güz mevsimi artık
yapacak çok iş var toparlanmalı
yamalı bohçayı açmalı önce
itip tıkıştırdığım ne varsa bırakmalı ortalığa
yeri geldiğinde beni bulacaktır nasıl olsa

yaz kırıntılarını toplamalı kıyılardan
ne kalmışsa artık

sonra hayal penceresini açıp
sandığıma sığacak kadar, ne varsa çekip almalı

toprağı temizlemekten başlamalı işe ilk
yeşerecekler için taze sevinçler gerek

karanlığı yaratan
yabanıl duyguları kazıyıp
yaşayıp yaşayamadığım ne varsa
batıp gitmesini istediğim, su yüzüne çıkanı
alıp ellerime yüzleşmeli hepsinle
bağışlamalıyım kendimi bunun için

yeniden gülüşlerimi kondurmalıyım dudaklarıma
küçük bir sudan sönmeyecek
büyük bir ateşi yakmalıyım

notadan eksiği kalmamalı şarkılarımın
ben taşımalıyım geceme yıldızları
istemezken yalnızlığı
ıssızlığı sarsmalı bakışlarım

varsın gerçekleşmesin
düşlerimle de mutlu olmalıyım
doyumsuz sevmeliyim yaşamı bu mevsimde

kıyısından bakarken uçuruma hep temkinli
bağları gevşetmemeliyim
herkes alabildiğini alır, verebildiği gibi
yaşamın keyfi
“sessizliğin musikisinde” bile bir ses vermeli
yaşamak oyununun kuralı böyle

kapa gözlerini kalbim
dünyanın çirkefliğini görme
gökten üç elma düştü şimdi
biri alana, biri verene, biri de yağma
bilmem denk düşer mi sana!