şehvetli ağzında kışın
uyumayan karayel öper gözlerini
kar yanığında yüzün
yoktur senin ilk yazın
bilmezsin dört mevsim(i)
babanın bilmediği adın
olmayan kafa kâğıdın
doğumun bilinmez ölümün gibi
gelir gider, kırk yılda birileri
maval okur utanç bilmez dilleri
toprak kapatmış yüzünü
sendeki telâşın, onda yoktur zerresi
yakalayamadığın uzak yol sesleri
tutunamayansın nilüfer gibi
çarkında, aynı döner durur zaman
kuru sıkı patlar düş tomurcuğun
bilmediğin hicaz nağmeler
düşer(sin) içine yokluğunun
kör kuyuda görmediğin su deniz
yuvarlağından haberin olmadığı dünya(n)
bilmediğin lunapark
çekeceksin yaşamak ağrısını hep
açık yarana el olmayan beyaz gömlek
bırakmadan suyunu
göğünden geçip gider her bulut
cennet bildiğin yerde
gülümsemez çocukluğun
olmayan salıncağında
dağılmaz sisi yalnızlığın
ana olacaksın, çocukluğu yaşamadan daha
doğduğun yılda kalacaksın ölene değin
oysa, sana da yaraşır, yakışırdı ışık
en az batıdaki kadar
ne yazık ne yazık
tıpkı senin gibi
yarınların da, ellerinde büyümeyecek çocuk…
utanma yoksulluğundan /yoksunluğundan
utanacak olan “ o n l a r “ bilir(mi) kendilerini
Neoma

Üyelik tarihi
17 Mart 2015
Mesajlar
5.630
Seslenildi
256 Mesaj
Etiketlendi
22 Konu
Onlar bilir
22 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter

Hybrid-Şeklinde