

TALAT PAŞA İLE KARAKİN PASTIRMACIYAN ARASINDAKİ SERT TARTIŞMA
Bu dönemde iki imparatorluk arasında bölünmüş olan Ermeni toplumu
savaşın kendi üzerlerinden geçeceğinin korkusu içindedir. Gerçekten de
gerek çarlık gerekse ittahatçılar
Ermenilere
eğer kendi saflarında döğüşürlerse “otonomi” verecekleri vaatlerinde bulunmaktadırlar. Çarlık
hapiste bulunan Taşnak partisi yöneticilerini serbest bırakır.İttihatçılarla Taşnak partisi arasında ise
güven bunalımı başlamıştır. Pastırmacıyan
İttihatçılardan
bu savaşa katılmamalarını ister
sonunun felaket olacağını söyler. Gittikçe gerginleştiği anlaşılan görüşmelerden birinde
Karakin Pastırmacıyan kendisini kaybederek İTC'nin Turancı politikasına tedbirsizce saldırır: "Artık iyi yolda değilsiniz. Osmanlı İmparatorluğunu kaosa sürüklüyorsunuz. Zaferleriniz yüzünden kendinizi Napolyon ve Bismarck sanıyorsunuz.
Bu ülkeyi nerelere götüreceğinizi bilmiyorsunuz ama dik kafalılığınızı sürdürüyorsunuz. Neyle? Hangi kültürle?Tarihiniz hakkında bilginiz olsaydı böyle ipe sapa gelmez şeylerden bahsetmezdiniz. Yanlız 500-600 yıldır topraklarımız üzerinde olduğunuzu
ondan önce başka milletlerin bu topraklardan geçtiğini unutuyorsunuz: Persleri
Romalıları
Arapları
Bizansl ıları. Eğer onlar Kürtleri asimile edemediyse bunu siz nasıl başacaksınız? Geçen yaz üç vilayetimize gittim ve o coğrafyada yanlız üç köprü gördüm: İki tanesi eski Ermeni yapısıydı
üçüncüsü Timur'dan kalma. Sizin medeniyetinizin izini görmüş değilim. Devletin önemli sorunları konusunda samimi değilsiniz. Ermeni sorunundan kurtulmak için aldığınız ekonomik ve siyasal önlemlere
yürüttüğünüz Ermenilerden arınma siyasetine inanacağımızı mı sanıyorsunuz? Bizim ulusal bilincimiz öyle gelişkindirki
aynı italyanlar gibidir. Ben İtalya-Cevova'da okudum.
Niyetinizi gerçekleştirmenizi engelleriz der ve Talat’ın bakışlarını beğenmediğini söyler. “Kıyım yapmakta kararlısınız anlaşılan” dedikten sonra
“ama birimizi sağ bırakmayın öcümüz çok ağır olacak” dediği noktada artık görüşmeler kesilmiş gibidir. Bu görüşmeler sırasında Pastırmacıyan
“bizi tasfiye edeceğiniz anlaşılıyor
Kürtleri de asimile etmeyi
Araplarla federasyon kurmayı düşünüyorsunuz. Kürtleri ne Roma
ne Bizans
ne başkaları asimile edemedi
bu da boş hayal” diyecekti.
İki komitacı parti arasındaki köprülerin atılmasını sonuçları feci oldu. 24 Nisan 1915’te
İstanbul’da ve tüm imparatorluk topraklarında
Ermeni aydın
partili ve önderlerinin kitlesel tutuklaması başladı
yazın ise bir soykırımına dönüşen zorunlu göç (tehcir) başlatıldı.
Tehcir sırasında
bunu durdurmak için çaba harcayan Alman rahibi Lepsius
İttihatçılarla yaptığı görüşmelerde
kendisine bunun için altı gerekçe sunulduğunu söyler.
Eski Erzurum milletvekili Rusya’ya geçerek
Ermeni Gönüllülerine katıldı. (Bunu duyan
Ermeni din adamı Balakyan
“PASTIRMACIYAN delirdi mi
bu kimliği ile bunu nasıl yapar” diyecekti.İngiliz ve Fransız donanması
sabotaj vb. eylemleri için Adana ve havalisine ajanlar yollamıştı. Zeytun’da Ermeniler
ordunun emirlerine itaat etmemişti.Hınçıklar İttihat Partisi muhalifi Türklerle hükümeti devirmek için güçbirliğine girişmişti.Van Ermenileri ayaklanmıştı.
Şebinkarahisar’da silahlı Ermeniler eski kaleye çekilip askerlerle çatışmaya girişmişti.
Talat anılarında
bu tehcir talebinin ordudan geldiğini
cephe gerisinin güvence altına alınması için bunu istediklerini
bunu geciktirdiğini
ama sonunda uygulamak zorunda kaldığını söyler. O zamanki
ordu komutanlarının Alman zabitleri olduğu düşünülecek olursa
bu konuda çok kapsamlı bir boşaltma planının tek bir merkezden yürütüldüğü anlaşılır. Planın hayata geçirilmesinde Alman “mükemmelliği” ve Talat’ın “komitacılığı” önemli bir rol oynar.
Talat 1916 yılında kendisine “Ermeni sorunu”ndan bahsetmeye kalkan ABD elçisi Morgentau’ya
“artık öyle bir sorun kalmadı” diyebilecektir.Dolayısıyla
İttihatçıların Tehcir konusundaki önemli gerekçeleri arasında
Pastırmacıyan’ın Rusya’ya geçmesi de yeralır.
Aslında Ruslar ikili oynamaktadır. Gönüllü Birliklerini büyük başvurulara karşın sınırlı tutarlar
denetleyemeyecekleri korkusu ile. Öte yandan 1916 yılında bunları dağıtırlar ve İttihatçıların Ermenilerden arındırdığı Doğu Anadolu’ya Don Kazaklarını iskan etme kararı alırlar. Bu olduğunda
Pastırmacıyan kendisini sırtından hançerlenmiş gibi hisseder.
Aslında savaşı Almanlar kazansaydı
belki de bu bölge Alman iskanına tanık olacaktı. Bu yıllarda çıkan aşırı milliyetçi Alman dergileri
“Anadolu ve Mezapotamya’nın çalışkın Alman ırkına layık bir bölge” olduğunu yazıyorlardı.
Tehcir sırasında
Pastırmacıyan’ın ailesinden sağ kalan olmaz
Ruslarla birlikte “kurtarıcı” olarak girmeyi hayal ettiği Erzurum’daki köyü bir yıkıntıdan ibarettir. Öte yandan ilginç bir şekilde
bir zamanlar bastığı Osmanlı Bankasının Van Şubesi müdürü olan kardeşi de
tehcir sırasında yaşamını yitirir. Alman belgelerine göre
Bankacı Pastırmacıyan’ın iki kızı
Urfa’ya götürülür
jandarma subayları ile evlendirilir.
Armen Garo’nun (Karekin Pastırmacıyan)
tehcir sorumlusu İttihat Terakki Partisi yöneticilerini hedef alan “Nemesis Operasyonu”nun planlayıcısı olduğu söylenir. Bu oprasyon bir bakıma
daha sonra Nazileri hedef alan Yahudi eylemliliklerini anımsatır. Onun bir ön biçimidir.
Zaten Pastırmacıyan
İttihatçılarla yürüttüğü görüşmelerin kesildiği noktada bu yemini yapmıştır. “Nemesis Operasyonu”nun en önemli eylemi
Talat Paşa’nın 1921 yılında Berlinde Salomon Teyleryan tarafından öldürülmesi olur. İlginçtir ki
bu davanın tanıkları arasında
din adamı Balakyan da vardır.
HarbiDost

Üyelik tarihi
15 Mayıs 2015
Bulunduğu yer
İstanbul
Yaş
52
Mesajlar
203
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
98 Konu
Talat Paşa İle Karakin Pastırmacıyan Arasındaki Sert Tartışma
23 Haziran 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter

4Beğeniler
Normal