Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree16Beğeniler
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Seçenekler
Seçenekler
Stil
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu

Standart Materyalizm Üzerine

20 Eylül 2017
1

Google'a ''materyalizm nedir?'' diye sorduğunuz zaman, karşınıza onlarca sayfa ve materyalizm başlığı altında iç içe geçmiş onlarca -izm bulunmakta. Bu da haliyle okuyucuyu baştan yıldırmaktadır. Dolayısıyla ben de bildiğim kadarıyla bu kavramı basitleştirerek açıklamaya çalışayım.

Materyalizm, basit tanımı itibariyle maddecilik olarak bilinir.

Madde, duyu organlarımızın, bize gösterdiği, sunduğu, genel anlamda, bizi çevreleyen ve ''dış dünya'' dediğimiz her şeydir.

Materyalizm bize derki, biz duygulara, düşüncelere, fikirlere gördüğümüz ve duyduğumuz için sahibiz. Örneğin, elimdeki kağıt beyazdır. Bu kağıdın beyaz olduğunu bilmek bir fikirdir. Bu fikri veren duyulardır. Ama madde, kağıdın kendisidir.

Dünyayı yorumlama, evreni ve doğayı açıklama konusunda onlarca -izm içeren kavram mevcuttur. Ancak felsefe konuları ne kadar karmaşıklaştırılırsa karmaşıklaştırılsın(isteyerek yada istemeyerek, ki ben bu karmaşıklaştırmanın bilerek yapıldığını düşünmekteyim) genel olarak tüm olayları yorumlamada mevcut iki yöntem vardır.

1- Bilimsel olan açıklama
2- Bilimsel olmayan açıklama

İşte buradaki 1. yargı materyalizmdir. Materyalizm, olayları yorumlarken, gidebileceği en uç nokta bilimin gidebildiği en son noktadır. Yani bilimle beraber yürür.

2. yargıya ise en uygun akım idealizmdir. Fikirleri ve düşünceleri soyut nesnelere dayandırarak, bilimsel herhangi bir karşıtlığı olmadan yorumlar.

Peki ama materyalizm neden doğdu? Nasıl meydana geldi?

Eski toplumlar, bilimin gelişmemesi nedeniyle, dahası bilgisizlikleri nedeniyle olayları yorumlarken sürekli doğaüstü güçlere başvuruyor ve sorumluluğu sürekli doğa üste güçlere yüklüyordu. Sonrasında yavaş yavaş, yüzyıllar boyunca, bilimin ilerlemesiyle beraber olayları açıklama konusunda bilimsel açıklamalar denendi. Ve bu materyalist felsefenin doğmasını sağladı.

Yani aslında materyalizm, idealizme tepki olarak doğmuştur dersek doğru bir tespit yapmış oluruz.

Başka bir deyişle bilimsel olmayan açıklama(idealizm), dünyanın doğaüstü bir güç tarafından yaratıldığını, yani ruhun maddeyi yarattığını söyler.

Bilimsel olan açıklama(materyalizm), maddenin ruhun başlıca öğesi olduğunu söyler.

Materyalizm; taş, toprak, metal gibi nesnelerin varlığını bilimsel olarak saptayabiliyorken, idealizm, kendi bahsettiği ruhun varlığını bilimsel olarak saptayamamaktadır.

''Nasıl oluyor da insan düşünüyor?'' sorusuna her iki akımın vereceği cevaplar şu şekilde olur :
İdealizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir ruhu vardır.
Materyalizmin açıklaması : İnsan düşünüyor çünkü bir beyni var.

Materyalistler, madde ile ruh arasında belli bir ilişki olduğunu öne sürerler. İlk gerçek maddedir ve ruh ikinci gerçektir, sonradan gelendir ve maddeye bağımlıdır. Yani ruhu yaratan maddedir sonucuna varır. Madde, varolmak için ruha gereksinim duymaz. Ve bununla beraber ruh da maddesiz yapamaz ve bedenden bağımsız olamaz. Bu bilimsel olarak mümkün değildir. Bilim ilerledikçe maddeciliğin doğruluğu artmaktadır şeklinde yorumlar.

No Pasaran

*****
Şimdilik burada bırakıyorum. Daha sonra her iki akımın söylemlerini karşılaştırıp devam edeceğim.

Yararlandığım Kaynak : Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri

Regex, Penia, Evrim ve 1 kişi daha, bunu beğendiler.
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.875
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
20 Eylül 2017
2
devamını merakla bekliyorum
No Pasaran bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Nutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
19 Kasım 2016
Mesajlar
36.461
Seslenildi
2279 Mesaj
Etiketlendi
107 Konu
Ruh Hali
Sekercik
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
20 Eylül 2017
3
Konu oldukça başarılı. Emeğinize sağlık diyorum @No Pasaran.
No Pasaran bunu beğendi.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
28 Eylül 2017
4
Evet, materyalizm, idealizme tepki olarak doğdu dedik. Diğer bir deyişle bilimsel bakış açısı, bilimsel olmayan bakış açısına tepki olarak doğmuştur. Şimdi 3 temel soruyu yöneltip her iki tarafın verdiği cevapları ele alalım. Bu 3 soru idealizmin temel argümanlarına dayanmaktadır.

1 - Dünyanın sadece bizim düşüncemizde var olduğu gerçek midir?
2 - Maddeleri bizim fikirlerimizin yarattığı gerçek midir?
3 - Ruhun maddeyi yarattığı gerçek midir?

İlk sorudan başlayalım.
İdealistler, dünyanın varlığı için kişinin düşüncesindeki gerçeklik(öznel gerçeklik) olduğunu iddia ederken, materyalistler, düşüncemiz dışındaki gerçeklik(nesnel gerçeklik) olduğunu ileri sürer.
İdealistlerin önemli temsilcilerinden Berkeley diyordu ki; ''Ruhumuzun dışında, düşünerek var olduğunu sandığımız, madde değildir, onları gördüğümüz için, onlara dokunduğumuz için şeylerin var olduğunu düşünüyoruz; bu duyumları bize verdikleri için onların varlığına inanıyoruz''

Yani diyor ki aslında elma diye birşey yoktur. Öyle birşey sadece senin zihninde var. Örneğin bir maddenin var olduğunu idrak etmek için, o maddenin renk, tat, koku, büyüklük, ağırlık gibi özelliklerinden yararlanırız. Berkeley bunları önemsizleştiriyor ve bunu kafamızdaki fikirlere ve düşüncelere bağlıyor. Şöyle der örneğin:

''İşte bir kumaş parçası, siz bana onun kırmızı olduğunu söylüyorsunuz. Kesin mi bu? Gözleri farklı gören canlılar bunu kırmızı değil ve başka renk olarak görecektir. Bu halde kumaşın rengi kırmızı değildir, ona renk veren kumaşın kendi değil, gözdedir, yani bizdedir'' der.

Peki Berkeley bunu neye dayandırıyor?

Berkeley'e göre , bizim ruhumuz kendi başına bu fikirleri yaratamadığından ve her istediği fikri yaratamayacağından daha güçlü başka bir ruh bu fikirlerin yaratıcısıdır der. Yani ruhumuzu yaratan ve ruhumuzla karşılaştığımızda dünya hakkındaki bütün fikirleri bize buyuran Tanrı'dır.

Materyalistler ise, buna cevap olarak der ki; biz burada maddelerin özelliklerini tartışmıyoruz, var olup olmadığını tartışıyoruz. Biz dünyanın var olduğunu bilimin yardımıyla doğrularız ve bilim, duyu organlarımızın bizi düşürdüğü yanılgıları düzeltmemize olanak verir der. Örneğin kumaşın renginin kırmızı olmadığını yada hafif/ağır olmadığını söyledik. Ama kumaş diye bir nesnenin varlığını inkar etmeyiz. Oysa idealizm kumaşın varlığını dahi inkar etmekte…

Materyalistler devam eder ve der ki, ‘’dünya sadece bizim düşüncemizde var ise, insanlardan önce yoktu anlamına gelir. Bunun yanlış olduğunu biliyoruz, çünkü bilim, insanın yeryüzünde çok sonradan ortaya çıktığını kanıtlıyor’’.

Tartışma ilerisinde idealizmin vereceği somut bir cevabı olmadığından konuyu Tanrı kavramına vurur. Bu olgu, idealizmin en yüksek ve en temel biçimlerinden biridir. Diğer bir deyişle kendi içindeki çelişkileri verebilecek bilimsel bir yanıtı olmadığından, cevabı her zaman soyut kavramlarda arar.

Ancak tanrı burada ruhtur ve kanıtlanamayan bir iddiadır yine. Haliyle idealistler bu durumu söz sanatı ve biraz da demagoji ile açıkladığını düşünmekte. İdealizm, sonuca göre neden üretme eğilimindeyken, materyalizm nedene göre sonuç bulma eğilimindedir. Materyalizm olayı somutlaştırdığından daha tutarlı açıklama getirmektedir. Bu yönden materyalizm dinamik(sürekli ilerleyen ve yenileyen) bir akımken, idealizm kendini tekrar eden bir akımdır ve Friedrich Engels de “Materyalizm, doğa bilimleri alanında çağ açan her yeni buluş ile kaçınılmaz olarak biçimini değiştirmek zorundadır'' diyerek materyalizmin sürekli kendini yenilediğini tarif eder.

No Pasaran
*********


Diğer iki soruya sonra değineceğim.

Kullandığım kaynaklar :

- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
- Gelenek Dergisi – 23. Sayı - Klasiklerde Felsefe ve Yöntem
- Ekşi Sözlük - materyalizm
- Ekşi Sözlük - materyalizm ve idealizm arasındaki farklar


Damla ve Evrim bunu beğendiler.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
30 Eylül 2017
5
Bir önceki yazımda 3 temel soru sormuş ve bunlardan ilkinin açıklamasını yapmaya çalışmıştım. Şimdi ikinci soru olan, ''maddeleri insanın fikirleri mi yaratıyor'' sorusuna geçelim.

İlk soruda idealistlerin söylemiş olduğu ‘’aslında elma yok, o senin zihninde var’’ önermesi pek ala burada da yapılabilir. Bununla birlikte Politzer’in kitabında şöyle bir örnek geçer :

‘’Nesneleri yaratanın bizim fikirlerimiz olduğunu iddia eden bir idealistle birlikte, yolun karşısına geçerken, yoldan gelen bir otobüsü ele alalım. Eğer ezilmek istemiyorsak, elbette her ikimiz de çok dikkatli olacağız. Yani pratikte, idealist, otobüsün varlığını nesnel olarak tanımak zorundadır. Ona göre, pratikte nesnel bir otobüs ile öznel bir otobüs arasında bir ayrım yoktur. Bu, öylesine doğrudur ki, yaşam pratiği, idealistlerin de hayatın içinde materyalist olduklarının kanıtıdır.’’

Günümüz idealistleri, artık dünyanın düşünce ürünü olduğunu iddia edememekte. Kanıtları daha farklı ve daha kurnazca seçmekte. Bununla ilgili kitabımızın yazarın Politzer, Lenin’in ‘’Materyalizm ve Ampriyokritisizm’’ adlı kitabına bakmamızı önerir. Bununla ilgili okumalarıma başladım ve ileride bu başlık altında fırsat bulabilirsem aktaracağım.

Üçüncü sorumuz ‘’Ruhun maddeyi yarattığı gerçek midir?’’ sorusunda ise, idealistler, ruh kavramının en üstün ve en yüce biçimini Tanrı’da bulmuştur. Tanrı, idealizmin ulaşabileceği bir sonuçtur ve önceki yazılarımıza da dayanarak, buradan şöyle bir çıkarım yapabiliriz:

‘’İdealizm mi yoksa materyalizm mi’’ tartışması asla bir arada olamayacağından ve birbirine karşıt olduğundan, bu soru ‘’tanrı mı yoksa bilim’’ mi biçiminde ortaya konur.''

Yani aslında idealizm kavramı birçok insan için çok yabancı bir kavram değildir. Çünkü idealizm, günümüzde tanrının sonsuz olduğunu, zaman ve mekan tanımadığını, her şeyin yaratıcısı olduğunu söyler. Evet, yukarıda da söz ettiğimiz gibi, tanrı, idealizmin en yüksek formudur ve kendini ancak burada var edebilir.

İdealistler kendini sürekli tekrar ederler. Ve baktığınız zaman, idealizme yönelik bazı eleştirilerde, Platon’un tekrarı olduğu da söylenir. Yani bundan asırlarca öncesine… İdealistlerin dayandığı tanrı kavramının ne olduğunun açıklanması ve kanıtlanması istenildiği zaman, tanrı açıklanamaz derler ve maddenin her zaman var olmadığını ileri sürerler. Ama bunun için hiçbir somut dayanakları yoktur ve buradan da öteye gidemezler.

Materyalistler ise savları için bilimden yararlanırlır. Şunu unutmamak gerekir. Eğer ki, gerici ve karanlık bir dönemde yaşıyorsak ve bilim ilerlemiyorsa materyalizm de ilerlemez. Tersi durumunda da tersi olacaktır. Ve devam ederler, derler ki, salt bir ruh tarafından yaradılış fikri anlamsızdır. Çünkü biz buna deneyle, gözlemle ulaşamıyoruz. Ve en basitinden bilim, bize ‘’hiçbir maddenin yoktan var edilemeyeceğini, var olan bir maddenin yok edilemeyeceğini’’ söyler ve beraberinde maddesiz bir ruhun olmasını da mümkün görmez. Fikirlerimizin, düşüncelerimizin yani dahası ruhumuzun kaynağı beyindir derler. Materyalistler, nereden geldik sorusuna net bir cevap veremeseler de, nereden gelmedik sorusuna net bir cevap verebilirler. Çünkü ilki için bilimsel araştırmalar devam etmekte.

No Pasaran
*****
Genel olarak konuyu burada bitiriyorum. Ancak okumalarıma devam ettiğim için daha sonra üzerine eklemeler yapabilirim.

Yararlandığım Kaynak :
- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
- Lenin - Materyalizm ve Ampiryokritisizm
- Ekşi Sözlük - materyalizm
- Ekşi Sözlük - materyalizm ve idealizm arasındaki farklar
Damla ve Evrim bunu beğendiler.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
23 Ekim 2017
6
Materyalist bir kimsenin olaylara bilimsel baktığını çokça defa söyledik. Fakat bunu, bu şekilde tarif etmek genel bir yorumdur. ‘’Bu bakış açısı nasıl yürür?’’, ‘’Herhangi bir olayı yorumlarken nasıl bir denklem kurar?’’ gibi sorulara cevap vermeye çalışayım. Vereceğim cevapların çoğu Politzer’in kitabından olduğu için bu kitabın okunmasını öneriyorum.

Materyalist kişinin felsefesini tutarlı olarak savunabilmesi için iki önemli alanda tutarlı olması gerekir.
1 – Düşünce alanında materyalist olmak,
2 – Eylem alanında materyalist olmak.

Evet, bu iki denklem önemli ama bu iki denklem de tek başına yetmiyor. Çünkü bu iki denklem arasında sıkı bir bağ da gerekir. Diğer bir deyişle biz buna teori ve pratiğin birliği diyebiliriz.

Teori, yapmayı düşündüğümüz şeydir.
Pratik, yapmayı düşündüğümüz şeyi hayata geçirmektir.

Bu ikisi arasında tutarlı bir bağ olmazsa eğer, çoğu zaman kafamızda yapmayı düşündüklerimiz gerçekleşmez.

No Pasaran
*************


Örneklerle sonra devam edeceğim.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
27 Ekim 2017
7
Teorik olarak materyalist düşünen kişi, düşünceyi maddenin yarattığını evvela kabul eder. Örneğin elimde bir taş var. Bu taşın siyah olduğunu söylemek bir düşüncedir. Ama madde taşın kendisidir ve kişiye düşünceyi yükleyendir.

Teorimizi kurarken, ''varlık, düşünceyi yaratandır'' formülünden hareket edeceğiz. Buradaki hem varlık, hem düşünce soyuttur. Çünkü varlığı özel anlamda değil genel anlamda kullanıyoruz. Özel bir varlık berlirtirsek eğer somut olur.

Aşağıdaki örneklerde de varlığa birinci etken, düşünceye ise ikinci etken diyeceğiz.

Buna biraz daha karmaşık bir örnek vererek açıklamaya çalışalım:

Örneğin toplum yaşamı temelde bir ekonomik yaşam ve bir siyasal yaşamdan oluşur. Ekonomik yaşam ile siyasal yaşam arasındaki ilişki nedir? Bunun teorisini, soyut formülünü bulunuz...

Materyaliste göre birinci etken, yani varlık, toplumu toplum yapan, ona can veren, ekonomik yaşamdır. İkinci etken, yani düşünce, varlık tarafından yaratılmış olan ve ancak onunla yaşayabilen siyasal yaşamdır. O halde materyaliste göre siyasal yaşam, ekonomik yaşamın bir ürünü olduğundan, ekonomik yaşam, siyasal yaşamı açıklar, diyecektir.

Başka bir örnek verelim :

Bir şair düşünün. Bu şair ''neden bunu yazdı'' ve 'neden bunu yazmadı'' diye bir soru soralım.

Materyalist kişi diyecektir ki; kuşkusuz şairin kafasında düşünceler vardır. Ama şair, aynı zamanda, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Buradaki ilk etken şaire kendi özel yaşamını veren toplumdur. Şair, toplumdan, çevresinden gördüklerinden esinlenir ve öyle yazar. Dolayısıyla burada varlık toplumdur. Düşünce, şairin yazdıklarıdır. Varlık, düşünceyi oluşturmuş olur...

No Pasaran
************


Yararlandığım Kaynak : Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Evrim ve Sade bunu beğendiler.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
08 Kasım 2017
8
Pratik anlamda materyalist olanlar kendini değiştirmeye açıktır ve saptadığı gerçekleri kabul eder. Teorisine göre pratiğini denerler ve eğer yanılırlarsa, ardından başka bir pratik denemeye koyulur. Önceki yanlışlarını tekrar etmez ve ders çıkartması gerekir.

Örneğin, basit bir düzenekle elektrik üretmeye çalışan birini düşünün. Bu kişi her defasında farklı bir şey deneyerek 50. deneyin sonunda elektrik üretmiş olsun. Önceki 49 deney, onun için elektrik bulunamayacağı kanıtlanan 49 yöntemdir. 50. deney ise kafasında kurduğu teorinin doğru pratiğidir.

Kendisine göre düşünmek, saplantılı düşünceleri olmak, sekter(bağnaz) tutum takınmak, gerçekçi olmamak, hayal dünyasında yaşamak, önermesinin gerçekleşebilir olup olmadığına dikkat etmemek... idealistçe tavırlardır. Materyalist olan kişinin bu şekilde davranması pratiğinde tutarsızlığa yol açar.

Şimdi Daha değişik bir örnek verelim:

Diyelim ki; herhangi bir konudaki olumsuzluğun(örneğin iş kazaları) sebebinin(ekonomik sistemle alakalı olması) neden toplum tarafından anlaşılamadığı öğrenilmek isteniyor.

Materyalist olan kişi buna göre pratik kurarken nesnel gerçeklikler üzerinden hareket eder. Buradaki baskıyı, egemen medyayı, radyo ve sinemanın propagandasını inceler. Buna karşın gerekirse bildiri, broşür, gazete vb. araçlarla ne istediğini anlatmak için elden gelen bütün yolları araştırır ve ona göre pratiğini dener.

Bu somut bir örnektir ve kişinin bulunduğu koşullara ve imkanlara göre farklılıklar da gösterebilir. Çünkü koşullar her zaman aynı değildir.

No Pasaran
*************


Yararlandığım Kaynak : Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Sade bunu beğendi.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
11 Kasım 2017
9
Materyalizmin tarihinden ve önemli temsilcilerinden kısaca söz etmek gerekiyor. Elbette materyalizmin 2000 yıldan fazla olan tarihini buraya aktaramam mümkün değildir. Ancak bildiklerimi ve araştırmalarımı kısaca paylaşayım.

Antik Yunan'da fiziğin ilerlemesiyle birlikte birçok filozof bundan etkilenmiş ve materyalist akımın tohumlarını atmıştır. Bunlar, her yerde hareket ve değişiklik bulunmasını, nesnelerin birbirinden ayrı, tek başına değil, birbirleriyle bağımlı olmasından etkilenirler. Zaten bunun diğer adı diyalektiktir.

Antik Yunan'da Heraklitos diye bir adam var. "Diyalektiğin babası" olarak bilinir. Bu adam diyor ki:
"Hiç birşey sabit değildir; herşey akar; aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz, çünkü ırmak ardarda gelen iki an içinde asla aynı ırmak değildir; bir andan diğerine değişmiştir, başka olmuştur."

Yani diyor ki doğada bir evrim var. Herşey değişiyor ve sabit değildir. Örneğin elinizde kırmızı bir elma düşünün. Bu elma, kırmızı elma olmadan önce yeşil bir elmaydı, yeşil bir elma olmadan önce bir çiçekti, çiçek olmadan önce tomurcuktu, tomurcuk olmadan önce şuydu buydu. Bu elma şimdi olduğu gibi yarın da aynı olmayacaktır. Biri gelip kopartırsa çürüyecektir, kopartmazsa bir süre sonra yere düşüp çürümeye mahkum olacaktır vs gibi. Demekki elma aslında hep bir elma olmadı. Elmayı elma yapan olaylar vardır. Ve onu değiştiren bazı olaylar da olacaktır. Biz buna diyalektik diyoruz ve Heraklitos'un bakış açısı buna işaret eder.

Antik Yunan filozoflarından söz etmem gereken diğer filozoflardan biri de Demokritos'tur. Demokritos, maddenin, sonsuz olarak bölünemeyen, nüfuz edilemeyen dolu bir gerçek olduğunu söylüyordu. Parçalar, bir andan sonra bölünemez deniyor ve bu parçalara atom adı veriliyordu(atom yunanca bölünmez anlamına gelir). Bu açıklama -günümüze göre eksiklerini bir tarafa bırakırsak- dünyanın materyalist olarak yapılan ilk açıklaması olması adına önemlidir.

Diğer başka bir önemli isim de Demokritos'un öğrencisi Epiküros'tur. O da hocasından etkilenmiş olmakla birlikte, insanın, tanrı ve ölüm korkusundan kurtulması gerektiğini söylemiştir. Ruhun maddi bir temeli olduğunu ileri sürmüş ve doğa tartışmalarında tanrıyı dışarı bırakmaya çalışmıştır. Ancak buna karşın kilise, Epiküros ve felsefesine olan kini nedeniyle söylemlerini tahrif etmeye kalkmış ve ahlaka aykırı ilan etmiştir.

Tüm bunların dışında öyle bir filozof var ki, yüzyıllar boyunca felsefesi Tüm Yunanistan'a egemen olmuş olan Aristo'dur. Hemen hemen her konu hakkında sayısız kitap yazmış, bunda da o çağın ortaya çıkan yeni bilimlerin yarattığı boşluklardan yararlanmıştır. Bu kişinin bilimsel ve materyalist söylemleri üzerinde durulmamış, hep idealist söylemleriyle anılmıştır. Sonraki yıllarda da insanlar olayları yorumlarken şöyle bir yöntem izleniyordu:

Örneğin herhangi bir fizik olayını araştırmak için Aristo'nun yazdığı parçalar alınıyor, sonra da büyük bir teolog olan Akino Tomas'ın o konu üzerine olan parçaları alınıyor, üçüncü kişi bunları birleştirerek, kendi yorumunu katmadan ortaya tez çıkartıyordu. Bu, ortaçağın skolastik düşünce biçimidir.

Antik Yunan dönemi ile ilgili eklenebilecek bir başka husus da dönemin çok acımasız, sert ve amansız bir baskı olduğu, bu sebeple bilimsel söylemlerin bastırıldığı ve kilisenin sesinin gür çıktığıdır.

Daha sonra devam edeceğim.

No Pasaran
**********

Yararlandığım Kaynaklar:
- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
-Vikipedia
-Ekşisözlük
Sade bunu beğendi.
No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
09 Temmuz 2015
Yaş
37
Mesajlar
290
Seslenildi
59 Mesaj
Etiketlendi
42 Konu
Standart Cevap: Materyalizm Üzerine
15 Kasım 2017
10
Materyalizmin ilk geliştiği ülke İngiltere'dir. Bu ülkede materyalizmin babası Bacon olarak bilinir. Bacon, bilimlerin incelenmesinde, deneysel metodun öncüsü olarak tanınır. Fikirlerin yalnızca nesnelerin görüldüğü yada dokunulduğu için için varolduğunu söylüyordu. Fakat bunu kanıtlayamıyordu.

Fikirlerin deneyimlerden elde edildiğini kanıtlamaya ilk çalışan Locke oldu. Örneğin der ki; ilk masa fikri, insana, daha masa olmadan önce gelmiştir, çünkü o, tecrübesiyle, daha önce de bir ağaç kütüğünü ya da bir taşı masa gibi kullanıyordu.

Fransa'da materyalizm Descartes'tan başlanabilir. Her ne kadar materyalizm üzerinde önemli etkileri olsa da bundan pek söz edilmez. Feodal ideoloji ile dinsel ideolojinin iç içe girdiği o yıllarda gerçeğin tekeli kilisedeydi ve bundan bağımsız bir doğru ileri sürmek mümkün değildi. Descartes buna karşıdır ancak eleştirilerinde dikkatlidir. Kendisi doğanın incelenmesi gerektiğini söylemiş ve eski metodların terk edilmesi gerektiğini düşünmüştür. Bunun yanı sıra Descartes dini kurtarmak da ister ve bu yönüyle de idealisttir.

Onun döneminde "yaşayan hayvanlar niçin vardır?" diye bir soru sorulduğunda, teolojinin hazır cevaplarına uygun olan, "çünkü onları yaşatan bir ilke vardır" diye karşılık verilirdi. Descartes, tersine yaşamın maddede olduğunu savunuyordu. Ayrıca, diğer makinelerin demirden ve tahtadan yapılmış olmaları gibi hayvanların da etten, kastan yapılma makinelerden başka bir şey olmadıklarına inanıyor ve iddia ediyordu. Hatta, ne bu makinelerin, ne de diğerlerinin duyumlarının olmadığını düşünüyordu. Onun felsefesinden etkilenenler manastırda haftalar süren incelemeleri sırasında köpeklere bir şey batırıldığı zaman, şöyle diyorlardı: "Doğa ne kadar iyi yapılmış, acı duyuyorlar sanırsın!"

No Pasaran
* * * * * *


Kaynaklar:

- Vikipedia
- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Evrim ve Sade bunu beğendiler.
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj