Mevlevi tarikatına girmek isteyen talip Mevlevi dergâhından bir dede aracılığı ile Meydancı Dede’yle tanıştırılırdı.

Taliple ilgili ilk soruşturma Meydancı Dede tarafından yapılır ve bu soruşturma olumlu sonuçlanırsa Meydancı Dede talibi çağırtır ve ona Mevleviliğin zorluğundan bahseder, çilenin zorluğunu anlatır ve kendisine birkaç gün süre vererek bunları düşünmesini ve halen Mevleviliğe girmek için istekli olup olmadığı konusunda kararını bildirmesini isterdi.

Talip birkaç gün sonra gelerek hala Mevleviliğe girmek istediğini bildirirse Meydancı Dede onu bir üst amiri olan Kazancı Dede ile tanıştırırdı. Kazancı Dede de aynı öğütleri talibe yineler ve yeniden düşünmesi için süre verirdi.
Bu süre içerisinde soruşturma her iki dede tarafından derinleştirilirdi.

Kişiliği bakımından olumlu bir kanı elde edilen talip üçüncü kez isteğinde direnip Mevleviğine girmek konusundaki ısrarını sürdürürsse bu kez mevlevihanede Şeyh’den sonraki en büyük amir olan Aşçıbaşı Dede’ye götürülür, o da çeşitli öğütlerde bulunduktan sonra talibe kabul edildiğini bildirerek, talibi Meydancı Dedeye teslim ederdi.

Meydancı Dede talibi doğruca meydan-ı şerif adlı salona götürür, abdest aldırttıktan sonra salonun dış kapısı yanına serilen ve “ ayak postu” denilen beyaz bir posta oturttururdu. Talibin başına arakıye denilen bir çeşit başlık, sırtına da resmi hırka giydirilirdi. Talip bu post üzerinde diz üstü üç gün üç gece oturmak ve uyumak zorundaydı. Talip bu üç gün içerisinde çevresini izlediği gibi Mevlevi hanede bulunanlar da bu süre içerisinde talibi inceleme şansına sahip olurlardı.

Bu üç gün sonunda talip yine isteğinde direnir ve tekkeye bağlı olanlar Aşçıbaşı Dedeye ve Şeyhe talip hakkında olumsuz bir görüş bildirmezlerse Meydancı Dede talipi Şeyhe götürürdü. Talipe son öğütler verilir, sikkesi tekbirlenir ve Matbah-ı Şerif’e gönderilirdi ve talip artık matbah canı sayılırdı.

Alıntı