Türk Bağımsızlık Savaşı Günlüğü | Atatürk Günlüğü



''Avrupa’nın en muteber ve en eski gazetelerinden Cenevre’de yayınlanmakta olan Journal de Geneve (Cenevre gazetesi) Bağımsızlık Savaşımızı günü gününe izlemiş, haber ve yorumlar vermişti. İsviçre gibi daimi tarafsız bir ülkenin bu tarafsız gazetesinde Türk Bağımsızlık Savaşı ile ilgili yayınlanan yazılar, İsviçre’de uzun süre yaşayan Rıza Alıngan adlı bir Türk vatandaşı tarafından gazete arşivlerinden alınarak bana verilmiştir. Fransızca olan asılları aynen yayınlarken Türk okurları için Türk çevirisi tarafımdan yapılmıştır.

20 Mayıs 1919 Salı

Yunanistan’ın müttefiklerin İzmir’i oraya Yunan Albayı Zafirio’nun komutası altında 14.000 kişiden teşekkül eden bir piyade tümeni çıkararak işgal ettiği haberi italyan basınında Türkiye’nin parçalanması işareti olarak yorumlanmıştı; fakat Paris’ten gelen son telgraflar durumu baştan aşağı değiştirmektedirler. “Türkiye parçalanmayacaktır” çünkü, İngiltere Hindistan Bakanı Montegu, Bikaner Mihracesi ve Hindistan İslâmlığı delegeleri ile Dörtler Konseyi’ne müracaat etmek ve ona eğer Sultan’ın egemenliğini azaltılma Hindistan Müslümanlarının (tahminen 60 milyon kadar) çok gayri memnun olacaklarını ve bütün İslâm’da bir isyan başlatabileceklerini beyan etmek üzere Paris’e gitmişlerdir. İngiltere, Fransa ve İtalya’nın tasvibini almaktadır. Bugüne kadar “hasta adamın” kati tasviyesini isterken bugün İstanbul’un Sultan’a bırakılmasını istemektedir. Fakat ABD Milletler Cemiyeti’nin mandasını alıp İstanbul’u yönetecek ve Çanakkale Boğazı’ndan serbest deniz geçişi sağlayacaktır. Daha şimdiden bu sözüne şiddetli itirazlar yükselmektedir.

10 Haziran 1919 Salı

“Le Temps” (Fransız gazetesi) İzmir’in Türk gazetelerinin Müslümanlara işleriyle ve barışla meşgul olmalarını tavsiye ettiklerini bize yazmaktadır. En eski Türk gazetesi “Ahenk” Yunanlılar Türklerin ülkenin refahı için ortak bir işte dost olmalarını sağlık vermektedir. Manisa Mutasarrıfı bir çağrıda bulunarak Yunan ordusunun Müslümanlara karşı mutlak saygısını belirtmiştir. Vali, Yunan komutanını ve ordu şeflerini övmektedir. Bunlar başlangıçtan beri eylemleri ile şehirdeki bütün milliyetlere karşı Yunan uygarlığının iyiliğini savunmuşlardır.
Ödemiş şehri enerjik bir mukavemet göstermiş olan Türklerin ayrılmasından sonra işgal edilmiştir. Her yerde mükemmel nizam hüküm sürmektedir.

20 Ocak 1920 Salı

İmparatorluk “irade “sine uygun olarak Osmanlı parlâmentosu oturumu cumartesi günü öğleden sonra ikide açıldı.

Sultan ‘in ani rahatsızlığı sebebiyle nutuk içişleri Bakanı tarafından okundu: “Muhterem Senatörler ve Mebuslar,

Türk parlâmentosunun dördüncü döneminin birinci toplantısının açılışı münasebetiyle Allah’a onun ilahî yardımı sebebiyle şükürlerimi arz ediyor ve hepinize hoş geldiniz diyorum.

İmparatorluğumuz Balkan Savaşı’ndan hemen çıkmışken ve hâlâ son derece gücünü yitirmişken, Balkan Savaşı ‘nın sebep olduğu zayiat ve hasarların tamiri için çalışmadan kaçınılamayacağı anda milletin ve devletin menfaatleri hilafına Dünya Savaşı ‘na sokulmuştu. Dünya milletimin çektiği elem ve ızdıraplara şahittir ve milletin matemini unutamayacaktır. Müttefik devletlerle akdedilen ve 14 aydır süren mütarekenin tarihte emsali yoktur, aynı zamanda imparatorluğumun bazı kısımlarının yabancı kuvvetlerce işgali tabiî olarak normal bir duruma dönüşü engelleyen sebeplerdendir. İmparatorluğumuzun vazgeçilmez bir cüzü olan İzmir’e karşı Yunanlıların saldırgan eylemleri milletler arasında güçlükleri yeniden artırma etkisi yapmıştır, İzmir’in yerli halkına karşı reva görülen zulüm kalbimin sevgisini canlandırmıştır.

Efendiler, ihtiyat, basiret, metanet ve vatanseverlik, selâmet ve başarıya götürmelidir. Adalet bütün insan toplumunun temelidir. “

Journal de Geneve’deki 20 Ocak 1920 tarihli Türkiye ile ilgili haber yukarıdadır. Biz parlâmentonun dördüncü döneminin birinci oturumunda Dahiliye Nazın Damat Şerif Paşa’nın “Inhiraf-ı Mizac-ı Hümayun” padişahın rahatsızlığı sebebiyle onun yerine okuduğu nutku 12 Kanunusani 1337 tarihli Zabıt Ceridesi’nde bulduk. Zabıt Ceride’sinin fotokopisi ve nutkun yeni yazı ile sureti aşağıdadır. Görüleceği üzere Journal de Geneve nutkun sadece başını almıştır.

Resm -i İftitah.

nhirâf-ı mizac-ı Hümâyun hasebiyle, Zât-ı Hazret-i Pâdişâhı taraflarından bil-vekâle Sadr-ı âzam Müşir Ali Rıza Paşa Hazretleri hâzır olduğu halde saat ikide Meclis-i Umumînin iftitah resmi icra edildi. Hey’et-i Vükelâ, Ayan ve Mebusân, süferâ-yı ecnebiye, ricâl-i ilmiyye ve mülkiye, erkân ve ümerâ-yı askeriye, rüesâ-yı ruhâniyye ve med’uvin-i şâire huzuru ile Dâhiliye Nâzın Dâmâd-i Şerif Paşa Hazretleri tarafından suret-i âdide münderiç Nutk-u Humâyun-u İftitahi kıraat olundu.

Nutk - Hümayun Sureti.

Muhterem Âyân ve Mebusân,
Dördüncü devre-i intihabiyyenin birinci içtimaını küşad eylediğimden bu vesile ile de Dergâh-ı Gibriyaya arz-ı hamd-ü sena eder ve cümlenize beyân-ı hoşâmedi eylerim. Ecza-yı Memalik-i Şahanemden bulunduğu halde intihab icra edilemeyen mahallerden Mebus çıkarılamadığı için ızhar-ı teessüf ederim.

Balkan Harbi’nden henüz çıkıldığı ve giriftar olduğumuz zayiat ve haşaratı telâfi ve tazmine çalışmak lâzım geldiği bir sırada zuhur eden harb-i umumiye menâfi-i memleket ve millet hilafından iştirak edilmesi ile henüz yorgunluğunu alamayan bünye-i devletin ve matemini unutamayan milletin uğradığı âlâm ve mesâip cümlenin gözü önündedir. Rüfeka-yı mesaîsini bile haberdar etmemek suretiyle vesail-i harbi ihdas edenlerin hareket-i gayr-i meşruâsından ve esna-yı harpte irtikâp olunan seyyiattan saltanat ve milletin beriyyüzzim-me olduğu şüphesizdir.

Düvel-i itilâfiyye ile aktolunan mütarekenin tarihte emsali olmadığı veçhile on dört mâhtan beri devam etmesi ve hâl-i mütarekede bâzı aksâm-ı Memalik-i Şahanemizin işgal olunması memlekette ahvâl-i tabiiyyenin avdetine mâni olduğu gibi Yunanlılar tarafından Vatanımızın bir cüz’ü lâyenfeki bulunan İzmir’i tecavüz vukuu müşkilâtı ve galeyan-ı âmmeyi bir kat daha tezyit ve orada ahali-i mahalliyye hakkında reva görülen mezâlim ve ta-addiyat teessürat-ı kalbiyyemizi teşdit etmiştir.

Efendiler!.. Şu ân-ı mühimde vaziyetimizin vehameti muhtac-ı ta’rif değildir. Kiyaset ve basiret ve metanet ve hamiyet mûcib-i fevz ve selâmet ve müntic-i muvaffakiyettir. Adalet cemiyet-i beşeriyenin üssül esasisidir. Elhak yâ’lu ve lâyulâ aleyh bir kaziye-i müslime-dır.
Bir milletin harpte mağlup olması hakk-ı mükteseb-i olan mevcudiyet-i siyasiyyesini haleldar edemeyeceğinden hukuk ve menafı-i devleti vikayesinde Hey’et-i Teşriiyye ile Vükelâmız tarafından müttehiden sarf-ı mesaî ve gayret ve hükümetçe her türlü teşebbüsât-ı si-yasiyye-i mâkulenin kemâl-i reviyetle icrasına müdavemet olunduğu ve bütün millet menafı-i hayatiyye-i mukaddesesini muhafaza hususunda yekdil ve yekvücut bulunduğu halde Devletimizin vahdetini ve Millet-i Osmaniyenin şeref ve haysiyyetini te’min edecek bir sulhun müyesser olacağını ve vilâyat-ı meşgûlemizin kurtulacağını eltâf-ı sultaniyeden ümit ederim. Binaenaleyh her türlü tefrika ve şikaktan tevakki edilerek bütün âmâl-i milliyyenin felâh-ı vatan noktasında ittihadı mertebe-i vücubtadır.

Memâlik-i Şahanemizin hüsn-ü idaresi zımnında vakit vakit mevki-i tatbike konulmak istenilen ıslahattan birtakım esbâb hayluleti ile tamamen iktitaf-ı semarat olunamadığı gay-r-ı mümkir olup halbuki asrın icabatına tevfikan memleketin muhtaç olduğu mamuriyeti ve tebaanın refah ve emniyyetini istihsal için bi-hak-kin müsmir olacak usûl ve kavaid dairesinde ahkâm-ı cedide ve esâsiye vaz’ı lâzimedendir. İşbu teşebbüsatın hayyiz-i husule vusulü için hükümetimizce gösterilecek azm-ı kat’iyye Hey’et-i Teşriiyye tarafından da ilâve-i ihtimamat olunması ve te’sirat-ı harbiyyenin peyderpey izalesi ile teşkilât-ı idarenin bir fikr-i metin-i teceddüt ile ezsernev tanzim kılınması ve bu meyanda anâsır-ı Osmaniyeden akalliyetlerin te’min-i hukuku misillu mevadd-ı mühimmenin nazar-ı dikkatten dûr tutulmaması ahassi âmâlimizdir.

Devletin ahvâl-i mâliyyesi senelerden beri devam eden muharebattan pek ziyade müteessir olarak düyûn-u atikasına birtakım düyûn-u cedide inzimam ettikten başka dâhil-i Memalikte ika’ olunan tahribatın telâfisi için de bir bâr-ı azim daha tahmil edilmek icap edeceği cihetle bâdessulh memleketin kuvve-i istihsâliyesini tezyit edecek esaslı birtakım tedâbir ve teşebbüsât mevki-i icraya vaz’ olunmak üzere bir yandan umum-u maliyede tasar-ruf-u iktisâda riayet ve müsmir olmayan masariften mücanebet kılınmak lâzımdır.

Hükümetimizin mesaîsi vatan ve milletin selâmeti esbabını istihsale masruf olduğu gibi sizlerin de menâfı-i âliye-i memleketi her şeye takdim ile mes’uliyet-i hükümeti der’uhde edenlere karşı murâkıb ve muzâhar-i hakiki olmanızı tavsiye eder ve kat’an yeis ve fütura duçar olmayıp uhdenize terettüp eden müşkil vazifelerin ifâsında tevfıkat-ı ilâhiyyeye mazhariyetinizi Cenab-ı Vahib-ül amalden niyaz ile Meclisi-i Umumiyi küşad eylerim.

19 Rebiyülâhir 1338
12 Kânunusâni 1336
24 Mart 1920 Çarşamba

Lloyd George’un beyanatı Hindistan’dan özel olarak Londra’ya Türkiye’nin daha fazla parçalanmamasını Sultan’ın asmanı ihtidan makamının İstanbul’da kalmasını ve Arabistan ‘in Müslüman egemenliğinde bırakılmasını istemeye gelen bir Müslüman delegasyonu kabul ederken Bay L. George takip eden beyanatta bulunmuştur:

“Türkiye için bağışlama talep etmenizi anlamıyorum. Onun için âdil olacağız. Türkiye niçin cezalanmasın? Niçin savaşa girdi ve bizi sırtımızdan hançerle di? Niçin dünyanın hürriyetini yok etmeye teşebbüs etti? Biz ise bir hürriyeti bir ölüm-dirim savaşında muhafaza etmeyi taahhüt etmiştik. “

29 Mart 1920 Pazartesi

İstanbul’dan gelen haberlere göre Küçük Asya’nın milliyetçi başkaldıranlarının şefi M. Kemal, Müslümanlara bir bildiri yayınlayarak İstanbul Sultanının bundan böyle Muhammed’in halifesi olmadığım ilân etti. İslâmlığın temel ilkelerinden biri halifenin bağımsız bir hükümdar olmasıdır. Halbuki milliyetçiler İstanbul’un askerî işgalinden sonra Sultan’ın bağımsızlığını kaybettiğini savunuyorlar.

24 Eylül 1920 Cuma

Osmanlı Hükümeti satabildiği her şeyi; evler, araziler, eski demirler, eski gemileri satıyor. Devletin Levazım Dairesi eski şefi İsmail Hakkı Paşa’nın kendi davası ihtiyaçları için toplamasını bildiği her şeyi tasfiye ediyor. Tütün, ayakkabılar, yünler, pamuklar, kumaşlar ve her cinsten orada burada her gün ortaya çıkan bin bir depoda sürünen bir sürü eşya. Her hafta hükümet bir malî müessesenin kapısına vuruyor, fakat “açıl susam açıl” esrarlı kuvvetini kaybetti.

Kısaca malî denge siyasî denge ile el ele gidiyor. Fakir bir ülkede fakir bir halkın fakir hükümeti “Zavallı”

Prof. Dr. Yılmaz Altuğ ''
Asıl metinde “zavallı” Türkçe yazılmış ve altına en mutsuz anlamına gelen Türkçe ifade denmişti.

Kaynak: Prof. Dr. Yılmaz Altuğ
ATATÜRK KÜLTÜR DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ.