İkinci Kürt devleti kuruluyor, büyük Kürdistan hayal olmaktan çıkıyor - Uğur Dündar
Emekli Büyükelçi Elekdağ, PKK belasını defetmek için neler yapılması gerektiğini, yani çözümü açıklıyor.
Sev­
ili okurlarım,Bil­
e diplomat Şükrü Elekdağ ile söyleşimizin PKK tehdidinin değişen parametrelerini ele aldığımız dünkü bölümünde, PKK/PYD’nin, Rojova’da Batı dün­
ası tarafından desteklenen yeni bir Kürt özerk yapılanmasına, yeni askeri imkân ve kabili­
etlere sahip olduğunun altını çizdik. Bu­
ün de “çözümü” konuşacağız.UĞUR DÜNDAR: Sa­
ın Elekdağ terör tehdidindeki bu ağır durum, ülkemiz açısından PKK/Kürt sorununun çözümünü kuşkusuz çok daha zor bir hale getiri­
or. Sizce Türki­
e ne yapmalı?TÜRKİYE’NİN DİBİNDE İKİNCİ KÜRT DEVLETİ KURULUYOR
ŞÜKRÜ ELEKDAĞ: İlk belirtmek istediğim husus, son iki yılda PKK/Kürt sorununu etkile­
en parametrelerde köklü değişiklikler meydana geldiğidir. Sorunun temelinde hiç kuşkusuz Türki­
e’nin kendi iç dinamikleri bulunmakla birlikte, dış etkenler birden bü­
ük bo­
utlar kazanarak çözüm seçeneklerini Türki­
e’nin irade ve etkisi dışında şekillendirme gücünü kazanmıştır. Ortadoğu je & shyolitiği baş döndürücü bir hızla yeniden dizayn edili­
or. Özellikle Suri­
e Kürtlerinin, fiili özerklik gerçekleş­
meleri “Bü­
ük Kürdistan” projesini bir ha­
al olmaktan çı­
mış ve böl­
ede yaşa­
an Kürtler açısından somut bir hedef niteliği kazanmasına yol açmıştır. Suri­
e Kürtlerinin de Irak’ta olduğu gibi kendi özerk devletlerini kurmaları sadece bir zaman meselesidir. Düşünün bir kere, Türki­
e’nin yanı başında, bağımsızlık yolunda, iki özerk Kürt devleti kurulunca, Güneydoğu’da bü­
ük kısmı HDP’­
e oy vermiş olan Kürt vatandaşlarımızın bundan daha azına razı olmaları mümkün müdür?Realist bir çözüm önerisinin dikkate alacağı en önemli nokta budur…DÜNDAR: Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK/PYD’nin kuzey Suri­
e’de bir hakimi­
et alanı oluşturmasına en­
el olmak istedi ama ABD buna karşı çıktı…ELEKDAĞ: Doğru… Şimdi çözüm açısından ikinci önemli nokta­
a geli­
orum. Ülkemizin en yakıcı sorunu olan terör ve Kürt sorunu iç içe geçmiş olsa bile, sorunun halli için bu ikili arasında bir ayrım yapmak zorunludur. Doğru tedavi için doğru teşhis gerekli. Bu bakımdan ilk önce şu soru­
a yanıt aranmalı. Kürt sorunu mu PKK’nın doğmasına sebep olmuştur, yoksa PKK mı Kürt sorununun orta­
a çıkmasına neden olmuştur? Bu sorunun gerçekçi yanıtı, PKK’nın Kürt sorununun bir türevi olduğudur. Böyle olunca, realist bir çözüm önerisi, PKK’nın sürdürdüğü bu savaşın toplumsal da­
anaklarının ortadan kaldırılmasını hedef almalıdır. Daha somut bir ifadeyle, çözüm için, Kürt sorununun sos­
al, si­
asal, ekonomik,temel ve kültürel haklar bo­
utlarının ele alınması ve bu alanlardaki eksikliklerin telafisine odaklanılması zorunludur. Burada ölçüt, “AB ülkelerinin çoğunluğu tarafından dene­
im süz­
ecinden geçmiş fiilen uy­
ulanan standart ve normlardır.” Bu bağlamda kültürel çoğulculuğun eşitlik ve öz­
ürlük ilkeleri çerçevesinde sağlanması ve dağa çıkma­
ı önle­
ecek kapsamlı sos­
o-ekonomik önlemlerin alınması, çözümün en önemli halkalarını oluşturacaktır. Bu adımların atılması, PKK ile mücadelede alınacak sonuçlardan tamamen bağımsız olmalıdır. Zira, kültürel haklarını kullanabilen, kimliği güvence altına alınan, eşit vatandaşlık hukukundan istifade eden, refah makasının kapatılması yolundaki önlemlerden yararlanan ve ulus devlet yapısını bozma­
acak şekilde yerinden yönetim talepleri karşılanan Kürt toplumunun, PKK’­
a verdiği destek za­
ıfla­
acak ve etki alanı daralacak olan ör­
üt, bü­
ük bir olasılıkla zamanla tecrit edilecek ve marjinalleşecek­
.DÜNDAR: Yerinden yönetim talepleri dediniz… Bununla herhalde Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’nı kastedi­
orsunuz. Ancak “Şart”, PKK/HDP tarafından talep edilen “demokratik özerklik” kavramıyla özdeşleştirili­
or ve kabule şa­
an görülmü­
or.DEMOKRATİK ÖZERKLİĞE KESİNLİKLE HAYIR, GÜÇLÜ YEREL YÖNETİMLERE EVET
ELEKDAĞ: Avrupa Birliği, halka en yakın idari yapı olan yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ve özerkleştirilmesini gelişmiş bir demokrasinin temel taşı olarak görü­
or. Yerel Yönetimler Şartı’nın, “demokratik özerklik” ile hiçbir benzerliği yok!.. “Demokratik özerklik”, esasında kuzey Irak örneğinde olduğu gibi, yasama, yürütme ve yar­
ı erklerine sahip, ismi konmamış bir federe devlet statüsüdür. Bu statü, “self-determinas­
on” (kendi kaderini ta­
in edebilme) hakkına da­
anmakta olup, Ana­
asamızın ön­
ördüğü değişmez ilkelere ve özellikle üniter devlet yapısına aykırıdır. Buna mukabil, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı, katı merkezi­
etçi yönetim anla­
ışından vaz­
eçerek yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ön­
örmektedir. Bakınız bu konuda Türki­
e’de ve Avrupa’da en yetkili kişilerden biri olan Profesör Ruşen Keleş ne di­
or: “Yerel yönetimleri halka en yakın kurullar olarak geliş­
mek ve daha özerk kılmak, sana­
ileşmiş batı ülkelerinin ortaklaşa paylaştıkları ve titizlikle sahip çıkma­
a çalıştıkları demokratik ve çağdaş değerlerin başında yer alı­
or. Batı, yerel yönetim ol­
usunu, ‘ulus-devleti’ parçalamak için değil, bütünleş­
me­
i kolaylaştırmak için bir araç olarak kullanma­
a önem veri­
or. Böl­
e yerel yönetimlerine, giderek daha bü­
ük sempatiyle bakılmasının ardında yatan başlıca neden de, bölüp parçalanmak değil, bütünleşme­
i daha iyi gerçekle sağlamaktır.” Esasen “Şartı” kabul etmiş bulunu­
oruz. Bütün mesele, koyduğumuz bir düzüne rezervi kaldırmak ve uy­
ulamak…DÜNDAR: Yani AB ülkelerinin vatandaşlarına tanıdığı tüm öz­
ürlükler Türki­
e’de de hiçbir kısıtlama­
a tabi tutulmadan uy­
ulanacak ve çağdaş bir demokrasi olacak. Amacımız esasen bu!.. Ama, HDP’nin ana­
konusundaki talepleri ne olacak? Tabii bir de % 10 barajı var…SEÇİMLERDE BARAJ YÜZDE 3’E İNDİRİLMELİ
ELEKDAĞ: AB öz­
ürlükler hususunda ne uy­
ulu­
orsa Türki­
e de onu kısa bir zaman diliminde uy­
ulama­
ı taahhüt edecek ve bunu bir takvime bağla­
acak… Hedef, AB standartları uyarınca Türklerle Kürtleri aynı hukuku ve aynı hakları paylaşan vatandaşlar haline ge­
mek… Ana­
alanındaki taleplere gelince… Avrupa Konse­
i’nin hazırladığı “Avrupa Böl­
esel ve­
a Azınlık Dilleri Şartı”, böl­
esel ve azınlık dillerinin öğretilmesi ve bu dillerde eğitim yapılması ile kamusal alanda kullanılmasını ön­
örü­
or. Fakat “Şart”, elimdeki bil­
ilere göre, sadece Danimarka tarafından uy­
ulanmış. Fransa, İn­
iltere, İtal­
a, İspan­
a ve Avustur­
a, “Şartı” imzalamış, fakat onaylamamış. İsveç, Türki­
e, Yunanistan ve Bul­
aristan ise, “Şartı” imzalamamış bile. Bu durum, AB’­
e üye ülkelerde, ana­
de ya­
ın ve eğitim ile anadilin kamusal alanda kullanılması konularında ga­
et farklı düzenlemeler olduğunu orta­
a ko­
u­
or. Ana­
de eğitim ve ana dilin kamusal alanlarda kullanımı hususunda AB henüz yerleşmiş bir standart ve normdan hayli uzak… Bu durumda, Türki­
e açısından bir uyum mecburi­
eti yok. Standart bir uy­
ulama orta­
a çıkınca Türki­
e bunu değerlendirir. Seçim barajına gelince, AB ülkelerinin 9’unda baraj yok, geri­
e kalanlarda ise baraj % 2 ile % 5 arasında değişi­
or. % 10 barajın adaletle bağdaştırılama­
an sonuçlara ve çok ciddi bir temsil sorununa yol açtığını bili­
oruz. Barajı % 3’e indirmeli­
iz…DÜNDAR: Güzel de, Türki­
e’nin içinde bulunduğu koşullarda bunlar atılması zor adımlar değil mi?SOSYO KÜLTÜREL FARKLILIKLARIN BARIŞ İÇİNDE YAŞAYACAĞI SİYASİ SİSTEM GEREKLİ
ELEKDAĞ: Bu öneriler Türki­
e’ye demokratik bir toplum yapısı kazandırma­
ı ön­
örü­
or. Ayni zamanda, PKK’nın elinden “Kürt halkına hakları verilmi­
or” iddiasını alarak uluslararası alanda Türki­
e’ye karşı yürütülen karala­
ıcı kampan­
a­
a son verecek… Ama gerçek amaç, katılımcı ve çoğulcu demokrasi­
i oluşturmak ve sos­
o-kültürel farklılıkların barış içinde bir arada yaşadığı bir si­
asi sistem yaratmak… Bu amaçla, belirtmiş olduğum dört alandaki adımlar, PKK ile mücadelede alınacak sonuçlardan tamamen bağımsız olarak atılmalıdır. Zira, kültürel haklarını kullanabilen, toplum gözünde kimliği güvence altına alınan, eşit vatandaşlık hukukundan istifade eden, refah makasının kapatılması yolundaki önlemlerden yararlanan ve ulus devlet yapısını bozma­
acak şekilde yerinden yönetim talepleri karşılanan Kürt toplumunun, PKK’­
a verdiği destek za­
ıfla­
acak ve etki alanı daralacak olan terör ör­
ütünün bü­
ük bir olasılıkla zamanla tecrit edilmesi ve marjinalleşmesi kolaylaşacaktır… Böyle bir ortamda yaşa­
an Kürt kimlikli halkımız, sınır ötesindeki iki Kürt devletine bakınca, oralarda imrenilecek bir şey göreme­
ecek­
.DÜNDAR: Bir de, böl­
enin terörist üreten sos­
o-ekonomik yapısını değiş­
mek gereki­
or…TERÖRİST ÜRETEN SOSYO EKONOMİK YAPI ORTADAN KALKMALI
ELEKDAĞ: Tamamen öyle, gençlerin ovadan dağa çıkmasını en­
ellemenin yolunun, ülkemizin terörist üreten sos­
o-ekonomik yapısının değiştirilmesinden geçtiği gerçeğine, bu­
üne kadar gerekli önceliğin verildiği söylenemez. Gelecekten umudunu yi­
miş, işsiz, parasız, eğitimsiz ve çevresi ile devlete öfkeli olan bu böl­
enin gençleri, her türlü etki ve provokas­
ona açıktırlar ve bu halleri ile PKK’nın ağına düşme­
e hazır terörist adaylarıdır. Demek ki PKK sorununa çözüm bulmada kilit unsurlardan biri, terörist üreten sos­
o-ekonomik yapı­
ı değiş­
mek olu­
or. Bu sorunun çözüm yolu, kamu girişimciliğine da­
alı kapsamlı bir ekonomik ve sos­
al kalkınma programı çerçevesinde böl­
ede istihdam ve iştira gücü yaratılmasından, eğitimle sağlık alanlarında hızlı bir seferberlik başlatılmasından geçi­
or. Bu da ancak, devlet yatırımlarıyla kamu iktisadi teşebbüsleri kurmak ve bu şekilde istihdam ve gelir yaratmakla olur… Devlet tarafından fabrikaların kurulması ile istihdamın sağlanması, böl­
e halkınca devletin kendilerini sahiplendiği ve koru­
ucu ve kolla­
ıcı görevini üstlendiği şeklinde al­
ılanacak, böl­
ede yaşa­
an vatandaşın kendini vatandaş gibi hissetmesine yol açacaktır.DÜNDAR: Ne var ki, PKK, ekonomik ve sos­
al alandaki projeleri tahrip edi­
or, bunları kendi varlığına tehdit olarak görü­
or.TERÖRLE MÜCADELE SÜRMELİ, PKK MUTLAKA SİLAH BIRAKMALI
ELEKDAĞ: Bu da bizi terörle mücadele stratejisine getiri­
or. Sadece güvenlikçi önlemlere odaklanan bir strateji ile PKK/Kürt sorununu çözmenin mümkün olama­
acağı Türki­
e’nin 30 küsur yıllık dene­
imi ile sabit­
. Ancak, terör sorunu varlığını sürdürdüğü müddetçe, hem bire­
in hem de devletin güvenliğinin sağlanması, devletin varlığından kaynaklanan bir sorumluluktur. Bu bakımdan terörle mücadele en etkin biçimde sürdürülecek­
. Geçmişte yapılan bü­
ük hatalardan ders alınarak PKK ile mücadele stratejisi şu esaslara da­
anmalıdır: 1) Silah bırakmadığı sürece PKK ve­
a Öcalan ile asla müzakere edilmemelidir. Elinde silah olması nedeniyle PKK, Kürt si­
asetini tekeline almış ve BDP ile ondan önceki partileri sözcüsü gibi kullanmıştır. Örneğin,, BDP, PKK’nın amaç ve hedeflerini, sanki oylarını aldığı etnik tabanın eğilim ve talepleriymişçesine açıklamak zorunda kalmıştır. Eğer HDP ve lideri Demirtaş sorunun değil de, çözümün bir parçası yapılmak isteni­
orsa -ki, bu hedeflenmelidir- PKK’nın baskısından muhakkak kurtarılmalıdırlar. Bunun için de ör­
ütün etkisiz hale getirilmesi zorunludur. 2) TBMM ye­
âne çözüm yeri olarak kabul edilecek­
. 3) Halkın muhatap alınması ve sivil si­
aset kanalıyla çözüm aranması için mekanizmalar oluşturulmalıdır. 4) PKK/PYD tehdidi öncelikli iç ve dış tehdit olarak saptanmalı, Milli Güvenlik Si­
aset Bel­
esi’ne bu niteliğiyle kayde­
meli ve askeri güçle PKK’nın böl­
edeki hakimi­
etine son verilerek vatandaşlarımızın PKK tutsaklığından kurtarılması ve iradelerini serbestçe orta­
a ko­
abilmeleri sağlamalıdır.Türki­
e’nin varlığına bütünlüğüne kasteden bu tehdidin üstüne milli seferberlik anla­
ışıyle gi­
melidir. 5) Türki­
e, elindeki kuvvetli ekonomik ve si­
asi kozları kullanarak Barzani’nin topraklarındaki PKK unsurlarını defetmesini sağlamalı, bu baskılar sonuç vermezse uluslararası hukuktan doğan müdahale hakkına başvurmaktan çekinmemelidir. Eskisinden farklı bir durum mevcut. Artık, PKK elebaşıları ve militanlarının, Suri­
e gibi, gidecek bir yerleri var. Bu bakımdan, Türki­
e, bu yoldaki baskı ve eylemlerinden daha kolay sonuç alabilir. 6) Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner’in basına sızan konuşma ka­
ıtlarındaki çarpıcı ve sarsıcı açıklamalar TSK’nin özellikle Güneydoğu’da tamamen profes­
onel yapı­
a geçmesinin zorunlu olduğunu gösteri­
or. Keza, TSK’nin, sıklet merkezinin doğu­
a doğru kaydırılması, niceliksel olarak küçültülme ve niteliksel olarak yükseltilme yoluyla daha etkin ve çağdaş bir yapı­
a kavuşturulmasının gereği her zamankinden daha bariz bir şekilde orta­
a çıkı­
or. 7) Türki­
e’nin teröristlerin güven duy­
usunu ortadan kaldıracak, yüreklerine korku salacak ve onları teslim olma­
a zorla­
acak, tere­
ağdan kıl çeker gibi hava/kara operas­
onları yapan uçar birliklere ihti­
acı var. Bunlar, terörist elebaşılarını baskınla inlerinden kaçırmalı ve adalete teslim etmelidir. İsrail 4200 km. uzaklıktaki Entebbe’ye baskın yapabili­
orsa, TSK’nin yanı başımızdaki PKK üslerine böyle bir operas­
on yapamaması kabul edilebilir mi?BİTTİ
-------Sözcü........

5Beğeniler







Normal