Konuşma nimeti de hiç şüphesiz büyüklükte diğer nimetlerden aşağı değildir. Biliyorsun ki, ahrazlık dile isabet eden ve görevini yerine getirmesini engelleyen bir hastalıktır.

Sevgili kardeşim, bir gün durup da konuşma nimetinden mahrum insanlarla konuşmaya çalıştın mı? Her söylemek istediklerini anlayabiliyor musun? Onların yaptıkları işaretler kendileri gibi olan ya da dillerini bilenlerden başkasının anlamayacağı bir takım harflerdir. Bu koca toplumda bu garipler ne yapıyorlar acaba?

Düşünsene, bütün bir gün tek kelime konuşmadan sussan, buna dayanabilir misin?

Peki, ömrünü bu şekilde konuşmayarak geçirenler ne yapıyorlar acaba?

Bizi yarattıklarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun.

Gerçekten biz, Allah’ın üzerimizdeki nimetlerinden çoğunu unutuyoruz. Ne yazık birçok insan bu nimeti günah işlemede kullanıyor. Ağızlarından gıybet, dedikodu, kötü söz ve iftira püskürüyor. Onlar bununla beraber Allah-u Teâlâ’nın:

“Bazınız bazınızı arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? İşte bundan tiksindiniz.” “… Daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf götürüp getirene de… (uyma)” buyruğunu biliyorlar.

Hucurat 12, Kalem 11

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Laf götürüp getiren kimse cennete giremez!”

Buhari, Müslim

Abdullah bin Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu:

“Bu ikisi azap olunuyor, üstelik büyük günahtan dolayı da azap olunmuyor. Bunlardan biri laf götürüp getirirdi diğeri de küçük abdestinden sakınmazdı!”

Müslim

Dedikodu yüzünden aileler dağılıyor, toplumun dinamikleri sarsılıyor ve toplum sıkıntıya düşüyor, sevginin yerini haset, kin ve düşmanlık alıyor.

Özellikle hiç önemsemeden Allah’ı kızdıracak kelimeler söyleyenleri anmak istiyorum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in buyurduğu gibi onlar için cehennemde yetmiş çukur kazılacak.

Allah-u Teâlâ’nın:

“Bazınız bazınızın gıybetini yapmasın!” buyruğunu unutmayalım.

Bu nimeti nasıl Allah’ın istemediği şeylerde kullanırız?

Dillere mühür vurulup da şahit tutuluncaya kadar susmazdan önce dilimizi hayrı, Kur’an ve sünneti yaymakla, iyiliği emretmek kötülüğü yasaklamakla, tesbih, tahmid ve tahlille kullanalım.

Nitekim her tahlil bir sadakadır, her tahmid bir sadakadır.

Bir ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyrulmaktadır:

“O gün dilleri onların aleyhine şahitlik edecektir!”

Nur 24
ZİKREDEN ŞÜKREDEN DİL NİMETİ ÜZERİNE ALLAH’A HAMD OLSUN.

Alıntı