Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree150Beğeniler
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz

Standart Cevap: Lost.

13 Kasım 2016
21

Herkesin beklediği bir limanı bir gemisi vardır. Bazen geç olur gelmek bilmez bazen gelecek mi bilenmez bazen de geminin ta kendisisindir zaten. Bilinmezin kaygısı dolar içine bir sigara yakıp beklemeye devam edersin. Yalnızlık bazı anlarda güzeldir. Mesela yalnız başına oturursun sahilde usulca denizi seyredersin yada boş bir oda da tek başınasındır, nefes alıp verdiğini hissedersin ve her şeyin boş olduğunu. Her şey boş olur. Yalnızlık yalnızken güzeldir. Geçmişte yaşadığın anılar dolar gözüne arada bir toz kaçar belki de sigara dumanı, anıların karıncalaşır. Güzel anılar bir kenara dursun anılar zaten hep güzeldir, yaşadığın zaman fark etmezsin sadece. Hayal dünyanın muhteşemliği boyar zihnini alıp götürür bilinmez diyarlara. Hayal etmek muhteşemdir ve bir o kadar acizce. Hiç bir zaman kavuşamazsın en güzel hayallerine belki de hiç bir hayaline. Karanlık üzerinde oluşmuş bir dünyada karamsar olmamak elde değil, haklısın. Hayallerinde öyle. Hayaller hep ulaşılmaz. Hayaller hep hayal… Kalkıp ayağa bir taş fırlatırsın denizin canını yakmak istercesine, bir dalga da benim için oluşsun be dersin. Attığın taşta senin gibi kaybolur denizin derinliklerine. İlk önce yüzeyde kalışını seyredersin, ardından yavaş yavaş batışını ve en son dibi boyladığını. Beklemek zor iş, neyi beklediğini dahi bilmeden. Bir sigara yakıp gölge bir yer seç, bir kitap çıkar belki de bir hançer. Neyse ne işte, yaşamak zor iş,

Damla, Penia ve Noura bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
16 Kasım 2016
22
Göğüs kafesimi ellerimle açsaydım, göreceğiniz hüzünlü hikayeyi nesiller boyu anlatabilirdiniz. Ondördüncü kat balkonlarından sarkarken aklımdan geçenleri bilseydiniz, beni o balkondan iterdiniz. Size baktığımda neler hissettiğimi bilseydiniz, göğüs kafesimi ellerinizle açardınız.
Damla, Penia, Noura ve 1 kişi daha, bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
17 Kasım 2016
23
Bir zamanlar aşık olmuştum, herkes gibi. Yalnızlığıma, bu göz gözü görmez dumanlı halime son verip bir kadının göğsüne başımı yaslamaktı kararım. Olur da yaşlanırız, sana benzeyen çocuklarımız olur, ilk önce bir yastığa daha sonra bir tabuta baş koyup aşkımızı koltuk altına alıp göçüp gideriz buralardan. Senin olmadığın yerde yaşamak yakışmazdı bana, senin gülmediğin gün akşamdan kalma sabahlar kadar bulanık ve yaşanması güç. Keşke bu sözlerimi sana iletebilseydim ve gözlerinin içine durup göz bebeklerine binlerce ninni söyleyebilseydim. Ben mi beceriksizim, kaderim mi bu yoksa doğuştan gelen bir gasbetlik mi var üzerimde bilmiyorum. Zaten pek bişey isteyen biri değilim ama neyi çok istesem elde edemedim bugüne kadar. Uçan balon gibi mesela ve sen gibi. Benim hiç uçan balonum olmadı çünkü babama göre lüks bir eylemdi bu, ben de zorda kalmasın diye diretmedim daha sonra büyüdüm ve hala almış değilim. Niyetim birlikte yaşayacağım kadına armağan etmek, işte o kişinin sen olmasını istemiştim. Napalım kısmet değilmiş. O çok özenerek baktığım balonlar gibi sende gittin ulaşamayacağım noktalara. Ve ben yine bir başıma. Bir bekleyenin olmaması garip bir duygu, buna en çok telefon bataryası seviniyor ve ardından tekel bayii. Sensiz nasıl yaşanır unutmuşum, her gün sadece bir günden ötesi değil benim için. Bir mahkum gibi her sabah uyanıp duvara bir çizik atıp günümü geçiriyorum. Yalnızlık zaman içerisinde kolunu bacağını kaybetmek gibi bir şey. Bir yanın eksik ama alışıyorsun ve o parçan hiç dolmuyor. Senin kokuna bürünmüş kadınlar geçiyor yanımdan, ne tuhaf. Bugün yine herkes beni sana meyillendiriyor.
Damla, Penia ve Noura bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
17 Kasım 2016
24
Sen iyi ol diye, ben açılabilecek bütün kapıları açmış, bütün pencereleri boyamış, bütün çiçekleri sulamıştım. Sokakta ne kadar hayvan varsa sevmiş, ne kadar rakı içilecekse de içmiştim balkonda. Sen iyi ol diye… Sonra; yalnızlığı unutmak için çok yere gittim. Çok yerden geri geldim.Arka bahçede tek başıma ateşler yaktım. Tek başıma oturdum başında saatlerce. Tek başıma seni çok özledim. Ben de bir şeylere tutunma korkusu oluşturduğun için önce seni affettim. Sonra kendimi hiç affetmemeye karar verdim. Kendimden kaçıp kendimi kurtarmaya bir de..Hatta bir ara kendime çocuklardan ve kedilerden oluşan bir çete kurmaya karar verdim. Yıllarca sürecek bir planım olurdu. Ve yıllar sonra asla yalnız olmazdım. Ama aynı gece çocuklarla ilgili olan projemi iptal ettim. Onların yanında insanlar hiç kötü varlıklar değillermiş gibi davranamazdım.Yola kedilerle devam etmeye karar verdim. Hem sen kedileri çok severdin.

İnsan kendisini öldürmeye karar verince ona ne engel olabilir?

Sana söz verdiğim için iyi olmaya çabalıyorum.Her sabahın bir körü uyandığımda, yatağın diğer tarafında olmamana rağmen, yüzlerce akşam eve benden önce gelmişsindir diye kapıyı çalmama rağmen. Ellerinin kokusunu özlememe, buna karşılık saçlarımın erken yaşta tel tel beyaza dönmesine rağmen... İnsan çok özleyince saçının teli bile ağrıyor biliyor musun?

Ama bu kadar da güzel gidilmez ki sevgilim?

Beklemeyi bir doktorun ağzından çıkan bir cümle ile öğreneceğim aklımın kıyılarından geçmezdi. “Bekleyeceğiz. Başka çaremiz yok.” Bekleme salonları ciğerimi kanatıyor işte bu yüzden. Sokaklarda insanların yüzüne bakınca, kendimden tanıyorum bekleyenleri. Diyorum işte bu bakışın beklediği biri var...Ben seni o salonda 178 gün, 178 gece bekledim. Gelmedin.Çünkü o doktor “Bekleyeceğiz, başka çaremiz yok.” dedi. 2680 gündür bekliyorum. Çünkü o (!) “başka çaremiz yok.” dedi.“Çaresizliği” bir doktorun ağzından çıkan bir cümle ile öğreneceğim de aklımın kıyılarından geçmezdi. Ama güzelim sen de öyle güzel gitmiştin ki.. Doktora “Sevdiğimin ayakları küçücüktür doktor bey, gelecek değil mi? O yüzden mi bekliyoruz.?” demişim. Ben hatırlamıyorum. Sonradan anımsadım.O koridorda bizi dinleyen insanların neden ağlamaya başladığını da anlamamıştım ilkin... Şuur kaybı dedikleri. Maazallah insan neresinden konuşuyor, neresinden sıçıyor belli olmuyor. Doktorun gözlerinin neden yaşla dolduğunu da şimdi anlayabiliyorum. Şuurumu s. O koridorda iyi şeyler olmasına ihtiyacımız vardı sevgilim. Beklediğimiz sendin. Nasıl umutsuz olabilirdim ki? Hastanelerin koridorlarında iyi şeyler olamayacağını da öğrenecektim. Çünkü aynı doktor “Kendinizi en kötüsüne hazırlayın.” demişti. Bir doktor, bir koridor, 178 gün, 178 milyar ayrı ölüm. Daha kötüsünü hazır olmak... mümkün değilmiş. Bunu da sayende öğrendim.

İnsanların yaşadığı bazı kötü anlar vardır.“Bu anı yaşayacağıma keşke ölseydim. Daha iyiydi.” derler. Peki sevgilim, kim ölüm için “kötü” diyebilir ki?

Başkalarına dünyanın bir bekleme salonu olduğunu söyleyemezdim ama kedimize söyledim. Paşa’nın bir ara tüyleri döküldü. Seni özlemiş. Öyle dedi veteriner. “Depresyona girmiş.” dedi. “Bu arada başınız sağ olsun. Çok üzüldüm.” diye ekledi.Zamanla bir sürü sabahlar oldu. İlk başlarda çoğunu hatırlamıyorum. Ama bir sabah Paşa beyin iyileştiğini fark ettim. Ne yaşanırsa yaşansın ölmeyenler iyileşiyor. Bir sürü sabahtan sonra ölmemişlerse iyileşiyorlar.Paşa iyileşti, annen, baban, ablan. Hepsi iyileşti.Ben tedaviye cevap vermemeye karar verdim. Bilmediğim şeylere cevap vermeyi sevmiyorum. Sensiz nasıl yaşanır bilmiyorum. Hem nasıl iyi olabilirim? İnsanların nafile bir çabayla beni toparlamaya çalışmalarına üzüldüm. Yazık. Toparlayamazlar ki sevgilim.Benim bir parçam eksik. Benim sen yanım yok. Toparlayamazlar çünkü benim en büyük parçamı, gecenin kör bir vakti o ... hastanesinin koridorunda sedyeyle götürdüler alelacele. Boş sedyeyle geri gelip “Başınız sağ olsun.” dediler. “Kaybettik.” falan dediler sonra. Bana savaşacak sebepler veren insan için dediler bunu. Senin için. 1677 gündür bir araya gelemiyorum. Yazık onlara beni toparlamaya çalışıyorlar.

“Korkma.” demiştim sana. Cılız kalmış sesinle “Asıl sen korkma şapşal.” demiştin. Dünyanın bütün dillerini bir araya getirsem sensiz kalma fikrinin bile nasıl korkutucu olduğunu anlatamazdım. Kelimeler insanlara ne çok olanak sunuyor. “Korkma.” Seni aptal kadın... Konuşabildiğin son zamanlar söyleyeceğin son kelime bu olmuştu. Sonra uyumuştun. Bir insanın 178 gün uyuduğuna, bir diğerinin 178 gece ayrı ayrı ölebileceğine şahit olmuştum. Ölen de bendim, şahit olan da... Bu dünyanın adaletini s. işte bu yüzden.

Seni bağladıkları aletlerin sesleri kulağımda hala. Umarım hiçbirini duymamışsındır. Seni hayatta tutmalarını sağlıyorlarmış. Biliyor musun, o geceler yumruklamadığım her kapı, her duvar için motoruma atlayıp 300 km hızla yol yaptım. Bilsen ağzıma sıçardın ya!Ama bir yerlere yapışıp gebermek istedim defalarca. Sen bilmediğim türde acılar çekerken benin nefes almam nasıl bir haksızlıktı ki sana? Bunu bana herhangi bir yaratıcının yaşatma hakkı yoktu.Burnundan oksijen, ağzından yemek veren bir hortum vardı. Tuvaletin için karnına sapladıkları iki ayrı hortum daha.... Ve insanlar benden sakin kalmamı, seni uyandıramayan o hastaneyi yakmamamı söylüyorlardı. Tabi ki hastane yakılmazdı ama o hastanede ben cayır cayır yanıyordum her gün, her sabah, her gece.

Mesela sen bazı geceler uykunda gülümserdin sevgilim.O hastanede 178 gece boyunca uyudun ve hiç gülümsemedin.Çok mu canın yanıyordu diye düşünmeden edemiyorum 1677 gündür?Bir sabah yatağının başına gelip gözlerini öpüp yanına oturduktan sonra “akciğerlerin iyiymiş kız, hadi iyisin.” demiştim. Sanki o ara bi gülümsedin. Belki de ben öyle görmek istediğim için... bilmiyorum.

İşte ben de seni öyle göreceğime keşke ölseydim.

Bir gece de minicik ellerini ağzıma dayamış sana yine bik bik bir şeyler anlatıyorken “Eğer gidersen, tanrı, melek, elçi, ilahi ne görürsen söyle,seni aldıkları için onları hiç affetmeyeceğim. Bir hesap varsa, sevdiğim arkamdan gelip kendi soracakmış dersin.” dedim. O gece sanki elimi sıkmıştın.Ya da ben öyle hissetmek istediğim için...

Yoğun bakım... 178 gün. Her gün 5-10 dakika gözünü öpmeme, elini tutmama, saçını koklamama izin verdikleri yer. İnsanın bir koridor uzağında bile olsa bir adım daha uzaklaşmak istemediği yer.

Ağlaya ağlaya uyuduğum bir gece rüyamda gördüm seni.Evinin sokağının başında. Balkonda kalbimin küt küt atışını hatırlıyorum.Fırladım kapıdan “Nereye sabahın köründe?” diye sordum.“Bana söz ver iyi olacaksın.” dedin. Dedim “Söz, olurum ama gitme.”Sarıldım, bırakmak istemedim. Sanki bırakırsam yine gideceksin...Uyandım... yine uyumak istedim. Sanki uyusam yine rüyama geleceksin... Gelmedin...

Saçlarını öpmediğim için kurudu dudaklarım. Toprak öpmekle olmuyor o işler.İnsan sevdiğine sarılamamaktan yoruluyor biliyor musun? Umutsuz görünmeyeyim diye çırpınmaktan. Özlediğinin avuçlarını koklayamamaktan o kadar yoruluyor ki. Sana söz vermemiş olsam “ ben iyi olacağım” diye, yaşamaktan çok yoruldum sevgilim derdim yanına geldiğimde...

Sen iyi ol diye o hastane bahçesinin kedilerine mama verdim 178 gün boyunca. Ve 1677 gündür her fırsat bulduğumda. Ben iyiyim sevgilim.. sen iyi ol diye…
Konu Nigrum tarafından (17 Kasım 2016 Saat 22:36 ) değiştirilmiştir.
Damla, Penia ve Noura bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
18 Kasım 2016
25
Ben öpüşerek gösterilen sevgi döneminde yaşamaktan çok, mektuplar yazarak gösterilen sevgi döneminde yaşamak istiyorum. Utana utana yazılan mektuplara, aynı utangaçlıkla cevap vermek istiyorum.
Damla, Noura ve Ahfa bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
18 Kasım 2016
26
Yazacak bir şeyler bulamıyorum. Bu, anlatacaklarımın tükendiğini göstergesidir. Benim dışımda, benden bağımsız işleyen bir düzenin varlığından bahsediyorum. Şu yanılgıya düşmeden; ben tükendim. Bu yazacaklarımın da tükendiğini işaret eder. Böyle bir yanılgı taşımıyorum. Kabul de etmiyorum. -Gerçek değişmez, bazen sekteye uğrar-. İçimde taşıdığım bir şeyin benden alındığını, çalındığını hissediyorum. Benim tekelimde karşılık bulan bu durum nasıl ve ne şekilde benden alınabilir? Bunu ben nasıl tükendiğimle ilgilendiririm? İşte burada çıkmaz oluştu. Benim çıkmazım. Girdap değil. Girdap işlenemez bir konu. Ben üzerine anlatacak çok şey bulamam ama çıkmaz? Çıkmaz, tam olarak içimde bir şeylerin bölünüp dağıldığına göstergedir. Her şey bitince geriye bizden bir şey kalmaz. Çıkmaz bana bunu anlatır. Çünkü ben ona soru sordum. Yazacak bir şeyleri kalmayan insanlar kendilerine çarparlar. Sonunda çatlayıp dağılana dek.
Damla, Hesna ve Noura bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
19 Kasım 2016
27
Biliyorum... Bu havalarda dayanmaz pek ellerin, kurur hemen. Tırnaklarını yemekten yara yaptığın parmakların soğuktan daha bir acır. Dengesizsin kızım sen, tutturamadın bir türlü şu tırnak yeme ayarını! Hala aynıdır, yara bere içinde parmakların, eminim. Evdesindir şimdi... Annenle babanla oturup onlarla denkmiş gibi konuşur sohbet etmeye çalışırsın. Abin berduşun teki, ne zaman geleceği belli olmaz. Yine de çok seversin onu çocuklaşırsın onu görünce. Evin küçük kızısın sonuçta, kıyamaz kimse sana. Varlıklısın... Anne memur baba asker, yokluk nedir görmemişsin ki. Tüm şımarıklığın ondan. Ailene bağlısın... dert edinirsin en ufak bir şeyi bile. Psikolojin pek sağlam değil, buda küçükken anne babanla geçirdiğin zamanın kreşte geçirdiğin zamandan çok daha az olmasından olsa gerek. Saçların dağınık, pembe pijama takımın ve “-o olmadan uyuyamam” dediğin oyuncak ayın hala yanındadır, bilirim. Yatağına uzanmış, camdan yıldızları seyredersin ve ardından tavanı. Kolay kolay uyuyamazsın, korkarsın... Binbir türlü tilki dolanır kafanda ve sen en kötü senaryoyu çekip uykuya yol verirsin.
Ben seni tanırım. Çayı şekersiz içtiğini, çiğköfteye zaafının olduğunu, bahar alerjin olduğunu, “alem neder?” korkusuyla yaşadığını, en sevdiğin şeyin kahve olduğunu ve daha bir sürü şey.
Ben seni sadece sevmedim, ben seni yaşadım ve her yalnız kalışımda senden bir yaş daha aldım. Onca yıl geçti aradan ve ben bu satırları hala senin için yazdım. Beni anlama, beni sevme, bana gelme, beni görme... Beni sadece... Azad et.

Eyvallah.

-Ben unutmadım, sen unut.-
Damla, Noura ve Ahfa bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
24 Kasım 2016
28
Bu kalemi yine tutmaya sebep olan her şeyden uzaklaşmak istediğim için buradayım. Tarih tekerrürden ibaretmiş ya hani. yalan! Ben tarihe geçmedim, tarih oldum. Zafer yok, sevinç çığlıkları yahut sulh. Hiç biri, hiç bir şeyi ve hiç. Hiç yok, hiç olmadı, hiç olmayacak. Bir savaşta mıyım? evet, yani kısmen. Savaşan da benim, savaştığım da. Ne galibiyetler kutluyor içim, ne mağlubiyetlere yanıyor içim. İçim; boş şişenin ağzında daha düşmemiş ama düşmenin arefesinde kurbanlar veren bir küçük sızı.
Bunu ona anlatamadım. Bu kelimeleri yan yana getirip de cümleler sarf edebileceğim bir şey değildi çünkü. Ona diyemedim, ben aslında tarih olmayan bir tekerrürden ibaretim diye. ona diyemedim, bak burası hep aynı yer. Burası hep kırıldığım.. Beni hep buradan vurdular.. diyemedim, aynı masada defalarca hem de her defasında daha da hayretler içerisinde kaldığımı, ona diyemedim çünkü kırıldığım yerden kırardım onu, kıyamadım. Kıyamadığım yerde ise öfkem baş gösterdi, sonra hırçınlığım, ardından beylik laflarım. Giderim dedim gidemedim. Biter dedim bitiremedim. Susarım dedim, paragraflarca isyan ettim. O korkuyu, o sevgisizliği içimde bir yara gibi taşıyıp hep etki-tepki falanı filanından söz ettim.
Etki değildi, tepki de. Yani aslında bu ondan etkilendiğim bir şey de değildi. Anarşistliğim kaderimeydi ve ben bir devrim yaratmak istiyordum kalbime sadece. Yeniden! Bir şans verdim kendime ve mutsuz son. Kim şaşırdı? -yine ben.-
İnsan dediğin düşer. Ayağa kalkmaya çalışırken tökezler yine düşer. İnsan dediğin sonsuz düşmeden ibaret zaten, sonsuz kere düşmekten! Her ayağa kalkmaya çalıştığında bir şeylerini bırakır da öyle devam eder insan dediğin, hafiflemek için. İnsan dediğin düştüğünde önce güvendiklerinden kurtulur, en ağırından! Sonra parça parça inandıklarından. İnsan dediğin en son kendinden kurtulur.
Benim kaderime küsüşüm tam burada tahtaya kalkıyor ve hiçbir şey olmamış gibi giderek artan bir güvenle, peşinden sürüklediği o boş inançla, hamallığını yapıyor kalbinin. Evet, bunu utanmadan söyleyebilirim: “Kalbim bana bir yük..”
Ne oldu? Ne olmasını bekliyordum ya da? daha mı iyi bir şeyler mesela? iki yüzüm gülmeyiversin, hemen büyüsü bozuluyor aşkın. İçimdeki kelebekler hep tırtıl olarak kalsaydı keşke..
O kadar yazdıktan sonra -ki, daha yazmak istediğim çok şey var aslında ama yangınımı bir türlü dindiremedim- içimden “boşver” dedim. boşver oğlum! daha kötüleri oldu, ölmedin. Daha kötüleri olur, ölmezsin.
Ne zaman ayağımın yere basması gereken zamanlarda uçmadım ki zaten?
Booşveerr..
Konu Nigrum tarafından (24 Kasım 2016 Saat 23:10 ) değiştirilmiştir.
Noura bunu beğendi.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Nigrum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
05 Haziran 2016
Bulunduğu yer
T.c
Mesajlar
3.981
Seslenildi
202 Mesaj
Etiketlendi
57 Konu
Ruh Hali
Ruhsuz
Standart Cevap: Lost.
25 Kasım 2016
29
Annem derdi ki;
Mutlu isen mutlu görün,
değilsen zorlamanın bir alemi yok…
Kimseyi yaşadıklarına inandırmak zorunda değilsin.
Birileri üzülecek diye,
sürekli gülmek zorunda da değilsin.
bir kere taşımaya kalktın mı kimse inmek istemeyecektir sırtından, yorulmaya dahi hakkın olmayacaktır".
Her zorluğun altından tek başına kalkmaya çalışma oğlum,
bırak herkes üzerine düşeni yapsın.
Taşkın sel olma,
Duru, hatta kimsenin ha deyince gelemeyeceği, bulamayacağı dağ gölü ol.
Gerçekten ulaşmak isteyen sana dokunsun…!
Hesna, Deniz ve Ahfa bunu beğendiler.



Ben, hüznün sınırını geçeli çok oldu.

Ahfa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
22 Ekim 2016
Mesajlar
2.086
Seslenildi
222 Mesaj
Etiketlendi
65 Konu
Standart Cevap: Lost.
25 Kasım 2016
30
Nigrum Nickli Üyeden Alıntı
Annem derdi ki;
Mutlu isen mutlu görün,
değilsen zorlamanın bir alemi yok…
Kimseyi yaşadıklarına inandırmak zorunda değilsin.
Birileri üzülecek diye,
sürekli gülmek zorunda da değilsin.
bir kere taşımaya kalktın mı kimse inmek istemeyecektir sırtından, yorulmaya dahi hakkın olmayacaktır".
Her zorluğun altından tek başına kalkmaya çalışma oğlum,
bırak herkes üzerine düşeni yapsın.
Taşkın sel olma,
Duru, hatta kimsenin ha deyince gelemeyeceği, bulamayacağı dağ gölü ol.
Gerçekten ulaşmak isteyen sana dokunsun…!

Ay tüylerim diken diken oldu.
Ne harika bir yazı böyle. . Sıklıkla okuyacağım kesin..
Teşekkür ederim..
Nigrum bunu beğendi.
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj