Bugünlerde kendimi şartlandırdığım şeyler için boşuna yapmışım derken buluyorum kendimi.Mesela "asla bunu babama söyleyemem" dediğim bir iki şeyi söyledim ve anlayışla karşıladı.Yetmedi dalgaya aldı güldük geçtik.
Sanırım benim de o gülüp geçmeye ihtiyacım varmış.İçimde bir huzur da yok değil günlük biliyor musun?
Az bir zaman var ama küçücük bir ilçede yaşamımıza devam etme düşüncemiz var.Ve babam bana eğitim hayatım için birşeyler yapmam gerektiğini de söylüyor.
Neyse ki evlen vs demiyor.Bu medeniliğini seviyorum.İstersen dgs ile veterinerliğe devam et ister ki sıfırdan bir bölüm oku geç değil diyorlar.
Bakalım ya bu sene ya da seneye bir yol çizeceğim.
Bugün keyifsizliğimin sebebi geçmeyen baş ağrımdı.
Ama iyiyim artık bir de bir daha kan vermeyi düşünmüyorum.
Hayatımı yaz ayında sürdürmeye başlayacağım(hayırlısıyla) yerden minicik bir kare bırakayım.
Ben zaten Hatay'ı severdim.Burası Payas.
Bana huzur verecek ben inanıyorum.
Elimden sana yazmaktan başka hiçbir şey gelmediğinin kanıtı olacak bu yazı da sanırım, yazarken içimden "lütfen hüzünlü bir yazı olmasın." diye tekrarlıyorum. çünkü tek istediğim şey biraz da olsa okuduktan sonra gülümsemen. sen söylemeden önce de, benden bi yazı istedikten sonra da nasıl yazacağım diye düşündüm gece gündüz. içimden bir şey gelmediğinden değil bu sefer, çok fazla şey geldiğinden. bulduğum her deftere bir şeyler yazmaya başladığımdan beri hep senin adını karaladım. ya da konuşmaya başladığım günden beri bir tek senin adını söyleyebildiğim zaman kendimi gerçekten mutlu hissettim. küçüklüğümden beri bana, hayatıma bir sürü insan gireceğini ve hepsinden başka bir şey öğreneceğimi söylemişlerdi. birilerinin beni yaralaması, bir başkasının bırakıp gitmesi, diğerinin arkamdan bıçaklaması gibi şeyler gerekiyordu hayat hakkında bir şeyler öğrenebilmem için. sonra başka biri gelecekti ve bütün çektiğim zorluklara değecekti. hepsine hazırdım, hayatıma girebilecek herkese ama yaşadığım her tecrübenin seninle olacağını bilmiyordum.
Eğer kimse için bir şey ifade etmediğini düşündüğün herhangi bir zaman bile varsa, şimdi sana bunun mümkün olmadığını kanıtlayacağım. Seni bundan tam olarak 7 yıl önce, beni yanağımdan ilk defa öptüğünde sevmeye başladım, o günden sonra gözümün seni görmediği her gün için kendime kızdım. Beni birden öpüp gitmiştin ve o ana kadar hiç hissetmediğim kadar güzel şeyler hissetmiştim. İlk defa o zaman avuç içlerim uyuşmuştu, ilk defa o zaman duvara dalıp dakikalarca birini düşünmüştüm ve ilk defa o zaman bir öpücüğün daha uzun sürmesini istemiştim. İçimde gittikçe büyüyen o hissin ne olduğundan emin bile değildim ama devam etmesini istiyordum. Birgün babanla kavga ettin, odanın kapısını üzerine kilitledin. o kapının önünde dakikalarca bekledim, o kapının yüzünü dakikalarca ellerimle sevdim. belki yanında olduğumu hissedersin diye, sonunda çalmaya cesaret ettim ama açacağını hiç düşünmemiştim. Açtın, yatağın kenarına oturup ellerinle yüzünü kapadın. İlk defa birine sımsıkı sarılmak istedim. ama dizlerinin önüne oturup yüzünü göster diye bekledim. Belki o kapıyı bana açmasaydın kendimi senin tek arkadaşın zannetmeyecektim. ve o kapıyı bana bir daha açmadığın zaman kendimi bu kadar kahretmeyecektim. ama iyiki açtın sevgilim. çünkü içimdeki şey ilk defa o zaman basit bir hayranlık duygusundan aşka dönüştü. Senden hiçbir şey beklemiyordum, sadece yanımda kal istiyordum. Kalamadın, birini özlemenin kitabı yazılacak olsa, bunu en iyi ben yazardım. Senin olmadığın sofralarda yemek yiyemedim bir süre, senin sevdiğin yemekleri kimseden istemedim. Birlikte yaptığımız, birlikte güldüğümüz şeyleri bir başkasıyla yapmak bile sana ihanet etmek gibi geldi bana her zaman, daha yüzüne bikez bile dokunamamışken. Seninle küçük bir koltukta birlikte uyuduğumuzdan beri hiçbir zaman iki kişilik yatağımda tek başıma uyumadım. her zaman ordaydın, yaşamayı kendim için değil, yıllar sonra senin hayatında ufacık bir yerim olsun diye, olabilme ihtimali vardır diye devam ettirdim. Üç yıl boyunca her yaz yanımdaydın o zaman, bir masanın başına oturmayı bile uzaktan gözlerin üzerimde gezinecek diye sevdim ben. Sabah uyandığımda sana günaydın diyeceğim diye heycanla uyandım, yapmaktan nefret ettiğim her şey sırf sen orada olacaksın diye güzeldi. Bunun çocukça bir his olmadığını, toplanıp mersin sahiline gittiğimiz gün anladım. Sen yürürken benden kaçıyordun, ben de adımlarımı hızlandırıp sana yetişmek için çabalıyordum. O günden sonra yalnızca tek bir insan için bunu yapabileceğimi ve hiçbir zaman şikayet etmeyeceğimi anladım. Hayatım boyunca peşinden koşabilirdim, elinin tersiyle itsen bile beni ittiğin elini öpebilirdim. Senin bana yüzünü göstermediğin zamanlarda ben bana çevirdiğin sırtını bile sevdim ve hiçbir zaman gurur ne demek önemsemedim. İlk kimin için, ya da ne için dua ettiğimi sorduklarında bile senin adını söyledim. Birgün birşey oldu, sen beni gördün. İlk defa kendimi senin için köşede bekleyen biri gibi hissetmedim, ilk defa o zaman saçlarımı taradım ve aynada kendime uzun uzun baktım. Dedim ya sevdiğim her şey senin sayende diye, kendim hakkında sevdiğim bir şeyler varsa, sen seviyorsun diye. kendi sesini duymaya tahammül edemeyen bir kızken, kendimi boş odalarda seni nasıl sevdiğimi anlatırken buldum. Güzel olan sevilmek değildi, güzel olan senin beni sevmendi. senin. bir gece arayıp beni sevdiğini söylemiştin, sonra attığın üç mesaj. o mesajları yazarken odamda çalan şarkı, en sevdiğim şarkı oldu sonra. o günün tarihini her yere yazdım. oturduğum sıraya, yatağımın arkasındaki duvara, boş bulduğum her sayfaya. sonra zaten her sayfaya seni yazmaya başladım. eğer bir şeyleri başarabilmişsem bile, seni bu kadar çok sevdim diye. keşke uzun sürseydi, uzun sürmedi. uzun süre beni sevmedin. sakın gözlerin dolmasın çünkü ben, beni sevmeyen haline de en az benimle olduğun zamanki kadar aşıktım. hep aşık kaldım. senin hayatımdan çıkışın sadece seni içimde biraz daha büyütmeme sebep oldu. hiç eksilmeden, daha çok artarak. saçlarını, gözlerini, ellerini, bir şeyler söylerken aslında gerçekte ne demek istediğini, bakışlarınla ne anlatmak istediğini, yüzüme bakmasan bile suskunluğunun ne demek olduğunu bile ezberledim. senin her şeyini ama her şeyini, senden daha fazla ezberledim. bu yüzden ortada bir yalan varsa uzun süre saklı kalamadı. ikimizdeki yaralar da bu yüzden açıldı. şimdi hepsinin izlerini tek tek öpüyorum. verdiğin her yararı da zararı da öpüp öpüp başımın üstünde taşıyorum. bundan dokuz ay önce, aramızda kocaman bir boşluk bırakıp, aramızda upuzun yollar bırakıp, yıllar sonra geri geldiğinde ben o yaraların hiçbirini umursamadım. çünkü sen hayatım boyunca aşık olduğum, hiç bıkmadan arkasından koştuğum tek adamdın. seni bırakırsam yaşamayı da bırakırdım. seni kaçırırsam bütün geleceğimi de kaçırırdım. evimin bütün duvarlarını tek tek yıkmış olsan bile, ben sen yokken o evi tek başıma ayakta tutmak zorunda kalmış olsam bile bütün kapılarımı sana tekrar açardım, açtım da. senin için yaptığım hiçbir şeyden pişman olmazdım çünkü. yine yaptım. önceki her şeyi unutup yeniden başladım. beni ilk defa öpüyormuşsun gibi, bana ilk defa bakıyormuşsun gibi ve beni ilk defa seviyormuşsun gibi yaptım. seni hayatıma ilk defa alıyormuşum gibi. iyi ki yapmışım. sen her zaman başıma gelen en güzel şeydin. ellerin küçücükken ve adımı doğru duzgun söyleyemiyorken bile, beni görmüyorken bile en güzeliydin. ama sonunda oldu. dilediğim ilk dilek yedi yıl sonra kabul oldu, ellerimi bu sefer gerçekten tuttun. gözlerin gerçekten parladı bu sefer. hayatımda geçirdiğim en güzel beş aydı, evim, odam, yatağım bile sana aşık. sadece ben değil senin elini tuttuğum sokakların hepsi sana tek tek aşık. burdan gidersem seni düşünerek yürüdüğüm her sokak yine sana aşık olacak. ilk dokunduğun zamandan beri değil, kendimi bildim bileli sana aidim. ömrümün sonuna kadar da öyle kalacak.
Zamanında anlatabileceğimin en iyisiyle yazdım seni.Ama aslında seni değil içimdeki seni.
Bu yazdıklarımı okuyacak olursan eğer yukardaki şarkıyla beraber dinle.Hüzne kapılmanı istemiyorum çünkü.Artık sana dair tek yazabileceğim"mutlu olmanı" dilemek.
Çok şey yaşadık, ama demek ki bir şekilde yollarımızın da yüreklerimizin de ayrı olması gerekiyormuş.
Artık içimdeki seni de sana bırakıyorum.
Hoşçakal.
Hayatımı yaz ayında sürdürmeye başlayacağım(hayırlısıyla) yerden minicik bir kare bırakayım.
Ben zaten Hatay'ı severdim.Burası Payas.
Bana huzur verecek ben inanıyorum.
Bugün tamamen kesinleşti.Önden babam gidecek yaz tatilinde de biz.
Ama ben haberi aldığımda çocuk gibi ağladım.
Bizim ailenin kadınlarına has bir özellik mutluluğu da gülerek değil ağlayarak karşılarız.