükmün temyiz incelemesi duruşmalı yapılabilir. Sanık tutuksuz yargılanmakta ise temyiz duruşmasında kendi hazır bulunabileceği gibi avukatı da hazır bulunabilir. Ancak sanık tutuklu ise temyiz duruşmasında hazır bulunma hakkı yoktur (CMK 299/2).

Temyiz İncelemesi Sonucu Onama veya Düzelterek Onama

Yargıtay yapacağı temyiz incelemesi sonucu hükmü onayabilir veya bozabilir. Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucu hükmü onaması halinde yerel mahkeme tarafından verilen hüküm kesinleşir. Sanık bu aşamadan sonra olağan kanun yollarını tüketmiş olduğundan hüküm infaza verilebilir. Yerel mahkeme hükmünün temyiz incelemesi neticesinde onanması halinde; sanık, kararın düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurabilir.
Düzelterek onama, yerel mahkeme tarafından verilen hükümde yer alan basit hataların temyiz incelemesi sırasında düzeltilerek hükmün onanmasıdır. Düzelterek onama kararı verilebilmesi için yerel mahkemenin yaptığı hatanın yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyecek ölçüde basit bir hata olması gerekir. Örneğin, TCK md. 53 hükümlerinin uygulanmaması, yargılama giderlerine yanlış hükmedilmesi, ceza hesaplanırken matematiksel hata yapılması vb. gibi hatalar, yeniden yargılamayı gerektirmeyen basit hatalar olduğundan “düzelterek onama” yolu ile hükümde yer alan yanlışlıklar düzeltilebilir.

Temyiz İncelemesinden Sonra “Kararın Düzeltilmesi” Başvurusu (CMK md. 308)

Yargıtay’ın onama kararından sonra olağanüstü bir kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na kararın düzeltilmesi için başvurulabilir. Kararın düzeltilmesi yolu, hakkındaki hüküm temyiz incelemesinden sonra kesinleşen sanık tarafından talep edilebileceği gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kendiliğinden de işletilebilir. Kararın düzeltilmesi yolu, özellikle savcılık tebliğnamesine (savcılık görüşü) aykırı verilen daire kararlarına karşı etkin bir yoldur. Örneğin, savcılık yerel mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiş, Yargıtay Ceza Dairesi ise onama kararı vermişse kararın düzeltilmesi yoluna başvurulması gerekir.
Kararın düzeltilmesi yolu, olağanüstü bir yargı yoludur. Bu nedenle, kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması hükmün infazını durdurmaz.

Temyiz İncelemesi ve Hükmün Bozulması


Yargıtay Ceza Dairesi, temyiz incelemesi sonucu hükmü bozarsa hüküm yine kesinleşmez. Temyiz incelemesi sonucu yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından bozulması halinde dosya yeniden yerel mahkemeye gelir ve bozma çerçevesinde taraflar davet edilerek yeniden bir yargılama yapılır.
Bozma sonrası yapılacak yeni yargılamada, sanığın bozma öncesi kazanılmış hakları varsa, yargılama neticesinde verilecek yeni hükümde bu kazanılmış haklara riayet edilmelidir. Örneğin, adam yaralama suçu nedeniyle 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılan sanık aleyhine temyiz yoksa; hüküm, Yargıtay tarafından başka nedenlerle birlikte suçun adam öldürmeye teşebbüs suçu olduğu gerekçesiyle bozulmuşsa, yapılacak yeni yargılamada artık sanığa 3 yıldan fazla ceza verilemez. Çünkü, sanık aleyhine temyiz olmadığı için “usuli kazanılmış hak” kurumu devreye girer.
Yapılacak yeni yargılamada verilen hüküm de taraflarca temyiz edilebilir. Yukarıda anlatılan tüm prosedür, bozma sonrası yapılacak yeni yargılamada da geçerlidir.
Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; temyiz başvurusunun bir ceza avukatı vasıtasıyla yapılması bozma nedenlerinin daha anlaşılır bir şekilde Yargıtay incelemesine sunulmasını sağlar.