Tatar Edebiyatı. Tatar edebiyatını eski dönem, XX. yüzyıl başı, iki ihtilâl arası (1905-1917), Sovyet dönemi ve yakın dönem gibi devrelere ayırmak mümkündür. Eski dönem hakkında yazılı metinler azdır. Mercânî Müstefâdü’l-ahbâr adlı eserinde Ya‘kūb el-Bulgārî, İdrîs el-Bulgārî, Hoca Ahmed el-Bulgārî, Hızır el-Bulgārî, Alâeddin el-Bulgārî, Ömer el-Bulgārî, Şeyh Muhammed el-Bulgārî, Yûsuf el-Bulgārî, Muhammed el-Kazânî, Süleyman es-Sarâyî, Şems es-Sarâyî gibi âlimlerin Arapça ve Türkçe eserlerinden söz etse de bunlardan pek azı günümüze ulaşmıştır. Altın Orda Devleti zamanından kalan eserler arasında Kerderî’nin Nehcü’l-ferâdîs, Nizâmî’nin Ħüsrev ü Şîrîn, Hârizmî’nin Muĥabbetnâme, Hüsâm Kâtib’in Dâstân-ı Cümcüme Sultan ve Seyf-i Sarâyî’nin Gülistan Tercümesi bulunmaktadır. Rusya’da 1710 yılından itibaren Arap harfli matbaaların kurulmaya başlanmasıyla XIX. yüzyılın sonuna kadar Kazan’daki çeşitli matbaalarda basılan ve en çok okunan eserlerden bazıları şunlardır: Heftiyek (Kur’an’ın yedide biri) (1801), Üstüvânî Kitabı (1802), Şerâ’itü’l-îmân, Ahmediyye (1808), İbrahim b. İshak Halfin tarafından yayımlanan Ahvâl-i Çingiz Han ve Aksak Timur (1819), Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türkî (1825), Risâle-i Ebüssuûd Efendi (1846), Sûfî Allahyâr’ın Sebâtü’l-âcizîn (1846), Risâle-i Kesikbaş (1946), Hakîm Süleyman Ata’nın Hakîm Ata Kitabı (1846, 1858, 1888), Mârifetnâme, Gazzâlî’nin Risâle-i Mühimme, İĥyâǿü Ǿulûmi’d-dîn (1847), CâmiǾu’t-tevârîħ (1847), Ĥilyetü’n-nebî (1848), Bûsîrî’nin, Ķaśîde-i Bürde (1948), Mevlid-i Şerif (1849), Mu‘cizetü’n-nebî (1849), Şerh-i Fıkh-ı Ekber (1849), Kırk Hadis (1855), Bakırgan Kitabı (1857, 1893), Burhâneddin b. Nasreddin’in Kısas-ı Rabgūzî (1859), Şeyh Sûfî Allahyâr’ın Murâdü’l-ârifîn (1859), Letâif-i Hoca Nasreddin Efendi, Muhammediyye, Envârü’l-âşıkīn (1861), Altı Parmak Kitabı (1861), Ebü’l-Leys es-Semerkandî’nin Bustânü’l-Ǿârifîn (1880), Keykâvus b. İskender’in Kābusnâme Tercümesi (1882). Cedîdcilik olarak da adlandırılan modern edebiyatın doğuşuna kadar bunların bir kısmı medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Eski Tatar şiirinin önemli temsilcilerinden Abdürrahim Otuz-İmeni (ö. 1835) Osmanlı, Arap ve Fars eserlerinin etkisiyle aruz vezniyle şiirler yazmıştır. Otuz-İmeni’yi izleyen Ebülmenih Kargalı, Hibetullah Salihov, Şemseddin Zeki, Ali Çokrıy gibi şairler de Allah ve insan sevgisini anlatan şiirler kaleme almışlardır.

XX. yüzyılın başında modern Tatar edebiyatı Mûsâ Akyiğitzâde’nin 1886’da yayımlanan Hüsâmeddin Menla (Molla) adlı romanı ile başlar. Zâhir Bigi Günâh-ı Kebîr, Ölüf yaki Güzıl Kız Hadiçe (roman), Rızâeddin Fahreddin Selime yaki İffet, Esmâ yaki Amel, Ceza (hikâye), Fâtih Kerîmî Salih Babaynın Öylenüvi, Bir Şakirt ile Bir Student, Mirza Kızı Fatma, Hıyal mı Hakiykat me, Kaynana, Sultan Aşkı, Ümid Parahodunda (hikâye), Sadri Maksudi (Arsal) Maişet (roman), Aliasker Kemal Behitsiz İgit, Öç Bedbehit (drama), M. Ayaz İshakî İdilli Öç Hatın Bilen Tormış, İki Yöz Yıldan Soñ İnkıraz, Ul Eli Öylenmegen İdi (hikâye) gibi eserleri modern Tatar edebiyatının ilk örnekleridir.

İki ihtilâl arası dönemde G. İshakî, Fâtih Emirhan, N. Dumavi, S. Remiev, Abdullah Tukay, Dermend, Ş. Kemal, S. Celal, Alimcan İbrahimov, M. Gafûrî, G. Rahim, K. Tinçurin gibi yazar ve şairler Tatar edebiyatını geliştirmek için çeşitli eserler kaleme almışlardır. Günümüzde de Tatar edebiyatının en meşhur şairi kabul edilen ve genç yaşta ölmesine rağmen hem aruz hem heceyle güzel eserler bırakan Abdullah Tukay (ö. 1913) birçok şairi etkilediği gibi kendisi de Nâmık Kemal, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret gibi Türk; Puşkin, Lermontov, Kolstov gibi Rus şairlerinden etkilenmiştir. M. Ukmasi, Z. Yarmeki, D. Gobeydi, V. Celal, G. Haris, G. Süngati, S. Gabdelman gibi şairler Tukay mektebine mensuptur. Bu döneme ait yazarların çoğu Sovyet devrinin de önemli temsilcileri olup hayat hikâyeleri oldukça trajiktir. Ali Rahim, Aziz Ubeydullin, Fâtih Kerîmî, Cemâleddin Velidi, Âlimcan Şeref, Fethi Burnaş, Alimcan İbrahimov, İbrahim Bikkulov, Lebib Gıylmî, Ömer Tolımbay, Fâtih Seyfi Kazanlı, Şâmil Osmanov, Hasan Tufan, Âlimcan Nigmeti, Kerim Tinçurin, Kavi Necmi gibi yazarlar Stalin döneminde öldürülmüş ya da uzun yıllar çalışma kamplarında yaşamak zorunda kalmışlardır.

Kazan’daki Rus-Tatar öğretmen okullarında yetişen gençler XIX. yüzyılın sonlarında Rusça tiyatro denemeleri yazmaya başlamıştır. 1903’te Kazan’da medrese öğrencileri Aliasker Kemal’in Behitsiz İgit, 1906’da Ufa gençleri A. İshakî’nin Öç Hatın Birle Tormış piyesini sahneye koymuşlardır. Aynı yıl Kazan’da Nâmık Kemal’den Zavallı Çocuk, Aliasker Kemal’in Tatarca’ya çevirdiği Kızganıç Bala adlı dramı oynanmıştır. Aliasker Kemal’in Birinçi Tiatr, Bülek Öçin, Bankrot vb., A. İshakî’nin Mögallim, Aldım Bīrdim, Tartışu, Zöleyha, Mögallime, G. Kulahmetov Yeş Gomir (Kazan 1908), F. Emirhan’ın Yeşler Tigézsézler (Kazan 1909), İ. Bagdanov’un Pomada Meselesi (Kazan 1968), M. Feyzi’nin Yeşler Aldatmıylar (Kazan 1911), Galiyabanu (Kazan 1916), K. Tinçurin’in Nazlı Kiyaü (Kazan 1915), Ş. Kemal’in Hacı Efendi Öylene (Kazan 1915) ve Fethi Burnaş’ın Tahir-Zöhre (Kazan 1917) gibi komedi ve dramları 1920’li yıllarda pek çok defa sahnelenmiş ve Tatar tiyatrosunun klasikleri arasına girmiştir.

Tataristan’da 1917-1920 arasında Tatarca, Rusça, Çuvaşça, Mari, Udmurt, Macarca, Almanca olmak üzere 130 gazete-dergi çıkarılmış ve millî yazarlar bu işte aktif görev almaya çağrılmıştır. Totaliter rejim güçlendikçe Tatar halkının millî ve mânevî değerlerini zayıflatmak için çeşitli yollar denenmeye başlanmıştır. Kısa süre içinde iki defa alfabe değiştirilip halk 1000 yıllık kendi medeniyetinden koparılmaya çalışıldığı gibi çeşitli merkezlerdeki Tatarca yayın organlarının kapatılması yüzünden yazarlar Kazan’da toplanmaya başlamıştır. Çeşitli baskı ve sindirmelere rağmen M. Gafûrî’nin Eşçi (1920), Kara Yözler (1926), Tormış Baskıçları (1927) adlı uzun hikâyeleri, M. Galev’in Bulanık Yıllar ve Muhacirler romanları, K. Tinçurin’in Süngen Yoldızlar melodramı (Kazan 1923), Zenger Şel (Kazan 1926), N. İsenbet’in Mirkey ile Aysılu, İdeğey dramları, Huca Nasretdin komedisi, M. Feyzi’nin Asılyar, Ak Kalfak piyesleri, H. Taktaş’ın Cir Ulları (Kazan 1923) draması, Alimcan İbrahimov’un Kazak Kızı (Kazan 1923) romanıyla bu yıllar Tatar Sovyet edebiyatının altın dönemi olarak adlandırılmıştır. M. Gafûrî’nin 1921’de İdil-Ural bölgesinde meydana gelen açlık faciasını tasvir ettiği Açlık Tırnagında isimli eseri (Ufa 1923), Alimcan İbrahimov’un Ademner adlı uzun hikâyesi (Kazan 1923) ve Tiren Tamırlar romanı (Kazan 1926), F. Amirhan’ın Şafiullah Ağa hikâyesi, A. Feyzi’nin Flütler, H. Taktaş’ın Mehebbet Teübesi (Kazan 1927), Yugalgan Maturluk (Kazan 1928) adlı eserleri de yeni rejimin getirdiği gerginliği, ruhî ve ahlâkî sıkıntıları dile getirir.

1925’te A. Sadi’ye sipariş edilen Tatar Edebiyatı Tarihi (Kazan 1926) çok sıkı bir denetimden sonra neşredilmiştir. 1922-1924 arasında üç ciltlik Tatar Edebiyatı Tarihi’ni yazan A. Ubeydullin ve A. Rahim edebiyata komünizm açısından bakmadıkları için bu çalışmaya kabul edilmemiştir. Şair M. Celil 1939’da Stalin’e Tatar medeniyetinin acıklı durumunu anlatan uzun bir mektup yazmış ve muhtemelen mektubun etkisiyle Kazan’da Dil, Edebiyat, Tarih Enstitüsü (1939), II. Dünya Savaşı’ndan galip gelmenin etkisiyle de Kazan Devlet Üniversitesi’nde Tatar Tarihi, Dili ve Edebiyatı Kürsüsü açılmıştır (1944). 9 Ağustos 1944’te yayımlanan bir kararnâmeyle Tatar tarihini yücelten eserler yasaklanmışsa da bu iki kurum 1990 yılına kadar Tatar dilinin ve kültürünün gelişmesinde etkin bir rol üstlenmiştir.

1920-1940 yılları arasında A. İbrahimov, F. Burnaş, K. Nemci, H. Taktaş, K. Tinçurin, M. Galeü, Ş. Osmanov, H. Tufan, K. Kutuy, M. Celil, A. Aliş, F. Kerim, N. İsenbet; daha sonraki yıllarda G. Beşirev, A Şamov, İ. Gazi, E. Feyzi, F. Hüsni, M. Emir, E. Yeniki, S. Hekim, N. Arslanov, E. Yerikey, S. Battal, E. İshak, S. Urayskiy, G. Galiev, G. Epselemev, H. Vâhit, A. Rasih gibi yazar ve şairler ön plana çıkmıştır. Bu dönemin nesir ve şiirinde korku hâkim olduğundan millî, dinî ve tarihî konular Tatar edebiyatının ölü temaları arasına girmiştir. Dönemin edebiyat dergileri Yanalif, Biznin Yul (daha sonra Kazan Utları), Ataka ve Sovyet Edebiyatı’nda komünist ideolojiye hizmet etmeyen hiçbir eser basılmamıştır. 1934’te Tataristan Yazarlar Birliği’nin kurulmasıyla otokontrol daha da sıkılaşmıştır. Ravil Feyzullin Gıybret Alırlık Ütken Yul adlı eserinde Yazarlar Birliği’ne üye olmanın üniversitede eğitim almak kadar zor olduğunu, ailesinde imam bulunan ya da zengin olanların ne kadar meşhur olurlarsa olsunlar kesinlikle bu birliğe kabul edilmediğini belirtir. İslâmiyet’i horlama ve onunla mücadele etme, tarihî konuları yazamama, iki defa alfabe değiştirme, sosyalizmi ve onun uygulamalarını övmek zorunda bırakılma edebiyatın tabii gelişimini engellemiştir. Ş. Kemal’in Gabbas Galin, H. Taktaş’ın Kileçekke Hatlar, K. Necmi’nin Yaktı Sukmak, Koyaşlı Yangır, F. Kerim’in Cidinci Miç, Tavışlı Tan, M. Celil’in Hat Taşuci, Cihan, Ş. Mannur’un Gaycan Babay adlı eserlerinin ana kahramanları köylü ve şehirli komünistlerdir. Ş. Osmanov Legion Yulı, G. Beşirov Sıvaş, A. Şamov Gospitalde, Bir Mehebbet Turında, H. Sadriy İl Batırları, Biznin Tan gibi eserlerinde Sovyet ülkesi ve bağımsızlık için mücadeleyi ana tema olarak işlemiştir.

Edebiyattaki durgunluğu ve ruhî kuraklığı 1941-1945 yılları arasında II. Dünya Savaşı değiştirmiştir. Bu dönemde edebiyatın ana konusu halkı savaşa davet, birlik, zafere inanma, faşizme karşı nefret hissi olmuştur. Aynı devirde otuz civarında yazarın (M. Celil, A. Aliş, F. Kerim, G. Kutuy, K. Basırov, M. Gayaz, R. İlyas, H. Möcey, D. Fethi gibi) cepheye gitmesi, çeşitli cephelerde savaşan Tatar gençleri için on altı değişik isimde gazete çıkarılması edebiyata bir canlılık getirmiştir. Gençleri cepheye çekmek için çeşitli eserler yazıldığı gibi geride bıraktıklarını ve zaferle dönen askerleri konu edinen eserler de kaleme alınmıştır. Savaş ve insan konusu G. Beşirov’un Namus (1948), M. Emir’in Saf Künil (1959), G. Apsalamov’un Altın Yoldız (1948), Mengilik Kişi (1960) romanlarında; T. İzzet’in İzge Emanet (1946), R. İşmorat’ın Ülmes Cır (1954) dramlarında askerin cesaret, fedakârlık ve kahramanlık tasvirleriyle anlatılmıştır. Savaş sonrası dönemde yetişmiş en önemli yazarlardan A. Yeniki’nin Saz Çeçegi (1955), Eytilmegen Vasıyat (1955), Yürek Sırrı (1957), Tugan Tufrak (1959), Reşe (1962), Töngi Tomçılar (1964), Maturlık (1964), Vöcdan (1968), Kuray (1970) gibi hikâyeleri Tataristan’da en çok okunan eserler arasındadır.

1960’lı yıllardan itibaren eserleri öne çıkan R. Tuhfetullin, E. Davidov, A. Gıylejev, Ş. Möderris, G. Ahunov, H. Fettah, H. Kemal, E. Bayan, F. Afzal, E. Kasımov, Ş. Bikçurin, M. Şabaev, Ş. Galiyev, İ. Yuziev, Ş. Husainov, B. Kemalov gibi yazar ve şairler yaşadıkları dönemin toplumsal ve ahlâkî konularını eserlerinde işlemişlerdir. Sovyet rejiminin az da olsa yumuşamaya başlamasıyla birlikte Tatar halkının eski parlak tarihine olan ilgisi de artmaya başlamıştır. N. İsenbet’in başlattığı tarihî roman geleneğini N. Fettah geliştirmiştir. Konularını İdil-Bulgar Devleti’nin tarihinden seçen yazar İtil Suı Aka Torur (1969), Kul Gali (1973), Sızgıra Torgan Uklar (I-II, 1980-1984) adlı eserleri yazmıştır. Bu gelenek 1980’li yıllardan sonra Tatar edebiyatında en çok ilgi çeken konulardan biridir. M. Habibullin’in Kubrat Han (1985), İlçiye Ülim Yuk (1991), Säimbike Hanbike hem İvan Grozniy (1996), Atilla (2002), R. Muhammediyev’in Sırat Küpi-

ri (1992), R. Batulla’nın Söimbike (1992), C. Rahimov’un Batırşa (1992), F. Latifi’nin Hıyanet (2000) romanları Tatar toplumunun geçmişteki parlak günlerini ve millî kahramanlarını idealleştiren eserlerdir. 1970-1980’li yıllarda İ. Nurullin, M. Mehdiyev, T. Minnullin, F. Yarullin, M. Yunıs, M. Habibullin, E. Galiyev, S. Süleymanov, M. Hesenev, R. Haris, R. Feyzullin, Zölfet, R. Ahmetcanov, M. Eglemev, V. Nurullin, R. Batulla, M. Gali, E. Gaffar, Z. Hakim, R. Veliyev, E. Reşitev, L. Şagıyrcan, H. Eyüp, M. Melikova, R. Gataullin gibi yazar ve şairler Tatar edebiyatının en meşhurlarıdır.

1990 yılı sonrasında Tatar yazarları daha özgür bir ortama kavuşmuş, geçmiş dönemlerde yazılması yasak olan millî ve dinî konuları rahatlıkla yazmaya başlamıştır. 1999-2010 yılları arasında yaklaşık 1500 edebî eser neşredilmiştir. İdil, Meydan ve Kazan Utları bu yıllarda yayımlanan en önemli edebiyat dergileridir. T. Galiullin’in Teübe, Elmek, R. Muhammediyev’in Utlı Taba Östinde, Biz Kırıkbirinçi İl Balaları, Sırat Küpiri, G. Gomer’in Möher, M. Galiyev’in Dogalı İllar, R. Feizov’un Ütken Gomer-Yangan Kümer, E. Galiyev’in Cimirilgen Hıyallar, A. Helim’in Kıybla, Z. Zeynullin’in Uram, At Karakları, Z. Hekim’in Gönah, F. Yahin’in Ahırzaman Peygamberi, G. Tavlin’in Afet, N. Gıymetdinova’nın Küke Tökrigi, R. Kerami’nin Kargışlı Etaplar, L. Badıykşan’ın Mörtet, Ş. Rekıypov’un Bakıy, N. Fettah’ın Kırık Dürtnin May Ainda, F. Safin’in Biik Taunın Başlarında, F. Ziyatdinov’un İzge Yort, M. Yunıs’ın Songı Sulış, A. Vergazov’un Yörek Cir Sorıy, G. Beşirov’un Gıybret, A. Gıylejiv’in Kamış Barmak, Kömeş Tırnak, G. Ahunov’un Timirhannın Kürgen-Kiçirgenneri, H. Kemalov’un Tülenmegen Küz Yeşi, S. Şeripov’un Mehebbet Hakkında adlı roman ve hikâyeleri son yıllarda yayımlanan eserlerden bazılarıdır.

Tatar edebiyatı hakkında N. İ. Aşmarin, İ. Berezin, V. V. Grigoryev ve N. F. Katanov gibi Türkologlar; C. Velidi, R. Fahreddin, A. İbrahimov, A. Ubeydullin, A. Sadi, A. Rahim, L. Gaynanova, L. Celay, M. Gaynullin, M. Gaynetdinov, H. Minnegulov, M. Osmanov, Ş. Sadretdinov, N. Yüziyev, F. Galimullin, R. Ganiyeva, F. Urmançiev gibi Tatar edebiyat tarihçileri tarafından pek çok eser ve makale yazılmıştır. 1971’de başlanan ve 2001 yılında tamamlanan altı ciltlik Tatar Edebiyatı Tarihi, XIII. yüzyıldan günümüze kadar Tatar edebiyatı hakkında yapılmış değerli bir çalışmadır. Tatar edebiyatının en önemli ödüllerinden biri 1958’den bu yana verilmekte olan Tukay ödülüdür. 2008’de R. Gataullin Susau ve Gazeller isimli şiir kitaplarıyla, 2009’da Z. Hekim Tilsiz Küki isimli piyesiyle, Z. Mansurov Gerehetli Yörek ve Künilde Fidai Yaşese adlı şiir kitaplarıyla bu ödüle lâyık görülmüştür.


Kaynak: Türkoğlu, İsmail, "Türk (Tatar Edebiyatı)", DİA, C. 41, İstanbul 2012, s. 509-511.