Bu Glaukos, yukarlarda gördüğümüz at aşığı olan, Glaukos değildir. Dikkat edilirse, aynı adı taşıyan , fakat maceraları başka başka olan kahramanlara mitolojide, arada sırada rastlanmaktadır. Bu bakımdan, sayın okuyucuların, kitabın sonuna konan sözlüğe ve indekse bakmaları gerekir. Şimdi macerasını göreceğimiz Glaukos bir kral, bir kahraman değildi. O kendi halinde yaşayıp giden yoksul bir balıkçıydı. Bir gün tatlı bir meyille, denize kadar uzanan,, çiçekli yeşil bir çayırdan, ağını denize atmış balık tutuyordu. Ağını, uzun bir müddet, denizde beklettikten sonra çekti. Ağına düşen balıkları, sayarak çıkarıyor, yanı başındaki otların üstüne atıyordu. Balıklar, sudan ayrıldıkları için ölmeleri gerekirken, otlara değer değmez canlanıyor, elektriklenmiş gibi zıplayarak tekrar denize atılıyorlardı. Balıkçı bu hale şaşırdı kaldı. İşin içinde bir iş var diye düşündü. Otlara bu esrarlı vasfı, bir tanrı mı veriyordu? Yoksa otlarda bir büyü mü vardı? Merakını gidermek için, ottan bir tutam kopararak yedi. Otu yer yemez, gönlünde denize karşı bir iştiyak, bir hasret, bir sevgi uyandı. Dayanamadı, kendini kaldırdı denize attı.
Deniz tanrıları, bu yoksul balıkçının, aralarına katılmasına sevindiler. Hemen Okeanos ile Tethys’e haber salarak Glaukos’un fani insanlıktan çıkarılmasını, ölümsüzler arasına karışıtırlmasını dilediler. Bunun üzerine hemen yüz ırmak çağırdılar. Glaukos’un, tabii, beşeri vasıflarını yok edip, fani insanlarda bulunan kirlilikleri, ihtirasları temizlemek, onu tanrılaştırmak için dünyanın dört bucağından, çağlayarak, köpürerek, koşa koşa gelen ırmaklar, sularıyla fakir balıkçıyı tertemiz yaptılar. Onda bulunan bütün kirlilikleri giderdiler. Yüzlerce ırmağın suyuyla yıkanan balıkçı, dayanamadı kendini kaybetti. Glaukos kendine geldiği zaman, o da artık bir deniz tanrısı olmuştu. Saçları, deniz rengini almıştı. Belinden aşağısı balık biçiminde olmuştu, ama karada yaşayan varlıkların en güzel ve en yakışıklısı olmuştu.
Aşk, yalnız insanların değil, tanrıların da başına çeşit çeşit dertler getirir.Fakir balıkçı Glaukos yakışıklı bir deniz tanrısı olunca, aşkın ağına düşmekte gecikmedi. Düştüğü ağ, bir balıkçı ağı olsaydı, ustaca onu yırtar kaçardı.
Glaukos birgün denizde yüzerken, gözüne bir peri kızı ilişti. O öyle güzeldi, öyle güzeldi ki Glaukos ona delice aşık oldu. Nymphe Skylla, küçük bir koyda yıkanıyordu. Bu yeni deniz tanrısının, kendisine doğru yüzdüğünü görünce, hemen sudan çıktı, bir kayanın üstüne oturdu. Glaukos kayanın dibine kadar yüzdü, aşağıdan ona güzel kız korkma benden ben bir deniz canavarı falan değilim, ben güçlü bir deniz tanrısıyım seni seviyorum diye yalvardı. Fakat Skylla bu deniz tanrısını beğenmedi, onu tuhaf, acayip buldu, sözlerine kulak asmadı, aceleyle oradan uzaklaştı. Glaukos; Skylla karada gözden kayboluncaya kadar onu takip etti. O, bir ormana girdi, gözden kayboldu.
Glaukos çok üzgündü. Ne yapacağını bilemiyordu. Aklına sihirbaz Kirke geldi. Kuvvetli elleriyle dalgaları yararak, binlerce bitkinin yetiştiği tepeye tırmandı. Kirke burada çeşitli hayvanların kaynaştığı esrarlı bir sarayda oturuyordu. Deniz tanrısı, görür görmez onu selamladı ve onun tarafından selamlandı. Ey büyü tanrıçası diye ona hitabetti. Ayağınıza kadar gelen bu dertli tanrıya acı. İçimde yanan aşk ateşini, içinde bulunduğum deniz söndüremiyor, yalnız sen benim derdime deva verebilirsin. Sen kuvvetlisin sen her şeyi yapabilirsin. Hiçbir kimsenin bilemediği tesirli bitkileri sen bilirsin. Sen her şeyi gören Güneş’in kızısın. Ben, değersiz, fakir bir balıkçı iken, senin hünerinle bir deniz tanrısı oldum. Derdimi senden gizleyemeyeceğim. Ben bir koyda yalnız başıma yıkanırken Skylla adındaki peri kızını gördüm, ona aşık oldum. Yalvardım, yakardım, adlırmadı, kaçtı, gitti. Beni beğenmemesi, küçük görmesi beni öldürüyor, yalvarırım sana, derdime bir çare bul.
Hiçbir kadın, bu sözlerden Kirke kadar müteessir olamazdı. Bu ateşli sözler, sihirbazı yandırdı. Glaukos’un aşkının ateşi, ona sıçradı ve yakışıklı deniz tanrısını sevdi. Kirke ona dedi ki; aynı ateşle yanan, aynı duygu ile çırpınan, içli bir kızı sevmek hoş bir şeydir. Fakat, seni küçük gören, senin aşkını anlamayan, seni reddeden birisini sevmen de akıl karı değildir. Senin gibi bir tanrıya bu yakışmaz. Aslında, sen güzelsin yakışıklısın. Ben, kendim, bir tanrıçayım, parlak güneşin kızıyım, sözlerimle, esrarlı bilgimle her şey yapabilirim. Bütün asaletime, gücüme, kuvvetime rağmen senin sevgilin olursam çok mesut olurum. Seni küçük göreni, sen de küçük gör. Seni seveni sen de sev. Nefrete karşı, nefret, sevgiye karşı sevgi gerekir. Haydi,senden kaçandan kaç, seni seveni sev Senin aşkını anlamayan bir nankörü beni severek cezalandır.
Kirke, bu sözleri söyledikten sonra, sözlerinin, aşık deniz tanrısının üzerindeki tesirini anlamak için onun gözlerinin içine bakıyordu. Aslında kurnaz sihirbaz, tatlı ve sevgi dolu ifadesi ile Glaukos’un kalbinin içini yoklamıştı. Oysa deniz tanrısı, Kirke’nin sözü biter bitmez; ne zaman ormanlar, denizlerin diplerinde yetişirse, ne zaman deniz yosunları, dağların tepelerini kaplarsa ben de o vakit Skylla’yı sevmekten vazgeçerim diye söylendi. Kirke bu sözlerle sarsıldı, onun duyduğu sevgi, yerini kine terketti. Çılgına dönen büyücü, düşmanlığını, kinini, nefretini, deniz tanrısına değil, güzel peri kızı Skylla’ya yöneltti. Çok tesirli, kuvvetli, büyülü ve zehirli bir su hazırladı. O suyu götürdü, Skylla’nın her zaman yıkandığı koya döktü. Aslında, burası bir koy değil, dalgaların oyarak meydana getirdikleri küçük bir mağara gölüydü. Yaz güneşi, buraya giremediği gibi, azgın dalgalar da buraya kadar sokulamazdı. Kirke bu büyülü suu döküp gittikten sonra peri kızı Skylla geldi, soyundu, güzel vücudunun yarısı suya girer girmez birtakım köpek sesleri duyulmaya başladı. Hayretler içinde kaldı. Bu sesler, bu havlamalar kendi gövdesinden geliyordu. Peri kızı, güzel vücudunun, belden aşağı kısmının, çirkin, biçimsiz, iğrenç birtakım köpeklerle çevrilmiş olduğunu gördü.
Elif


Üyelik tarihi
09 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Ankara
Yaş
36
Mesajlar
17.951
Seslenildi
1540 Mesaj
Etiketlendi
104 Konu
Ruh Hali
Glaukos ile Skylla
23 Mart 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

Normal